Yukarı
337558

Modern toplum uyku alışkanlıklarını nasıl değiştirdi? 8 saat uyku vazgeçilmez bir ihtiyaç mı?

19 Ekim 2021 16:04

Antropologlar, sanayi öncesi Avrupa'da iki modlu uykunun norm olarak kabul edildiğine dair kanıtlar buldular. Bulgulara göre o döneme kadar uyku başlangıcı, belirli bir yatma saatine göre değil, yapılacak işlerin olup olmamasına göre belirleniyordu. Bu uyanıklık döneminde insanlar rahatlar, rüyalarını düşünür ya da şehvetle vakit geçirirdi. Bazıları ay ışığına veya kandillere güvenerek dikiş dikmek, odun kesmek veya okumak gibi faaliyetlerde bulunurdu.Birinci ve ikinci uykuya ilişkin referansların 17. yüzyılın sonlarında Kuzey Avrupa’daki üst sınıflarda kaybolmaya başladığı ve sonraki 200 yıl içinde Batı toplumunun geri kalanına aktarıldığı düşünülüyor. Günümüze kadar uzayan bu alışkanlık bireylere her gece birleştirilmiş bir uyku (en az 8 saat deliksiz uyku önermesi gibi) almaları gerektiği konusunda gereksiz bir baskı uyguluyor ve bu da uykuyla ilgili endişeyi artırıp sorunu devam ettiriyor.

Uykunun biyolojik temeli
İki fazlı uykunu günümüz toplumunda özellikle öğleden sonra siesta yapan kültürlerde belirgindir. Çünkü vücut saatimiz öğleden sonra erken saatlerde uyanıklıkta çok iyi performans gösteremediğimiz bir hale gelir. Eğer yapabiliyorsak öğle yemeği sonrası şekerleme ile bu ihtiyacı karşılarız. 1990’ların başında, psikiyatrist Thomas Wehr bir grup insanı kısa bir fotoperiyoda maruz bıraktığı bir laboratuvar deneyi yaptı – yani, bir ay boyunca tipik sekiz saat yerine her gün 14 saat karanlıkta bırakıldılar. Deneye katılanların uykularının düzenlenmesi biraz zaman aldı, ancak dördüncü haftaya kadar belirgin bir iki fazlı uyku düzeni ortaya çıktı. Önce dört saat uyudular, sonra bir ila üç saat uyandılar ve ikinci dört saatlik uykuya daldılar. Bu bulgu, iki fazlı uykunun biyolojik temelli doğal bir süreç olduğunu göstermektedir.

İki fazlı uyku nedir? Nasıl uygulanır?
Günümüz toplumu genellikle bu tür bir esnekliğe izin vermez. Bu nedenle günümüzün uyku/uyanıklık programlarına uymak zorunda kalırız. Gündüz hiç uyumadan en az 8 saat çalışmamız gerekir, örneğin. Genellikle yedi – dokuz saatlik kesintisiz bir uykunun yenilenmiş hissetmek için en iyisi olduğu belirtilmektedir. Ancak, 24 saatlik dış aydınlık/karanlık döngüsüyle uyumsuz olduğumuz için böyle bir program anatomik ritimlerimize uymayabilir. (24 saatlik dış aydınlık/karanlık döngüsüne uyan canlılar güneşin doğuşuyla uyanır; batışıyla uyurlar. Biz insanlar elektrik sayesinde bu döngüyü fazlasıyla esnetir durumdayız.)

İki fazlı uyku programını başarılı bir şekilde sürdürmek için, zamanlamayı doğru ayarlamak gerekir. Doğru zamanda uyumak, uyku için güçlü bir dürtü olduğunda ve hızlı bir şekilde uykuya dalabileceğimiz zamanlarda uyumak demektir. Günümüz toplumda imkanı olan bazı kişiler, gün boyunca uykululuğun arttığı ve üretkenliğin azaldığı uzun bir uyanıklık süresi yerine, gün boyunca iki dönem artan aktivite, yaratıcılık ve uyanıklık sağladığı için bu tür bir programı benimsemiştir. Bunu desteklemek için, şekerlemelerin hafıza ve öğrenme için önemli faydaları olabileceğini, uyanıklığımızı artırabileceğini ve ruh halimizi iyileştirebileceğini gösteren kanıtlar var. Bazıları, uyku bozukluklarının vücudun bölünmüş uyku için doğal tercihinden kaynaklandığına inanıyor. Bu nedenle, bölünmüş uyku programları bazı insanlar için daha doğal bir ritim olabilir.

İki fazlı uyku ve vardiyalı çalışma
Bölünmüş uyku programları, son zamanlarda sürekli gece vardiyasında çalışmaya potansiyel bir alternatif olarak ortaya çıkmaya başladı. Geceleri çalışmak, uzun süreli uyanıklık (genellikle sekiz ila 12 saatlik vardiyalarda çalışmak) ve sirkadiyen uyumsuzluk (gecenin normalde uykuda olacağınız bir saatinde çalışmak) gibi sorunlar doğurur. Vardiyalı çalışanlar sıklıkla işyerinde yorgunluk ve azalan verimlilikten şikayet ederler ve obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gibi kronik hastalıklar için yüksek risk altındadırlar.

Bazı endüstriler zamanla daha az uykusuzluk çekilmesini hedefleyerek daha kısa ama daha sık uyku fırsatlarına sahip programları benimsemiştir. Örneğin, altı saat açık/altı saat izin, dört saat açık/sekiz saat izin ve sekiz saat açık/sekiz saat izin, vardiyada geçirilen süreyi sınırlandırır ve uzun süreli uyanıklık sürelerini azaltır. Bölünmüş uyku/çalışma programları, günü birden çok çalışma/dinlenme döngüsüne böler, böylece çalışanlar her 24 saatte bir kısa mesai dışı sürelerle bölünmüş birden çok kısa vardiyada çalışır.

24 saatte yeterli uyku süresini koruyan bölünmüş vardiya programları uyku, performans ve güvenlik için faydalı olabilir. Son zamanlarda yapılan birkaç çalışma, 24 saatlik toplam uyku süresi (24 saatte yaklaşık yedi – sekiz saatlik toplam uyku süresi) korunursa, bölünmüş uykunun tek bir büyük uykuya kıyasla performans açısından karşılaştırılabilir faydalar sağladığını bulmuştur .

Ancak, beklendiği gibi, uyanma ve işe başlama saatleri sabahın erken saatlerinde ise performans ve güvenlik yine de bozulabilir ve bu programların sağlık için herhangi bir fayda sağlayıp sağlamadığını ve kronik hastalık riskini azaltıp azaltmadığını bilmiyoruz. Sanayi öncesi atalarımızdan iki modlu uyku düzenine bir geri dönüş olsa belki de modern bir endüstriyel ortamda çok daha iyi çalışılacaktır. İnsanoğlu olarak bu soruların cevabını ilerleyen on-yıllarda alacak gibi duruyoruz.

Kaynak: theconversation.com



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Hamilelere aşının yanı sıra D vitamini takviyesi de şart

Prof. Dr. Kavak, pandemi sürecinde hamileler için aşı kadar D vitamini desteğinin de büyük önem taşıdığını belirtti…

“Pfizer aşısı Omicron’a karşı kısmi koruma sağlıyor”

Bütün dünya yeni corona varyantı Omicron’un paniğini yaşarken Güney Afrika yeni bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Araştırmaya göre, Pfizer/BioNTech aşısının Omicron varyantına karşı ...


Bilim insanları koronavirüsü önleyen sakız geliştirdi

İki yıldır tüm dünyanın savaştığı koronavirüsle ilgili araştırmalar devam ederken hastalıkla ilgili mücadelede yeni bir yöntem gündeme geldi. ABD'li bilim insanları tarafından virüsün bul...

Covid-19’a yakalanan diyabetliler için yol haritası

Covid-19’un diyabeti olanlarda daha ağır seyrettiğini hatırlatan Keskin, hastaların dikkat etmesi gereken noktalara değindi… Uzmanlar, Covid-19'un ilk ortaya çıktığı günden bu yana diyabe...


Yanlışlıkla Pfizer aşısı yapılan bebekler hastaneye kaldırıldı

​Brezilya'da bir sağlık skandalıyla çalkalanıyor... Yeni doğmuş iki bebeğe tetanos ve hepatit B aşısı yerine Pfizer/BioNTech aşısı yapıldığı ortaya çıktı. Çocuklar hastaneye kaldırıldı. ...

Bu ilaçların satışı arttı! Sağlık 'kırmızı' alarm!

Türkiye'de son 5 yılda kırmızı reçete ile satılan ve uyuşturucu niteliğindeki ilaçları kullanan hasta sayısı arttı. 2017 yılında 717 bin 194 ilaç kullanılırken 2021 yılının ilk 9 ayında i...


Kansızlığın 3 büyük tehlikesi

Kansızlığın teşhis ve tedavisinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Erk, “Bu sorun insanı hasta eder, erken yaşlandırır ve öldürebilir” dedi...

'Omicron' varyantının kaynağı fareler mi?

Corona virüsü salgınının mutasyona uğramış varyantı Omicron ile ilgili teoriler ve endişeler artıyor... Yeni mutasyonu ilk tespit eden bilim insanlarından Sikhulile Moyo açıklamalarda bul...


Omicron varyantı çocukları etkiliyor mu?

Omicron varyantının ortaya çıkmasından bu yana Güney Afrika Cumhuriyeti'nde hastaneye yatırılan küçük yaştaki çocukların sayısı doktorların verdiği bilgilere göre belirgin şekilde arttı. ...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Pelin Öztekin'den oryantal şov!

Oyuncu Pelin Öztekin yakın arkadaşlarıyla bir araya geldi. Gecede hünerlerini sergileyen grup oryantal dans yaptı. Son yıllarda verdiği kilolarla sık sık gündeme gelen oyuncu Pelin Özteki...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Hamilelere aşının yanı sıra D vitamini takviyesi de şart

Prof. Dr. Kavak, pandemi sürecinde hamileler için aşı kadar D vitamini desteğinin de büyük önem taşıdığını belirtti…

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR