Yukarı
  • Dollar d8797bc80763a6ccec78dddd4bc4d62f1e9180a5f577e4fe50a07f9c32223796 DOLAR 3.616
  • Euro 88846c0ec7b5e4a29938893f6edbf2ef35fe6fd75e19ea7b4783c7102aa482c5 EURO 3.909
  • Coins 45be724445466553ce04230f4f956955311fa265af9fa5cd06677c6f53df1b65 ALTIN 473.923
  •  28 İzmir (14 ℃) 4 ℃
  •  25 İstanbul (12 ℃) 2 ℃
  • 45 Ankara (6 ℃) -7 ℃
3

Murat Sayan

Sular Tanıktır Hepimiz Katiliz

05 Eylül, 2015

   Akşamüstü Tutak’tan Ağrı’ya geçiyorum.

   Tozlu sokak duvarının dibinde yalın ayak, kirli ellerin de bir parça tandır ekmeği ile minik bir kız çocuğuyla göz göze geliyorum. Önce Kürtçe konuşuyorum fakat anlamıyor. Bu küçük ilçenin yarısının Azeri (Türk) olduğunu biliyorum.  

   "Türkçe eve git diyorum”.

   Utangaç ve telaşlı “giderim amca” diyor.

   Yoksulluk karabulutlar gibi tünemiş her yere.

   Binalara, sokaklara, kaldırım taşlarına.

   Hatta binlerce kırışıklı yaşlı yüzlere.

   Kimilerinin de yüreğine ama  en çokta çocukların gözlerine.

   Dünyadaki tüm çocuklar gibi bakıyor bana.

   Biraz ürkek, biraz meraklı ve en çokta masumca…

   Ansızın büyük şehirlerden kalma korkularım tavan yapıyor. Ya bu çocuk kaybolursa? Ama çok iyi biliyorum ki, bütün küçük ilçelerde olduğu gibi burada da çocuklar kaybolduğunda bulanlar onların karınlarını duyurur ve ailelerine götürüler. Şimdi hangileri daha şanslı diye düşünüyorum. Büyük kentlerde evde saksıda çiçek yetiştirir gibi büyütülen ve artık sokaklarda oyun oynamanın ne olduğunu bilmeyen çocuklar mı? Yoksa buralarda, sokaklarda yoksulluk içinde büyüyen çocuklar mı?

   Kürtlerin Payıza Zer (sarı sonbahar) dedikleri bir eylül vakti. Bu yol boyunca adına adım adanmış Murat nehrinin akışını izliyorum. Bir aşkın yıkımından arta kalan hüzünlü bir durgunluğun kenarlarına bıraktığı sessiz çığlıklarla akıyor. Ağrı'dan heybesine ne doldurduysa  geçtiği yerlerde üstüne kata kata akan bir nehir. Bu sarı Sonbaharda, hüzünlü bir aşkın vakitsiz ayrılığı gibi boynu büyük yoluna devam ediyor.

   Su kavimlerin binlerce yıllık var olma nedeni. Yaşam kaynakları ve kültürlerin kendini var etmeye borçlu olduğu dünyanın dengesi. Bütün kutsal kitaplarda bütün inanç sistemlerinde ve bütün medeniyetlerin tarihinde SU, evrenin düzeninde yaratıcı rol oynayan en önemli öğedir. Kutsallığı bizlere nesiller boyu anlatılmış destanlara, dinlere, şiire ve aşka yol olmuştur.

    Eski Sümer ve Kürt mitolojisinde SU hep kutsanır. Suya tükürülmez ve durgun sularda el yıkanmaz. Çünkü suyun her türlü pislikten uzak kalması gerekir. 

   MÖ II. Yüzyılda Eski İran kültüründe ise su meleği için nehir kıyılarında kurbanlar kesilirdi. Bu gelenek V. VI. yüzyıllara kadar süregelmiştir.

   Hintlilerin Ramayana efsanesine göre; dünyanın her tarafı sularla kaplıdır, yeryüzü suyun üzerinde yaratılmıştır. Kendi varlığını kendisi sürdüren Brahma dışındaki tanrıların tamamı suda meydana gelmişlerdir. Brahma ise yeryüzünü suyun derinliklerinden çıkartarak dünyayı yaratmıştır.

  Bütün inançlarda olduğu gibi İslâm inanışında da SU kutsaldır.

  Kur’anı Kerim’de su “her şeyin kaynağıdır ve bütün canlılar sudan yaratılmıştır. Denilip şöyle devam eder  “İnkâr edenler, göklerle yer bitişik halde iken bizim onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yaratığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?"Enbiyâ (21),30.

   Allah her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi; karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayaküstünde yürür."

   Nur (24), 45.

   Murat nehrinin akışını seyre dalmışken

   Birden

   İrkiliyorum.

   Kırmızı tişörtü, mavi şortu ve minnacık pabuçları ile medeniyetin suya kurban verdiği Kobanili 2 yaşındaki Kürt çocuğu Alan Kurdi’nin melekleri yasa boğan ve ölüme uyuyan halini hatırlıyorum. Sonra küçük parmakları ile tandır ekmeğini yoksulluktan kıl ince boğazına indiren o küçük Azeri kız çocuğunu düşünüyorum.

   İkisi kardeş olmalı…

   Yanılmıyorum.

   Çünkü Bütün çocuklar kardeştir. 

   Büyünce dil, din, irk, cinsiyet, renk ayrımını onlara biz öğretiyoruz vahşice.

   Ah çocuk!

  Mırov mıri e malaxwe be ( İnsan kendi evin de ölmeli ) Kürt atasözünü hiç mi öğretmedi deden babana? Çorak topraklarda doğdun da ne işin vardı derin maviliklerde? Diye soruyorum.

   Savaştan kaçıp size sığındım, sizden kaçarken sınırsal derinliklerinizde boğuldum diyor…

   Ben hiç evlenmedim. Çocuğum yok. Bir baba, bir anne kadar evladın ne olduğunu elbette bilemem. Onlar kadar yüreğim yanmaz. Onlar gibi yaşama bakmam belki mümkün değil. Fakat şunu çok iyi biliyorum, bütün suları kirlettik...

   Âşıkların avuç içi ile birbirlerine ağıt yakacak ve secde edecekleri hiçbir kaynak kalmadı.

   Zaten aşk ve merhamet ise bizden gideli bin yıl olmuş.

   Sular artık utançla akıyor.

   Sular artık yaşamın değil, acının kaynağı…



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

O iddialara cevap verdi

Murat Yıldırım, önceki gece katıldığı galada gazetecilere geçen aralık ayında evlendiği Faslı güzel İmane Elbani ile poz verdi. Oyuncu, düğününe gitmediği için arkadaşı Tolgahan Sayışman'...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

"Boşanma süreci duygusal ayrılıkla başlıyor"

PSİKİYATRİ Uzmanı Dr. Burcu Yücetürk, evliliklerde boşanma sürecinin, eşler arasında duygusal ayrılığın ortaya çıkmasıyla başladığını söyledi. Bunu gösteren işaretler olduğunu belirten Uzm. Dr. Yücetürk, "Temelde evliliği bitiren sebep, sorunların varlığı değildir. Evlilik çatışmalarını başlatan sorunlara karşı, uygun baş etme yöntemlerinin kullanılamamasıdır" dedi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR