Yukarı
1

Sinan Kara

Amaç, Kalenin surlarında bir gedik açmak mı?

13 Nisan, 2018

   Önceki gün “Mahmut Özgener AKP Projesi midir?” başlığı altında bir yazı kaleme almıştım. Bu yazıya inanılmaz derecede “olumlu” tepkiler geldi. Ancak kamuoyunda, konunun çok daha vahim boyutlarının olduğuna dair endişeler var. O nedenle ikinci bir yazıyı kaleme almak farz oldu.

   Nedir bu endişeler?

   Örneğin Özgener’in adaylığının konjonktürel açıdan, kendiliğinden oluşmuş masumane bir adaylık olmadığı anlaşılıyor.

   Nasıl mı?

   Bu AKP (dolaylı olarak Hükümet) destekli proje, öyle anlaşılıyor ki etik açıdan normal seyrinde ilerlemiyor. Yani oy istemek için, salt oy verecekleri arayıp “İzmir’e şunları kazandıracağım, İzmir hak ettiği yere gelecek” vaadinin çok çok ötesinde bir durum var ortada.

   İşin içerisine siyaset girmiş durumda. Hem de en acımasız ve en kapsamlısından. Şimdi denilecek ki, bu tür kurumlar siyaset dışında tutulamaz. Doğru, ama başlı başına bir siyaset anlayışı böyle kurumları da esir almamalı. Mesela 25 yıldır o koltuğa çivi çakan ve artık o koltuğu bırakması elzem haline gelen Demirtaş için CHP’li diyebilir misiniz?

   Ben asla demem çünkü öyle değil!

   Dönemin ruhuna göre davranan birisi. O gün koşullar neyi gerektiriyorsa o minvalde hareket eden bir yapıya sahip olduğunu, uygulamalarından da yeterince biliyoruz.

   Ama şu yaşanan seçim sürecinde hiçte iyiye işaret eden gelişmeler yaşanmıyor. Çünkü, bütün gücü ile Hükümet kurumları devrede. Bırakın AKP’nin siyasal imkânlarını, sıkı biçimde işin içerisine bazı resmi daire müdürlüklerinin girdiğine dair ciddi iddialar var.

   Bu kurumların arasında İl Milli Eğitim, Aile Sosyal ve Politikalar İl Müdürlüğü, Maliye, İl Sağlık, İl Ziraat Müdürlüğünün isimleri geçiyor. Bu yöntemlerle delegelere zorla “Özgener’i destekleyeceğim” belgesi imzalattırdığına dair duyumlar var. Şimdilik bizim öğrenebildiklerimiz bu kadar. Ama fazlası var eksiği yok.

   Ve iddia odur ki, bu Kurumlardan kendisini “Devlet adına” yetkili gören birilerinin, bağlantılı şirketler aracılığıyla bazı işadamlarına baskı kurduğu yönünde. İzlenen taktik; Ya bizi destekleyecek veya yok olacak

   İzmir Ticaret Odası seçimlerinin, doğal süreci içerisinde yaşanan bir seçimin ötesine taştığı anlaşılıyor. Kendisini derebeyi olarak gören veya görevlendirilen birileri “Devlet’in gücünü” AKP’nin siyasi emellerine araç edinmiş durumda. Ama iyi bilinmelidir ki, böylesine baskılar kesinlikle geri teper.

   Çünkü İzmir bu tür antidemokratik yöntemlere, hiç mi hiç alışık değil. Yani, etki/tepki empatisini yapabilecek en kadim kenttir İzmir! 

   Sayın Özgener bu tür etik dışı yöntemlerle o koltuğa oturacaksa, bence hiç oturmasın daha iyi. Çünkü şimdiden şaibeli hale gelmiş bir seçimin, ne kendisine ne bu kente hiçbir hayrı olmaz. Ayrıca bu pervasızlığın “şirin gözükmek adına” davul zurna konsepti içerisinde yapılması da akıllara zarar bir durum.

   Bakın özellikle şunu söylememde yarar var. İzmir Ticaret Odası Başkanlığını Demirtaş veya Özgener’den birisi kazanabilir. Veya her ikisine de karşı olan, başka bir B planına ihtiyaç duyulabilir. Her ne olursa olsun, bu durum kişiler açısından hiç mi hiç umurumda değil. On beş yıldır bu kentte gazetecilik yapan birisi olarak, ne Demirtaş ile ne Özgener ile bırakın bir çay içmeyi, selamlaşmam dahi olmamıştır. Her ikisini de tanımam etmem. Ama buradaki itirazım, uygulanan “demokrasi dışı ve baskıcı” yöntemedir. Çünkü İzmir, böyle bir yöntemi şimdiye kadar kabul etmeyen, bundan sonrasında da etmeyecek bir kenttir.

   Ayrıca şunu da söylemeden geçmeyeyim.

   AKP yerelde CHP’nin kale olarak gördüğü bir Kentin surlarında gedik açmak için, kendi açısından başlangıç olarak İZTO’yu görebilir. Elbette bunda hiçbir sakınca yok. Ancak iyi bilinmelidir ki, bunun yolu; temiz bir seçim, hizmet, hoşgörü, demokrasi, Cumhuriyet değerleri ve çağdaş Atatürk ilkelerinden geçer. AKP, bu kriterlerin önemini İzmir’de geçmişte yaşayan bir partidir. Buna rağmen ders çıkaramıyorsa, şimdiden tekrar geçmiş olsun demekten başka elden bir şey gelmez.

   Son olarak burada bir eleştiri de CHP’ye yapmak gerekir. Bunca rezaletin döndüğü bir yerde, sessiz kalmakta neyin nesidir böyle?

   Yoksa kişisel beklenti içerisinde olanlar mı var?!



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

1 yıl 8 ay hapsi isteniyor

Ünlü yönetmen Sinan Çetin'in oğlu Rüzgar Çetin, 2011 yılında bir barda karıştığı kavga nedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, denetim süresi içinde başka bir su...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Yaz ayında güneş gözlüklerine dikkat

Op.Dr. Şeyda Atabay, yaz ayında güneş gözlüklerine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Şeyda Atabay, “Açık renkli kişiler güneşten daha fazla etkilenmektedir. Bu açık renk gözlü kişilerdeki göz iris pigmentinin az olması ve ışığı fazlaca geçirmesinden dolayıdır.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR