Yukarı
173211

Tuzu azaltmanın 7 sırrı

15 Mart 2017 10:46

Tuz, hayatın oluşumunda ve devamlılığında vazgeçilmez bir unsur. Ancak doğru miktarlarda tüketilmediğinde, dostumuz olduğu kadar düşmanımız da… Vücudun su dengesini sağlamada baş role sahip olan tuz, aşırı miktarlarda tüketilirse başta kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon olmak üzere, pek çok hastalığa davetiye çıkarıyor. Bu noktada ailelere, yeni neslin tuz kullanım alışkanlığını henüz bebeklik döneminde sınırlandırmaları tavsiye ediliyor.

Pek çoğumuz henüz tadına bile bakmadan önce yemeklerimize tuz dökmek gibi bir alışkanlığa sahibiz. İnsan yaşamı için hayati bir öneme sahip olmasına rağmen, pek çoğumuz tuzu sadece alışkanlıklarımızdan kurtulamadığımız için bu sıklıkta kullanıyoruz. Bu sebeple, tat alma duyumuzun oluşmasında hiç kuşkusuz oldukça önemli bir yere sahip olan tuz, uzun yıllardır tüm dünyada bir tartışma konusu haline geldi. İçin bulunduğumuz “14-20 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası” kapsamında tuzu hangi miktarda kullanmamız gerektiğine ilişkin pek çok soru gündemdeyken, Medical Park Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Semiha Kaplan tuz kullanımı hakkında merak edilenleri anlattı:

880epsom-tuzu

TÜRKİYE'DE KİŞİ BAŞINA 18 GRAM TUZ TÜKETİLİYOR

Mutfaklarımızda kullandığımız klasik sofra tuzunun, diğer adıysa “sodyum klorür”dür. Bunun yüzde 60'ını klor, yüzde 40'ını sodyum oluşturur. Yüzde 60'ı su olan vücudumuzun su dengesini tuz sağlar, ancak gerektiğinden fazla alınan her gram tuz dengeyi bozmak için yeterlidir. Günlük alınması gereken tuz miktarı ise 0.5 ila 5 gram düzeyindedir. Günlük alınan tuzun yaklaşık dörtte üçü işlenmiş gıdalardan sağlanırken, dörtte biri ise masada yemeğe eklenen tuz ile alınıyor. Vücudun gereksindiğinden daha fazla tüketilen tuz başta hipertansiyon ve damar sertliği olmak üzere, bunlara bağlı birçok kalp ve damar hastalıklarına neden oluyor. Yapılan araştırmalarda Türkiye'de kişi başına tuz tüketiminin günlük 18 gram civarında olduğu görülüyor.

TUZ ALIŞKANLIĞI BEBEKLİKTE KAZANILIYOR

Tuzun hayatımıza olan etkisi çocukluk yaşlarına dayanmaktadır. Damak zevkimiz, çocukluk döneminde ailemizin damak zevki ile şekillenmektedir. Çocuklarımızı bebeklikten itibaren az tuzlu bir beslenme ile eğitirsek gelecekte tuzun neden olabileceği hipertansiyon ve kalp hastalıklarından korunmasında yardımcı olmuş oluruz. Bu konuda kesin bir süre vermek çok doğru olmasa da şu bir gerçek ki, kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon açısından var olan önemli risk faktörlerinden biri de aşırı tuz tüketimidir. Bu hastalıklar beraberinde böbrek hastalıklarını da getirmektedir. Diğer önemli hastalıklar ise mide kanseri gelişimi, böbrek taşı, kemik erimesi (osteoporoz) astım atakları ve beyin damar hastalıklarıdır.

iyotlu-tuz

TUZ TÜKETİMİNİ AZALTMANIN 7 SIRRI

1- Taze sebze ve meyve tüketimini artırmalı, fast food tüketimini azaltmalı hatta mümkünse ortadan kaldırmalıyız.
2- Yemeklerimize tuzu aratmayacak taze baharatlar ile çeşitlendirebiliriz. Nane, kekik, maydanoz, dereotu, fesleğen gibi baharatlar bu ihtiyacı giderebilir.
3- Alışveriş yaparken aldığımız ürünlerin üzerlerindeki tuz oranlarına dikkat etmeliyiz.
4- Tuz oranı yüksek olan, turşu, ketçap, mayonez, zeytin, tuzlu peynir gibi gıdaların tüketimine dikkat etmeliyiz.
5- Patates, pancar, muz, kuru fasulye gibi potasyum yönünden yüksek gıdaların tüketimini artırabiliriz. (Bazı bireyler için fazla potasyum tüketimi zararlı olabilir. Özellikle böbrek rahatsızlığı veya daha başka sağlık sorunları olan kişiler tuz yerine geçen maddeleri kullanmadan önce doktora danışmalıdırlar)
6- Tuz oranı yüksek olan kavrulmuş kuruyemişleri değil taze olanları tüketmek daha sağlıklıdır.
7- En önemlisi de tuzu keserken birden bire değil azaltarak yapınız; yeme zevkiniz bozulursa tuzu kesmek ıstırap gibi olabilir.

İYOTLU TUZ MU? İYOTSUZ TUZ MU?

limon-tuz

İyotlu tuz, iyot eklenmiş sofra tuzudur. İyot vücudun enerji harcama hızını etkileyen ve bir tiroit hormonu olan tiroksinin yapısında yer alır. Yeterli miktarda iyot alınmazsa, vücut yeterli tiroksini üretemez. Bunun sonucunda vücudunuzun enerjiyi harcama hızı azalır ve kilo artışı sorun olmaya başlayabilir. Guatr oluşumunda esas etken yetersiz iyot alımıdır. Ülkemiz için önemli bir sağlık sorunudur. Ülkemizde Ege, Karadeniz ve Akdeniz'in iç kısımları, Doğu ve İç Anadolu'da bazı yerlerin endemik guatr bölgesi olduğu bildirilmektedir. Basit guatr oluştuktan sonra iyotlu tuz kullanımının etkisi yoktur. İyotlu tuz, hastalığın oluşmasını ve gelişmesini önlemektedir. İyotlu tuzun 1 gramında yaklaşık 70 mikrogram iyot vardır. İyot yetersizliğinin yol açtığı bir diğer hastalık da Kretinizm'dir. Bu hastalık, gebeliği süresince yetersiz miktarda iyot alan annelerden doğan çocuklarda görülen bir hastalıktır. Zekâ geriliği, spastik motor bozukluğu, kas erimesi, işitme ve konuşma engeli, konuşma ve öğrenme güçlüğü gibi rahatsızlıklarla ilişkilidir.

TUZ YEMEK PİŞTİKTEN SONRA EKLENMELİ

İyot yetersizliği; dünyada önlenebilir zekâ geriliği ve beyin hasarının en temel nedenidir. Önemli bir halk sağlığı sorunudur. İyot yetersizliği sorununun önlenmesi; kolay ve ucuzdur. Pişirme sırasında iyot kaybı olur, bu nedenle tuz yemeklere pişirme sonrası eklenmelidir. Saklama sırasında oluşacak iyot kaybını önlemek için; iyotlu tuz, serin, kuru, ışıksız ortamda ve koyu renkli cam kaplarda saklanmalıdır.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Pasif içicilikten korunma yolları

Yapılan çalışmalara göre Türkiye’de yılda 17 bine yakın kişinin ölüm nedeninin pasif tütün içiciliğine bağlı hastalıklardan olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, kapı ya da pencere açmak, aspira...

Kuru temizlemede büyük tehlike

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası yazılı bir açıklama yaparak, kuru temizleme sistemlerinin tehlike saçtığına dikkat çekti. Lekelerin çıkartılmasında kullanılan "Perkloretilen" isimli klo...


O listede Türkiye 4. sırada!

Türkiye dünyanın en obez ülkeleri sıralamasında dördüncü sırada yer aldı.Türkiye nüfusunun 3’te biri obez iken, 3’te biri aşırı kilolu diğer 3’te birlik kısım ise normal kilolu olarak kay...

Erken ölüm riskini azaltıyor

Kuruyemiş yemenin aynı zamanda kalp hastalığı, kardiyovasküler hastalıklar ve diyabet riskini de düşürebileceği belirtildi. The Express’in haberinde, haftada üç porsiyon kuruyemiş tüketen...


Geçmeyen omuz ağrısına dikkat

Geçmeyen omuz ağrıları ülkemizin yanı sıra dünyada da pek çok kişinin muzdarip olduğu önemli bir sorun. Günümüzde her 4 çalışandan birinde görülen omuz ağrıları, kişinin günlük hayatını z...

'Ekmeksiz diyet olmaz'

Samsun'da Beslenme ve Diyetetik Uzmanı İrem Damancıoğlu, ekmeksiz diyet olmayacağını savunarak, "Ekmeği kes zayıflarsın" sözünün hiçbir bilimsel dayanağının olmadığını ifade etti.


Onlarsız da yaşayabileceğiniz 7 organ

İnsan vücudu inanılmaz derecede esnektir. Yarım litre kan bağışı yaptığınızda, yaklaşık 3.5 trilyon kırmızı kan hücresi kaybedersiniz ancak vücudunuz hızlı bir şekilde yenilerini üretir. ...

Bir kere bile sigara içtiyseniz...

Tütün bağımlılığı üzerine yapılan geniş çaplı bir araştırma, "bir kez dahi sigara içen kişilerin yüzde 69'unun sigara kullanıcısına dönüştüğünü" ortaya koydu.


Bağırsak floranızı koruyun

Modern dünyada sıklıkla maruz kalınan paketli ve işlenmiş gıdalar, ağrı kesiciler, uyku düzensizlikleri ve stres, bağırsak florasının bozulmasına sebep oluyor. Beslenme Danışmanı Uz. Dyt....

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Eda Erol oyuncu oluyor

Türkücü Alişan ile evliliğin eşiğinden dönen Eda Erol, kariyer yolculuğunda atacağı adımlar için oyunculuğu seçti. Sunucu Esra Erol’un kardeşi Eda Erol oyunculuğa ilk adımını Kanal 7'de e...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Pasif içicilikten korunma yolları

Yapılan çalışmalara göre Türkiye’de yılda 17 bine yakın kişinin ölüm nedeninin pasif tütün içiciliğine bağlı hastalıklardan olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, kapı ya da pencere açmak, aspiratör ve klima çalıştırmak, başka bir odada tütün tüketmek gibi hiçbir yöntemin pasif içiciliğe engel olmadığını söyledi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR