Yukarı
256612

Selahattin Demirtaş'tan 'yeni parti' yorumu

14 Ağustos 2019 09:31

Edirne Cezaevi’nde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 18 Eylül’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) görülecek duruşma öncesinde BirGün'den Hüseyin Şimşek'in sorularını yanıtladı.

AİHM’den hak ihlaline yönelik karar çıkmasını beklediklerini ifade eden Demirtaş, “Bizim hukuki argümanlarımız son derece güçlü, delilli, belgelidir. AİHM şaşırtıcı bir kararla kendi içtihatlarından sapmazsa AKP hükümeti aleyhine ihlal kararları çıkacağına inanıyorum” dedi.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın AKP içerisinde yaşanan “kavga”dan Kazdağları ile gündeme gelen çevre katliamlarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

AİHM’de 18 Eylül tarihinde görülecek duruşma öncesinde özgürlüğünüzü talep eden bir sosyal medya kampanyası başlatıldı. Dünya listelerine ilk beşe giren bu kampanyada dört bir yandan birçok insanın desteğini aldınız. Bu kampanya hakkında neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de binlerce siyasi tutsağın hukuk dışı bir şekilde cezaevlerinde tutulduğunu sadece Türkiye toplumu değil, dünya kamuoyu da yakından biliyor. Otoriter AKP rejimi, başını deve kuşu gibi kuma gömerek hakikatlerden kaçmaya çalışsa da herkes Türkiye’deki faşizan yönetim anlayışının yarattığı zulümlerin farkındadır. Bu nedenle, benim adımı sembolleştirilen, bütün siyasi tutsakların özgürlüğünü isteyen kampanyalar, demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak ele alınmalıdır. Demokrasi ve özgürlük mücadelesi gelişmeden siyasi tutsakların özgür olması da mümkün değildir. Bizim özgürlüğümüz ve kaderimiz, halkın özgürlüğüyle doğrudan bağlıdır.

Siyasi tutsaklara özgürlük kampanyasına destek veren herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Bulundukları her yerde faşizmin geriletilmesi ve demokratik bir Türkiye için mücadelelerini yükseltmeye davet ediyorum.

KARARI TANIMAK ZORUNDALAR

Yaklaşan AİHM duruşmasını değerlendirir misiniz? Ne gibi bir karar çıkmasını bekliyorsunuz? İç hukuk ve iktidar bu karara “saygı” duyar mı?

Bir defa şunu açıkça belirtmemiz gerekir ki dünyada politik etkilerden ve baskılardan bağımsız çalışabilen hiçbir mahkeme yoktur. AİHM’in de özellikle son birkaç yıldır Avrupa’daki siyasi ve ekonomik gelişmelerden etkilenen kararlar verdiğini veya karar vermeyi geciktirdiğini görebiliyoruz. Avrupalı kurumların, mülteciler konusunda Türkiye ile iyi geçinebilmek için AB değerlerinden uzak, ilkesiz tutumlar içine girdiğini gözlemleyebiliyoruz. Her ne kadar AİHM bunlardan en az etkilenen kurum olsa da, hiç etkilenmediğini söylememek doğru olmaz.

AİHM’nin alt dairesi, 20 Kasım 2018 tarihinde tahliyeme karar vermiş olmasına rağmen, AKP rejiminin açık ve baskı tehditleri nedeniyle, mahkeme bu kararı uygulamadı. Biz de hükümet de AHİM’e itiraz edince, Büyük Daire duruşma yapmaya karar verdi. Bizim hukuki argümanlarımız son derece güçlü, delilli, belgelidir. AİHM şaşırtıcı bir kararla kendi içtihatlarından sapmazsa AKP hükümeti aleyhine ihlal kararları çıkacağına inanıyorum. Böylesi bir karar, hem Türkiye’de yargıya ve parlamentoya yol gösterici olacak hem de Avrupa’da giderek büyüyen otoriterleşme tehdidine verilmiş önemli bir cevap olacaktır.

Türkiye’de mahkemelerin AİHM ve AYM kararlarını tanımama gibi bir yetkileri yoktur. AKP iktidarının ise hesabına gelmeyen hiçbir yargı kararına saygı göstermediğini ve göstermeyeceğini geçmişteki pratiklerinden biliyoruz. Ancak bizim de hukuki ve siyasi mücadelemiz her koşulda devam edecektir. Yine AİHM’nin benimle ilgili vereceği karar, tutuklu yüzlerce siyasetçi için emsal olacaktır.

HDP, önceki hafta Merkezi Örgütlenme Konferansını düzenledi. Kongre sürecine kadar çeşitli buluşmalar gerçekleştirilecek. Geride kalan konferansı ve buradaki katkıları ne şekilde yorumlarsınız?

HDP, kendini kesintisiz bir şekilde özeleştiriye açık tutan bir partidir. Sadece seçim süreçlerinde değil, her dönemde parti örgütü ve halkla ilişkiler mutlaka masaya yatırılır. 2020’nin başlarında yapılması düşünülen HDP Büyük Kongresi öncesinde, örgütlenme sorunları başta olmak üzere yaşanan tüm sorunlar açık yüreklilikle, cesaretle tartışılmış ve önemli sonuçlara ulaşılmıştır.

Halkın, siyasetin öznesi haline gelebilmesi, siyasete doğrudan katılım mekanizmaları, parti içi demokrasi, yerel yönetimlerde hizmet odaklı demokratik hamleler, kadınların ve gençlerin siyasete daha aktif katılmaları, yeni anayasa ve demokrasi ittifaklarıyla birlikte savaşa karşı barış mücadelesinin yükseltilmesi konularında ciddi kararlaşmalara gidilmiştir.

Tüm parti kadrolarımızın, ama özellikle HDP’yi emeğiyle, alınteriyle, canı ile var etmiş halkımızın bu kararlara mutlaka sahip çıkması ve uygulamaları takip etmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde HDP’nin barış ve çözüm odaklı politikasını büyüteceğine inanıyorum. Geleceğin “Demokratik Cumhuriyeti” HDP’siz inşa edilemez. Eminim ki HDP de buna hazır olacaktır.

YENİ PARTİ YORUMU

AKP içerisindeki muhalif oluşum, sıcak siyasetin ilk gündem maddeleri arasında yer alıyor. Babacan yayımladığı son bildiride, “ileri demokrasi” vurgusu yaptı. AKP kurucusunun bu değerlendirmelerini nasıl yorumluyorsunuz? AKP içerisinden çıkan oluşumların ileri demokrasi vaadi ne derece tutarlıdır?

AKP’den ayrılarak parti kuracaklarını söyleyen kesimlerin nasıl bir program ve kadroyla yola çıkacaklarını bilmiyoruz. Bunların AKP tabanını etkileme gücünün olup olamayacağı da belli değil. Ancak ileri demokrasinin adresi olmayacaklarını şimdiden söyleyebiliriz. Merkezinde sol hareketlerin olduğu bir demokrasi bloku dışında hiçbir alternatif ne gerçekçi olabilir ne de umut.

Ancak yine de merkez sağda, otoriter faşizan AKP-MHP blokunun içinden liberal bir sağ çizginin çıkması, faşizmi geriletmek açısından önemli olabilir. HDP her halükârda demokrasi ve barış çizgisinde ısrarcı olacaktır.

Burada kritik konumda olan CHP’dir. CHP, demokrasi bloğuna yüzeysel ve pragmatik yaklaşmaktan vazgeçerek açık, şeffaf ve ilkeli bir demokrasi blokunun parçası olmalıdır. Bunu geciktirir veya tedirgin yaklaşmaya devam ederse bundan faşizm kazançlı çıkacaktır.

Suriye’de barış koridoru ve güvenli bölge tartışmaları sürüyor. “Fırat'ın doğusuna operasyon” da iktidar tarafından dillendiriliyor. Bu söylemi neye bağlıyorsunuz? Öte yandan Suriye'ye yeni bir müdahale ne gibi sonuçlar doğurur?

Türkiye’nin Suriye politikası ilk gün de yanlıştı şimdi de yanlış. Siz bir dış politikayı, sadece birilerinin kaybetmesi üzerine, yani Kürtler ve Esad’ın kaybetmesi üzerine kurarsanız zaten baştan kaybetmişsiniz demektir. Türkiye’nin Suriye politikası birilerine kaybettirmek değil, Türkiye’ye kazandırmak olmalıydı. Bunun da en akıllıca yolu, Kürtler ve Esad dahil, Suriye’deki bütün kesimlerle diyalog kurabilme kapasitesini canlı tutmak olmalıydı.

Ama ırkçı, mezhepçi ve yayılmacı dış politika anlayışı, Türkiye’yi Suriye’de cihatçıları desteklemeye kadar götürdü. Suriyeli Kürtler işbirliği için gözünü Türkiye’ye dikmişken AKP iktidarı cihatçılarla işbirliği yapmayı tercih etti. Bu da, Kürtleri adım adım ABD ve Rusya’ya doğru itmiş oldu.

Bugün imkânsız gibi görünen ama en gerçekçi, en mantıklı ve kazandırıcı olan şey Suriyeli Kürtler ile Türkiye’nin doğrudan görüşmesi ve işbirliğine gitmesidir. Savaş ve işgal girişimleri Türkiye’yi çok daha büyük tehditlere açık hale getirir. Savaş ısrarından vazgeçip Suriyeli Kürtlerle diyalog ve işbirliği ortamı geliştirilmelidir. Umarım CHP’nin yapacağı Suriye Konferansı’nda da Kürtler görmezden gelinmez. PYD’nin davet edilmemesini anlayabiliyorum ancak Kürtler bir şekilde kendilerini o konferansta açıklayabilmelidir.

TÜRKİYE'NİN DOĞASI İNSAFSIZCA SATILIYOR

Kazdağları ile birlikte, doğa katliamına yol açan projeler kamuoyunun gündeminde daha çok yer almaya başladı. Siz bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP iktidarı, kapitalizmin ve neoliberalizmin 20-30 yıl önceki en vahşi halini kendi ülkesinde uyguluyor. Almanya, Fransa, İngiltere, Kanada, Japonya gibi ülkeler dahil, çok sayıda kapitalist devlet, kendi ülkelerindeki doğa katliamlarını en aza indirecek tedbirleri alarak risklerin tamamını 3’üncü dünya ülkelerine havale etti.

Siz bugün Kanada’da bu kadar acımasızca ağaç kesip böylesine tehlikeli bir şekilde altın arayamazsınız. Ama Kanadalılar bunu Türkiye’de rahatlıkla yapabilirler. Bugün artık Türkiye’nin bütün doğal güzellikleri utanmazca, insafsızca sermayeye peşkeş çekilmektedir.

İşin daha hazin ve vahim tarafı ise AKP iktidarının bu yolla yabancı sermayeyi ülkeye çekmiş olmayı başarı hikayesi gibi sunmasıdır.

Neoliberalizmin kesintisiz büyüme ve aşırı tüketime dayalı işleyişi, doğanın tüm kaynaklarını da sermayenin hizmetine sunmaktan çekinmez. Mevcut ekonomik kriz derinleştikçe, AKP iktidarı daha ağır ekolojik felaketlere yol açacak peşkeşleri sürdürecektir.

Oysa onurlu bir yaşam için, yeteri kadar gelir için, işsizliğin önlenmesi için kapitalizme mecbur değiliz.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Meteorolojiden yağış uyarısı

Meteoroloji 14. Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamada, bölge genelinde havanın parçalı ve çok bulutlu, karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceğinin tahmin edildiği belirtildi. Açıklam...

Psikopatın 4 sayfalık ifadesi ortaya çıktı!

Ceren Özdemir'in katili Özgür Arduç, Ordu'daki 3 günlük insan avını polise verdiği ifadede anlattı. Psikopat katil "Önüme çıkanı öldürmek istiyordum" dedi. Ordu'da, evinin bulunduğu ap...


İşte dünyanın konuştuğu harita

Türkiye'nin Libya ile imzaladığı Doğu Akdeniz'de ikiülke arasındaki deniz sınırlarını belirleyen ve özellikle komşu ülkeleri panikleten haritanın detayları hükümetin anlaşmayı TBMM'ye taş...

Libya mutabakatı meclisten vize aldı

Türkiye ile Libya arasında imzalanan ‘Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması’na ilişkin ‘Mutabakat Muhtırası’ Meclis Genel Kurulu tarafından onaylandı. Mutabakat muhtırasına...


AKP'li belediyede skandal ceza!

AKP'li Güngören Belediyesi'nin Başkan Yardımcısı Veysel İpekçi, "kendisini görüp ayağa kalkmadı" diye belediyede çalışan bir şoföre "tuvalet önünde oturma" cezası verdi. AKP'li Güngöre...

Melih Gökçek filo kurmuş!

Eski Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Melih Gökçek’in, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne 15 uçak ve bir helikopterden oluşan bir filo kurduğu, daha sonra ise bu uçak ve helikopter...


AYM, Atatürk’ün vasiyetini bulamadı

Anayasa Mahkemesi (AYM), Atatürk Orman Çiftliği’nde (AOÇ), Atatürk’ün şartlı bağış kaydına rastlanmadığını açıkladı. AYM, AOÇ arazilerinin farklı amaçlarla kullanılıp, kiraya verilmesi...

Ceren, bugün 21'inci yaşını kutlayacaktı

ORDU'da bir cinayet sonucu hayatını kaybeden Ceren Özdemir, öldürülmeseydi bugün 21'inci yaş gününü kutlayacaktı. Ceren Özdemir'in doğum gününde sosyal medyada binlerce takipçi, fotoğrafl...


Demirtaş'ın avukatı: Kalp krizi yüksek...

Avukat Mahsuni Karaman, üç yıldır tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın sağlık durumuyla ilgili son durumu Şirin Payzın'a anlattı. Demirtaş, Edirne'de F Tipi C...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Ece Erken ikinci çocuğu istiyor!

En son yüksek gelen elektrik faturasına yaptığı itirazla gündeme gelen sunucu Ece Erken, bir takipçisi ile sosyal medya üzerinden yaptığı yazışmada ikinci kez anne olmak istediğinden bahs...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

İlacı bol suyla için!

​Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Klinik Eczacılık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Sancar, "Akılcı İlaç Kullanımı ve Klinik Eczacılık" konulu konferansa konuşmacı olarak katıldı. Akılcı ilaç kullanımıyla verilen tedavinin en etkin ve sağlıklı şekilde uygulandığını anlatan Sancar, ilacı doğru kullanmanın uygulanan tedavinin sonuca ulaşmasında önemli rol oynadığını vurguladı...

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR