Yukarı
  • Dollar d8797bc80763a6ccec78dddd4bc4d62f1e9180a5f577e4fe50a07f9c32223796 DOLAR 3.628
  • Euro 88846c0ec7b5e4a29938893f6edbf2ef35fe6fd75e19ea7b4783c7102aa482c5 EURO 3.920
  • Coins 45be724445466553ce04230f4f956955311fa265af9fa5cd06677c6f53df1b65 ALTIN 475.293
  •  28 İzmir (14 ℃) 4 ℃
  •  25 İstanbul (12 ℃) 2 ℃
  • 45 Ankara (6 ℃) -7 ℃
4

Aydan Tuncayengin

Sigara İçmeme Hakkım!

26 Kasım, 2016

Sigara içenin hakkı varsa, benimde içmeme hakkım var!

Nedense sigara içenlerin hakkı, içmeyenlerin hakkının önüne geçmiş durumda…

Özellikle sokakta kadın/erkek sigara içme eylemine karşıyım.

Sigara içenler özellikle elindeki sigarasını hareket halinde kontrol edemediği için vatandaşa tehlike yaratıyor.

Farkında ve umurunda değil!

Nasıl mı?

O anlardan birini dün yaşadım. Konaktan – Bornova otobüslerinin kalktığı durağa doğru giderken otobüsün kalkmak üzere olduğunu görünce koşmaya başladım. Tam o esnada önümde sağ kolunu yana doğru açmış bir kadın belirdi geçmek için pardon dememle sağ elinde yanan sigara olduğunu fark ettim. Sigaraya değmemeye çalışarak,“Elinizdeki sigaraya dikkat eder misiniz!” diyerek, otobüse koşup bindim. Otobüse bindikten sonra sigaralı kadın da yanında yaşlı bir teyzeyle bindiler.

Benim yanıma oturmaya kalkınca, ben arka koltuğa geçtim. Sabah sabah sigaranın pis kokusundan da uzaklaşmak istedim.

“Az önce benim sigarama siz mi müdahale ettiniz?” Diyerek dönüp laf attı bana…

“Evet sabah senfonisi başladı” dedim içimden…

  • Evet bendim. Siz sigaranızla beni yakıyordunuz, farkında değilsiniz sanırım!
  • Benim sigarama nasıl müdahale edersiniz?
  • Bayan elinde sigarasıyla hareket halinde olan ve kollarını aça aça yürüyen sizsiniz, bana zarar verecekseniz, müdahalede ederim, ikaz da ederim.
  • Siz benim sigarama karışamazsınız! Siz dikkat edeceksiniz!

“Haydaaa sabah sabah muhabbete bak” dedim içimden!

  • Hem suçlu hem güçlü size deniyor sanırım!

Vır vır vır zır zır zır… söylenip durdu…

Sizce bu tartışmanın sonu nerede biterdi?

Bakın hele elinde sigarasıyla sokakta dolaşmak onun hakkı! Hatta bir başkasına zarar verme olasılığından daha önemli…

Konumuz sigara içme hakkı…

Sigara içmeme hakkımı, o an haksızlık olarak hissettim.

Beni yakacaksın diyorum, o sen bana dikkat edeceksin diyor!

Sen yellim firar halde sokakta sigara içemezsin diyorum, O sigarama karışamazsın istediğim şekilde içerim diyor…

Özellikle bekleme anlarını iki fırt çekmeyi fırsat bilenler.
Her sigara içenin zararı kendinedir desek de... Öyle değil işte...
Sonuç olarak havamızı, ortamımızı kirletiyorlar!
Zararı içmeyen de görüyor...
İçen, içmeyeni umursamıyor... 
Sigara içmek içene nedense doğal bir hak gibi...
Sigara içmek içene nedense doğal bir hak gibi...
Sokakta elinde sigarasının ateşiyle zarar vereceğini düşünmeden pervasızca dolaşanlardan, otobüs, dolmuş durağında bekleme molalarını özellikle sigara molasına dönüştürerek, diğer insanların rahatsız olacağını düşünmeden sigaradan aldığı dumanın son nefesini araç içine adım attığı ana kadar tutup bırakmayı fırsat bilenlerimiz var.

Bunların adı kabahatli kirleticiler!

İçen, içmeyenin alanına saygı duymuyor. 
Kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok.
Sigara içerek, içmeyenleri rahatsız edenlere nasıl bir yöntem bulsak acaba?
Özellikle kendi keyfinden başkalarını umursamayan sigara içenlere ne yapmalı?
Özellikle sigarayı bıraktıktan sonra da "ayyy ne iğrençmiş, ben nasıl içmişim" diyenler içmeyeni anlamış olsa da anlamak da geç kalmış da oluyorlar!

Sağlık Bakanlığının sigara yasağını genişletmeli. Sadece işletmelere değil, hareket halinde sigara içenler ve izmaritini sokağa atanlar için “Sigara Timleri” olmalı. Vatandaş çevresine karşı yarattığı kirlilik kabahatinin bedelini ödemelidir. Kabahatlinin cebinden parasını almazsanız bu kirliliğin sonu gelmez.

Sağlık Bakanlığına özellikle soruyorum, sigara içerek ve sigara izmaritleri ile sokağı kirleten insanlarımızı nereye ihbar edelim?

***

Halkın Sabrı da Dolar$

Dolar Doluyor…

Halkın sabrı da…

Dalgalanan bizleriz!

Ne kemerin deliğine, ne geminin deliğine benzemez kriz yolculukları...

Bardak dolar, taşar!

AKP dışındakilerden zaten umut beklemiyoruz.

Halk biliyorum, öngörebiliyorum dediği iplere 1 Kasımda asıldı.

Ne için; “her ay maaşımızı alalım, borçlarımızı ödeyelim, işsiz kalmayalım, iyi kötü hizmetlerden faydalanalım rasyonalitesinde yolumuza devam edelim” diye…

1Kasım seçim sonuçlarının ana fikriydi…

Bugünlere geldiğimizde ise, halk endişe, korku ve öngörüsüzlüğe sürüklendiği yaşam duyguları ile baş başa bırakıldı.

Macera zamanı değil,,,

On binlerce ailenin dram yaşadığı, haksızlığa uğrayan insanların içinden taşları ayıklarken hayatın tamamını cehenneme dönüştürmemek gerekiyor.

Vicdan ve insanlığımızı kaybetmeden bardağı taşırmadan mağdur edebiyatına hassas yaklaşmak gerekiyor

Yaş insanların feryadını kurunun yanından dikkatlice ayırmak gerekiyor.

Elma ile armudu karıştırmamak gerekiyor.

15 Temmuz Şehitlerimizin mücadele hakkını da kimsenin hakkını yemeden vermek gerekiyor!

****

Ayakta kot, elde sopa hadi savunmaya!

İstanbul Belediyesi ulaşım araçlarıyla gece 22.00 den sonra kadın yolcuların istediği yerde otobüsten inmesi konusunda hizmet sağlıyor.
Ne alakasız hzmetler!
Bu ülke korku tüneli mi?
Ne yazık ki evet! 
Kadınlar böyle yaklaşımları kabul etmeyin... 
Emniyet görevlilerimiz ne işe yarıyor?
Belediye otobüsüne mi düşüyor kadını korumak!
“Bak bu kadar koruduk, böyle de olmuyor işte” diyecekler…
Bir adım sonrası “evinizden çıkmayın” diyecekler! Cinsiyetçi uygulamalara hayır…
Erkekleri yola sokalım, kadınlarında farkındalıklarını arttıralım.

Hem kas gücüyle hem bilinçlendirme gücüyle!
Cezaları arttırın birazda erkekler korksun!
Hatta kadınlara belediye bünyesinde savunma sporları kursu hizmeti de verebilirsiniz inanın daha etkili olur…

Hindistan’da kadına şiddet uygulayan erkekleri sokakta sopayla döven “Pembe Çete Kadın Birliği” var! Adı Gulabi Gang!

Kızlar ne dersiniz, kolları sıvayalım mı?

Nasıl olsa aynı dertlerden yakınmıyor muyuz?

Gulabi Gang çetesi kadınların özsavunmasını sağlamaya çalışıyor… 20.000 aktif üyesi var. Başlık parası, aile içi ve cinsel şiddet ile baş etmek için uğraşıyorlar. Çocuk evliliklerine karşı mücadele ediyor ve kız çocuklarına eğitim hakkının sağlanması için çabalıyorlar. Cinsel suçlulara ve kötü niyetli eşlere karşı müdahalede bulunuyorlar.

Ne tesadüf benzerlikler!



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Yine boşanamadılar!

Eski manken Demet Şener ile eski Milli Basketbolcu İbrahim Kutluay’ın Aile Mahkemesi’ndeki boşanma davası yine ertelendi. Şener'in avukatları basın mensuplarının görüntü almasını engellem...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

"Boşanma süreci duygusal ayrılıkla başlıyor"

PSİKİYATRİ Uzmanı Dr. Burcu Yücetürk, evliliklerde boşanma sürecinin, eşler arasında duygusal ayrılığın ortaya çıkmasıyla başladığını söyledi. Bunu gösteren işaretler olduğunu belirten Uzm. Dr. Yücetürk, "Temelde evliliği bitiren sebep, sorunların varlığı değildir. Evlilik çatışmalarını başlatan sorunlara karşı, uygun baş etme yöntemlerinin kullanılamamasıdır" dedi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR