Yukarı
4

Aydan Tuncayengin

Sevmek yetmez, beni koru!

07 Temmuz, 2018

 

Öyle bir öldüm, 
Öyle bir öldük ki,
Öyle bir öldürdünüz ki beni,
Haykırışımı duyan olmadı!
Sevmek yetmez, beni koru...

****
Affetmeyin bizi çocuklar…
Koskoca dünyaya ufacık bedenlerinizi sığdıramadık. 
Ağlasam ne çare, gözyaşlarım geri getirir mi sizleri...
Kavruldum, bittim, utandım...
Affetmeyin bizi!..

   Öldürülen nice çocuklarımızdan toprak utandı, su utandı, tabut utandı, bahar kokulu çocukları yıkayıp gömmekten. Günahkâr büyüklere teslim ettik. Çocukları sevmeyi, korumak sandık! Kayıp gittiler ellerimizden ana kuzuları... İnsan dediğimiz cani, utanmadı katledip öldürmekten! Bas bas bağırdık çocukları koruyalım diye... Öldürülen çocukları, kayıpları umursamadılar! Korumak istemediler… Tacizlere, tecavüzlere göz yumdular! Kadın cinayetleri, Çocuk istismarları vb…

   Kalplerdeki iyiliklere kıydılar...
   Erkek egemen, saldırgan, inkarcı, umursamaz, popülist çözümler dışında bir çözümü olamayanlar, çocukları önlemsiz, cezasız bir “devlet dersinde” öldürdünüz!
Çocuk istismarları araştırılsın önergesine ret oyu verenler suçlusunuz! Çocukların başına gelenlere,  nasıl öldüğüne bakıp, utanınız! Zalimin eli sadece masumlara uzanabildi!..


****

   Kaybolan çocuk haberleri, ölüm ve tecavüze ilişkin bulguların benzerlerini sürekli yaşadık/ yaşıyoruz. İlk kez olmayan çocuk kaçırma vakaları hepimizi acımasız dünya sendromuna soktu. Kamuoyu olarak adeta bir deja-vu sürecinden geçiyoruz!.. Çocuklarımız için her geçen gün daha çok endişeleniyoruz. Korku ve bu akıl almaz endişenin altında eziliyoruz, psikolojimiz bozuldu!

   Ne hukuksal normları hayata geçirebildik, ne de toplumsal hayatın sınırları içerisinde suç ve suçluları cezalandıracak yaptırımları uyguladık… Her defasında kaybettiklerimizin ardından sürekli aynı sözleri duyduk/söyledik. Özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve hayvanlar olmak üzere bütün canlıları gözetecek bir kültürü dolaşıma sokamadık.

   Yaşadığımız travmalara verdiğimiz tüm tepkilerin ucu açık, sonuçsuz kalınca bizi daha büyük boşluklara itti. Çözüm olarak hala ortaya koyulan hiç bir şey yok.

   Toplumsal olarak, inanç, ideoloji, etnik kimlik, cinsel tercihler vb. gibi yaklaşımlar üzerinden yapılan çıkarımlar bizi biraz daha fazla şiddete bulaştırdı.

   Gerçeklerle yüzleşelim! Güllük gülistanlık bir Türkiye’de yaşamıyoruz. Çocuklarımıza “nasıl değer vereceğimiz” üzerinde hep beraber kafa yormadığımız sürece çocukları koruyamayız! Kendi çocuklarımızı kurtarmak ve onlara yaşayabilecekleri güvenli alanlar inşa ederek çözüme ulaşamayız, bencillik yapmış oluruz. Bu ülkede pisipisine ölüm varken, ne çocukların, ne kadınların, ne hayvanların ne de geride kalanların hayatlarının bir önemi yok!       Kader ile özdeşleştirilen anlayışlarımızı değiştirmeden normalleşmemiz mümkün değil...

   Bilim insanları, nörologlar, psikiyatrlar, psikologlar, toplum bilimciler, hukukçular neredesiniz? Yaşamayı en çok hak eden çocuklarımızı yaşatamıyoruz!..

****

  İngiltere'de çocuk güvenliğinin kanunlarda ve günlük hayat pratiğinde ayrıcalıklı bir yeri olmasına hem şaşırdım hem hayran kaldım. Özellikle çocuklarımla ilgili ayrıcalıklı güvenlik uygulamalarını pek çok defa yaşadım. Örnek olaylardan birini sizlerle paylaşmak istiyorum.

   Londra’nın kalabalık trafiğinde akış halindeyiz. Arka koltukta 8 ve 9 yaşındaki çocuklarımın arasında oturuyorum. Ön koltukta eski eşim ve aracı kullanan Türk arkadaşımız var. Aracın yanına Polis arabası yaklaştı ve camı açmamızı işaret etti. "Arkadaki çocukların  emniyet kemerlerini takınız" dedi ve gitti. Ben takmadım!..

   O trafikte, sıkışıklıkta “Çocuklarımı nasıl görmüş?” diye düşünmeden edemedim. Polis meğer peşimizi bırakmamış. İngiltere’de yaşayan aracı kullanan Türk arkadaşımız kuralları bilmesine rağmen bizi uyarmadı. Türk aklına İngiliz kuralları işlemiyor demek ki…

   Polis aracımıza tekrar yanaştı "Çocukların emniyet kemerini takmazsanız ceza yazarım" dedi. Cezayı duyunca çocuklarımın kemerlerini taktım ve çok da utandım. 

   İngiltere'de yabancı da olsak çocuklarım koruma altındaydı. Çocuklarımı düşünen birilerinin olması güzel bir duyguydu.

   Meğerse İngiltere’deki canlılar arasında öncelik sıralaması varmış:

   * Çocuklar * Kadınlar * Köpekler * Erkekler
   Çocuklar; öncelikli ve değerli, erkekler ise dış kapının mandalı! Kanunun kimin yanında olduğu bu kadar açık olunca, İngiliz erkeklerinin neden dünyanın en centilmen erkekleri olduğu da anlaşılıyor.

   Bizde de erkekler öncelikli ve değerli, kadınlar ve çocuklar dış kapının mandalı!.. Hele hayvanlara hiç yaşam hakkı yok. Bizde her şey erkek egemenliği üzerine kurulu!.. Birleşik Krallık'ta 18 yaşından küçük tüm bireyler çocuk sayılıyor. Çocukların kanunlarda ve günlük hayat pratiğinde çok ayrıcalıklı bir yeri var. Çocuk koruma programları, çocuk istismar ve ihmallerini tanımaya, eylemleri fark etmeye, önlemeye ve derhal harekete geçmeye odaklı. 

   İngiltere’de bir çocuğu güvende tutan en önemli yaptırım; cinsel istismar, aile içi şiddet gibi uç istismar vakalarında harekete geçilmesi değil, çocuğun ihmal edilip edilmediğiyle gerçek anlamda ilgilenilmesidir.  

   Gel de kıskanma!.. Bütün iş “Kadında/Annede” bitiyor
   O zaman bize de Kral(!) yerine, Kraliçe lazım!



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Yazar Metin Hara İzmirlilerle buluşuyor

Yazar Metin Hara’nın, "Düşünce Gücünü Aktive Etmek" konferansı ile TED İzmir Koleji’nde İzmirlilerle buluşacağı duyurulurken, Hara, katılımcılara farklı uygulama teknikleri ile düşünce gü...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Soğuk havalar kalp krizini tetikleyebiliyor

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Özgür Öz, soğuk havaların kalp krizini tetikleyebileceğini belirterek, kalp hastalarının mümkünse soğuğa yavaş yavaş kendilerini alıştırarak çıkmalarını tavsiye etti. Medicana Konya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Özgür Öz, çok sıcak havalarda olduğu gibi çok soğuk havalarda da kalbin olumsuz etkilenebileceğini söyledi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR