Yukarı
  • Dollar d8797bc80763a6ccec78dddd4bc4d62f1e9180a5f577e4fe50a07f9c32223796 DOLAR 3.616
  • Euro 88846c0ec7b5e4a29938893f6edbf2ef35fe6fd75e19ea7b4783c7102aa482c5 EURO 3.909
  • Coins 45be724445466553ce04230f4f956955311fa265af9fa5cd06677c6f53df1b65 ALTIN 473.923
  •  28 İzmir (14 ℃) 4 ℃
  •  25 İstanbul (12 ℃) 2 ℃
  • 45 Ankara (6 ℃) -7 ℃
3

Murat Sayan

Felek

09 Temmuz, 2015

   İsa peygamber henüz doğmamıştı.

   Gılgameşin binlerce yıl sonra yürüyeceği Yukarı Ülkesinde kar, fırtına eksik olmuyordu.

   Ülkede yılın yarısından fazlası zemheri  ve geriye kalan iki, üç aylık yaz döneminde ise ülke halkı evlerini onarır, tek geçim kaynakları olan hayvanları için bol bol ot toplar, çarık ve giysiler için çok önemli olan derilerini işler, yünlerden yastık, yorgan döşek ve dokuma yaparlardı. Kral soyunun son temsilcisiydi ve artık çok yaşlıydı. Kralın soyunu sürdürecek tek oğlu onun en kıymetlisiydi. Soyunun ve ülkesinin devamı için Bejndar onun yaşamının tek anlamı idi…

    Yukarı ülkesinde bir kralın en temel görevleri, zorlu kar kış şartlarında halkına yaşamı öğretmek, bir arada tutmak, toplumsal yaşantıyı sürdürtmekti. İyi bir savaşçı olarak yetiştirilen Benjdar'ın en büyük tutkusu ava çıkmak ve av partileri vermekti, çoğu zamanda yalnız avlanmak Benjdar 'a büyük keyf verirdi.

   Bu dağlarda, bu sarp kaylarda birçok hayvan avlamıştı. İlk defa bir karaca bulmuştu. Buralarda hiç bulunmazdı. İki gündür her pusu kurduğunda her mevziisine girdiğinde okunu karacaya doğru tuttuğu anda kıyamıyor, eli titriyor, damarlarından kanı çekiliyordu. Kararlıydı gideceği yere kadar gidip onu sağ yakalayacaktı.

   Dördüncü günün sonunda dar geçittin ötesindeki tepeye doğru yönelen karaca sıkışmıştı. 

   Bu sefer onu yakalayacaktı. Kararlı ve heyecanlıydı. Dizlerinde takat kalmayan Bejndar karacanın yitip gittiği Karlıtepe’nin zirvesine vardı. Büyülenmişti...

    Yemyeşil vadide kelebekler uçuşuyor, bin bir renkli çiçeklerin kokusu bütün dünyayı sarmış gibi etrafa yayılmıştı.

   Hayal bu dedi Bejndar. 

   İlerledi…

    Meyve bahçelerini aştığında akan şelalenin dibinde yarı beline kadar çıplak yüzen ve melekleri kıskandıracak kadar güzel olan kızı görünce dizleri titredi, lal oldu dili...

   Öylece kala kaldı ve onu izledi.  Teni süt ve kaymak kadar güzel kız billur suda bir çiçek gibi ona baktı, gülümsedi...

   Bejndar gözlerini açtığında göl kıyısındaki koca bir çınarın dibinde kızın kucağında saçlarının okşandığını gördü. 

   Saatlerdir baygınsın. 

   Ne oldu? Nerelisin? Nerden geldin?

   Dedi  peri kızı.

   Lal olan Bejndar konuşamadı…

    Günlerdir buradasın yanımdasın ve artık tanıdın beni. Burası benim ülkem. Ben bu bahar ülkesinin prensesiyim. Evet, seninle evlenirim. Fakat Senin ülken çok soğuk. Git babanı, halkını ikna et. Hepiniz buraya taşının. Benimle evlen, bu ülkenin kralı sen ol. Bahar ülkesin de tüm halkına yetecek kadar verimli topraklar ve bizi bir ömür mutlu edecek bir hayat var.

    Bejndar ülkesine Döndüğünde gün geçtikçe eriyordu. Yemez içmez olmuştu. Soyunun tek devamını sağlayacak olan biricik oğlunun böyle günlerdir gözleri önünde eriyip gitmesine dayanamayan Kral; tamam oğlum Bizimle gelmek isteyen herkesi ikna ettim. Kervanları hazırladım. Bahar ülkesine gidiyoruz dedi nihayet..

   Günlerdir yolculuk devam ediyordu.

   Bu tepe değil diğer tepe

   Bu tepe değil diğer tepe

   Bu dağ değil diğer dağ.

   Bu dağ değil diğer dağ.

   İnsanlar geri dönmek istedi çünkü çoğu donarak ölmüştü. Orduda çözülme oldu. İsyan edenler etmeyenleri öldürmeye başlamış, Hayvanların çoğu soğukta donarak telef olmuştu.

   Bejndar ay tanrıçasını düşünüyordu. Asla vazgeçmek niyetinde değildi.

   Kral ve karısı da donarak öldü…

   Bu tepe değil diğer tepe

   Bu tepe değil diğer tepe

   Bu dağ değil diğer dağ.

   Bu dağ değil diğer dağ.

  Sonunda bahar ülkesine vardıklarında, Şelale buz tutmuş, Uçuşan kelebekler ölü, Yemyeşil Bahçeler solmuştu.

   Buz tutan gölün yanındaki büyük çınarın kavuğunda  yarı beline kadar saçları yüzüne dökülmüş ağıt yakan bir kadını gördü Bejndar.

   Yüzüme bak,

   Ne olur söyle bana! Burada dünya güzeli bir kız vardı. Buralar bahardı. Her taraf yemyeşil, kelebekler uçuyor, bin bir renkli bin kokulu çiçeklerle doluydu. 

   Prenses aileni al getir, benimle evlen, buraların kralı sen ol demişti.

   Annem babam yolda öldü. 

   Halkımı ülkemi kaybettim.

   Ne oldu buralara?

  Sen kimsin yüzüme bak!

  Dişleri dökülmüş, yüzü kırışmış, koynunda birkaç ölmüş fare bulunan yaşlı kadın kafasını kaldırdı,

  O prenses benim,

  Ben nicelerin ocağını yakacağım

  Evlerini yıkacağım 

  Benim adım FELEK dedi.

   Böylece insanoğlu bahtsızlıkla

   Ve

   AŞK’ta bedel ile tanışmış oldu…



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

O iddialara cevap verdi

Murat Yıldırım, önceki gece katıldığı galada gazetecilere geçen aralık ayında evlendiği Faslı güzel İmane Elbani ile poz verdi. Oyuncu, düğününe gitmediği için arkadaşı Tolgahan Sayışman'...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

"Boşanma süreci duygusal ayrılıkla başlıyor"

PSİKİYATRİ Uzmanı Dr. Burcu Yücetürk, evliliklerde boşanma sürecinin, eşler arasında duygusal ayrılığın ortaya çıkmasıyla başladığını söyledi. Bunu gösteren işaretler olduğunu belirten Uzm. Dr. Yücetürk, "Temelde evliliği bitiren sebep, sorunların varlığı değildir. Evlilik çatışmalarını başlatan sorunlara karşı, uygun baş etme yöntemlerinin kullanılamamasıdır" dedi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR