Yukarı
38

Azimet Gürbüz

CHP'de Tüzük Değişikliği Çalışmaları

17 Mart, 2016

   CHP’de tüzük değişikliği konusu son günlerde basına çokca yansımaya başladı. İl Başkanları tüzük değişikliği ile ilgili ilçelerin ne düşündükleri, ne istedikleri sorularak elde ettiği bilgi ve önerileri  Genel Merkez’e göndererek bir genel eğilim belirlemesi yaptıklarını  düşünüyorum.

   Tüzük değişikliğinin amacı ise pek bilinmiyor. Sadece daha “demokratik” bir tüzük yapılacağı vurgulanıyor. Oysa kamu gücünü elinde bulunduran belediye başkanlarının kongre belirlediği bir ortamda, tüzük kime nasıl engel olacaktır? Sonuçta tüzükte yazılan hususlar, yürütmekle görevli kişi ve organlarca uygulanırsa gerçeklik kazanır.

   Böyle olunca CHP tüzüğünün lafzının engellediği hususlardan çok, yönetim biçiminin geliştirdiği ve tercih ettiği, partide “oligarşik” bir yapının oluşmasını sağlayan, bir fiili  durum var. O da; Genel Merkez Belediyeleri belirliyor, Belediyeler örgütleri, örgütler de tekrar dönüp PM’ni  belirliyor. Bu bir fiili durum sürerken, tüzük ihlali söz konusu değil, olay“egemen”in gücünü kamudan alanın, isteklerini kabul ettirme eylemidir.  

   Bu süreç işlerken Genel Başkanın söylemleri hiç dikkate alınmıyorsa, “başçavuşun katırı” muamelesi görüyorsa, buna hangi tüzüzk maddesi engel olabilir.  Ya da bu duruma tüzük hükmü uygulanmadığı sürece yapılanı “demokratik” bulmak mumkun mu? “Halkın bir sözü var; Yel gelecek tepeyle, sel gelecek dereyi hesap etmek gerekir.”

   “Demokratiklik” sadece temsilde oya başvurmak mıdır?  Yoksa azınlığın, güçsüzün “kamu gücü” karşısında üyenin hakkını korumak mıdır? Bazı bilimsel ve yönetsel ilkelerin / gerçeklerin kurala bağlanmasıyla oluşacak  tüzük hükümlerini, demokratik saymıyacak mıyız? Kamu gücünü örgüt üzerinde kullananlara karşı, tüzükte hüküm konunca bu “demokrasiye” aykırı mı olur?

   Bu gün Genel Merkez çevrelerinin çokca dillendirildiği “liyakatlı”,  yani bilgisiyle çalışmasıyla örgütteki emeğiyle bilinen kişilerin siyasi kademelerde yer almasını nasıl sağlıyacağız? Oyla gelemezlerse bunun kurala bağlanmasını “demokratik” değil diye benimsemiyecek miyiz? Örneğin mahalle delege seçimleri yapılmadan, bir önceki yönetim döneminde belirlenen, ilçe, il, ve kurultay delegeleri aynı kalarak, başarısız bulunan İl Yönetimleri görevden alındığında;  yerine atanan başkanın “45 gün içinde seçime gitmesi” gerekir hükmü; ne değiştirebilir? Bu hüküm, görevden alınanlara avantaj tanıdığı ortada iken,  tüm değişiklikleri geriye dönük uygalanır kılarak hayata geçirilmezse boşta bir hüküm anlamı taşımıyor mu?  

   Bugün arzulanan tüzük değişikliklerinde de yeteri kadar bir tartışma ortamı yaratılmadığı gibi, akıllarda kalan tek amaç “demokratik bir tüzük yaratmak” istemi oluyor. Peki partiye yeni katılımları, düşünce sahibi, örgütlenme becerisi olan, ancak partideki “egemen” yapıyı aşamıyan halk içindeki “halk önderleri” ni partiye nasıl kazandıracağız? Başka hangi amaçlarımız var, ya da olabilir? Bunları neden halk içinde tartışmıyoruz? Genel Merkezin tüzükten beklentileriyle bizim “örgüt görevlileri”nin düşünceleri yeteri kadar amaca hizmet edecek mi? Yoksa örgütlerimizin belde ya da bölgelerinde halka açık toplantılar yaparak biraz daha katılımcı bir öneri paketi sağlansa farklı önerilerle karşılaşamaz mıyız?  Yok, zaten bizim örgüt görevlileri “sudaki balık” misalı  halkın içindeler, nabzını tutuyorlar, böyle olunca da artık ek bir çaba, gereksiz mi deniyor?

   Bu değişiklik sürecinde işin doğası gereği, öncelikle Genel Merkez; fikri bazda amaçlarını, hedeflerini belirlemeli, bu hedefe ulaşabilmek için de yol haritasında  nelerin olması gerektiği, olmazsa olmazlarının neler olduğu,  yukardan kendi isteği olarak belirleyip örgütün ve ifade ettiğim gibi halkın tartışmasına açmalıdır.  Tam olarak istenen değişiklikler bilinmemekle beraber, basından edindiğimiz bilgiye göre; Parti meclisi üye sayısı zaten 80 idi, 60’ a indirilidi, şimdi de 40’a indirilmesi hedefleniyor.  PM’de üye sayısının sürekli azaltma eğilimini anlamak güç. Bu durum kanımca açıklanmaya mutaç bir durumdur. Ya da açıklanmayan bir arka plan  amacı mı var?  Çünkü parti meclisinin mevcut tüzüğümüzdeki en önemli görevlerinin başında; “iç ve dış gelişmelerle ilgili politika ve strateji kararları alır” hükmündeki görevidir.  Böylece bu organın bir“yürütme” organı değil “danışma” organı olduğudur. Ancak ne yazık ki; sanırım parti ikinci kuruluş surecinden beri PM’nin bu görevi “seçimlerde “aday saptama” düzeyine indirgenmiştir. Böyle olunca PM’de görev alan herkes kendini ya milletvekili ya da Belediye Başkanı görüyor.

   Sayı 120 ye çıkarılsa gerçekten PM’nin birinci görevi olan  politika ve strateji belirleme konusunda fikir beyan edecek 20-30 kişi ancak çıkar. Partinin bu düzeyde kuraklaştığı açıktır. Ancak örgütsel “oligarşi içinde yer alanlar vaz geçilmez görülüyor”.  Bunun kırılması lazım.  Sayı arttırlmazsa; partide zaten var olan dar “oligarşık” yapı hepten kurumsallaşmış olur. Bu nedenle temsil yetkisinin yaygın olması esastır.  Ayrıca fikri dönüşümleri savunan, toplumsal değişimlere öncülük edeceği iddiasındaki  partilerde, olabildiğince yaygın katılım sağlayarak geniş bir temsil hakkı tanınmalıdır.  Hatta o kadar ki; temsilin oylamayla sağlandığı organlarda, “bilinen”, “tanınan”, “kamu gücünü” kullanan, “milletvekili”  “bir önceki  PM’de” görevi olanların yani “geçmiş dönem avantajlılarına” asgari bir oy hedefi getirilmelidir. Temsilde olabildiğince yeni kadrolara  olanak tanınmalıdır. Gençlik kotası, kadın kotası dikkate alındığında, 40 kişilik bir parti meclisinde “Partinin iç ve dış gelişmelerde politika ve strateji geliştirmesi” için yeteri kadar birikimli üye sağlaması güçleşebilir. Gençliğin ve kadınların gerek fikir bazında, gerekse de örgütlenme bazında örgüt kademelerinde seçimleri zorlayamadıkları ortada.  Oysa 1970 li yıllarda parti kademeleri gençliğin önünü kesemediklerinden, bırakın örgütlerdeki görevlerini, CHP’nin  kurduğu hükümetlerde, Başbakan 45, bakanlar 30’ lu yaşlardaydı.

   Parti üst yönetimlerinde,  arzulanan yenileme ve değişimi sağlamak için, yukarda dile getirdiğim gibi “avantajlı” adaylara asgari oy  tabanı getirilmeli. Örneğin kullanılan oyların asgari% 50’si gibi. Bu hem mevcut fonksiyonel görevi olanların çalışma temposunu arttırır, hem de örgüt kademelerinden yeni gelecekleri kamçılar.  

   MYK’nın PM’de seçilmesi doğru bir yöntemdir. MYK yürütme organı olduğundan sayının az olması önemlidir.  Bu da Genel sekreter dahil 5 ya da 7 kişiyi geçmemelidir. Bu durumda 7 kişilik MYK için Genel Başkan  PM’ne  15 isim önerir bunlardan gizli oyla en fazla oy alan 7 kişi MYK üyesi olur. Bu 7 kişilik MYK üyesi de kendi içinden 1 Genel Sekreter seçer. Genel Sekreter MYK’ya dahil olmayan PM içinden kendisine 2 - 3 yardımcısını Genel Başkanın onayına sunarak atanmasını sağlar. Bu yürütme organında kişiler birlikte etkin  çalışması için önerilerinin dikkate alınması,  yönetim fonksiyonu açısından esastır.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Özpirinçci’den Kadın dizisi yazışması

Oyuncu Özge Özpirinçci başrolünde oynadığı Kadın adlı dizinin ilk bölümüyle ilgili annesiyle yaptığı bir yazışmayı sosyal medya hesabından paylaştı. Renkli kişiliği ve eğlenceli paylaşıml...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Kanser ilacını spor salonları stokladı

Türkiye'ye tek bir firmadan getirilen "tamoxifen" maddeli meme kanseri ilacı, erkeklerde meme sarkmasını önlediği için spor salonları tarafından stoklandı. Piyasadan toplanan "tamoxifen" maddeli ilaç mayıs ayından itibaren tükenmiş durumda. Kanser hastası olanlar ise eczanelerde bulamadığı ilacı daha pahalı bir fiyata karaborsadan satın alıyor.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR