Yukarı
4

Aydan Tuncayengin

Yeni devrimler, yeni aşklar gibidir!

31 Ağustos, 2018

   Sabahın sessizliğinde, denizin dalgasında Nâzım Hikmet'in sesi:

   İşte geldik gidiyoruz
   hoşça kal kardeşim deniz
   biraz çakılından aldık
   biraz da masmavi tuzundan
   sonsuzluğundan da biraz
   ışığından da birazcık
   birazcık da kederinden
   bir şeyler anlattın bize
   denizliğin kaderinden
   biraz daha umutluyuz
   biraz daha adam olduk
   işte geldik gidiyoruz
   hoşça kal kardeşim deniz

   Türkiye’yi düşünüyorum!.. Demokrasi ve faşizmin arasına sıkışmış… Öyle bir dünya var ki önümde, eski ölmüş, yeni perişan! Hava da ölüm kokusu, kan kusuyor açlıktan insanlar…

   Ensemize çöken kötülüğün garabetinde çok tehlikeli bir dünya ve defolu insanlar!..

   İsyan ediyorum, emir kulu olmayı reddediyorum…

   Kim hangi demokrasi için mücadele etti?.. “Ne kavgam vardı ki, sevdam olsun” dedi... Sen hayır demeyi öğrenmeden, isyanlarına dönüp bakarlar mı sanıyorsun. Sen ki emir kulu olmaya bile karşı çıkmamışsın. Biat etmeyi reddetmemişsin. Şimdide devletten demokrasi mi dileniyorsun?..

   Kafa nereye, ben oraya denizin orta yerindeyim… Manastır koyundan incir ağaçlarının kokusu geliyor burnuma. Şifalı sular akıyor kayaların aralarından. Epeyce yüzüyorum şifalı suların olduğu koya doğru. Suyun soğuk rengine dokunmak için. Şifa işte nerede varsa oradayım!..

   Kafamda bin bir türlü derin düşünce, sonu endişe! Her şey, herkes o kadar mutsuz/umutsuz, her şey o kadar kirli ki, hayret buralarda kekik kokusu da yok! Bazen bu dünyayı bırakıp bir an önce bir başka diyarlara göçüp gitmek geliyor insanın içinden... Tam o anlardayım.

   Acımasız hayatın iniş çıkışlarında hüzün bedenime tanıdık geldikçe umutlarım kırılganlaşıyor… Çocuklarım, sevdiklerim, sen, ben, biz… Tarihi mi yaşıyorum, tarihi yaşadığımı mı sanıyorum? Bulamaç gibi olmuş an! Hızla kayıyor belleğimden. Yakalayamıyorum…

   Devrimden bir parça yama olsun aşkla umuduma belki de şifa…

   Bir devrim istiyorum, belki de aramıyorum karanlık günlerimizde tek başına “Zeyna mıyım ben?”

   Demokrasi işleyişindeki teknik hatalar kapitalizmi şaha kaldırdı. Sinsi eşitsizlikler evrensel ilerlemeye engel oluyor… Demokratik süreçleri kirleten, gelir eşitsizliklerini pompalayan büyük sermayedarlar paylaşmayı bilir mi?

   Tüh yine büyük balık küçük balığı yuttu! Oltama büyük balık gelir mi? Küresel kapitalizm başarısızlığını ilan eder mi? Liberal demokrasi bir gün tökezler mi? Dünya siyaset sahnesi demokrasi, hukuk ve özgürlükten yana olur mu? Yoksa dünya kötülere mi kalacak? Sezen     Aksu’nun sözlerindeki gibi “Bu dünya ne sana ne de bana kalmaz. Sultan Süleyman’a kalmadı” falan, filan!

   Ahlaki aşınma ve saçmalayan iktidarlarla geleceğe güvenini yitiren o derece yalnızlaşan, ıssızlaşan ben umutla beklediğim yarınlara hala varamadım…  Üstümüze çöken, hayatlarımızı biçen darbeler, devrimlerle beraber üzerimizden öldürücü demokrasi tramvayı geçti!..

   Altüst olan yaşamda doğrularla yanlışların birbirine karıştı. Toplumsal bunalımlar “kader kime şikâyet edeyim seni” şarkı sözlerindeki gibi çaresiz bıraktı… Vatanımda bavulumun üstünde oldum hep! Gittiğim oldu yine sana döndüm Anadolum, toprağım, vatanım!.. Dünyanın karanlık halleri küçük çocukların masum hayaline düşmansa, ne edeyim ben!..

   Dünya kötülere kalmış ne diyeyim!.. Birlikte yaşamak mümkün mü?

   Sen ve ben, biz olabilir mi yeni yolumuz, devrimlerimiz, aşkımız?..

   Anılarımız bile yalnızlaşıyor. Kopan parçalara veda zamanı…

   Yenilen pehlivan güreşe doymazmış!

   Sosyal demokrasinin çöküşünü sağlayanların, refah devleti kurmak için, toplumu yeniden nasıl organize edeceklerine dair aralarında ciddi bir vizyon sahibi olan var mı?

   Yanılgılarımızı onaramadınız. Bunca yıldır kaybettiğinize dair nedenleri yaşayarak da öğrenemediniz. Yaşadıklarınızdan ders de çıkaramadınız. Demokrasi, hukuk ve özgürlük devletini kuramadınız. Sürekli yenildiniz. Siyasi tasarım vesikanız ne bir şuur ne de bir başarıya sahip. Savunduğunuz davaya bir zerre katkınız olmadığı gibi hep dibi gördünüz!
   Parti ilkelerinden ve özünden uzak, egolu dar akılla, kendine yabancı bir siyaset inşa ettiniz.
   Sürekli yenildiği gerçeğini kabul edemeyenlerin, artık saçmalamaya başladığına şahit oluyoruz.
   Yenilen pehlivan, yenilgiyle kamçılanıp, atağa geçip bir daha ki sefere rakibinin eline yenilgiyi verdiyse takdire şayan bir şey yapmıştır. 

   Anlaşılan siz yenilgiyle de kamçılanamıyorsunuz!.. Ancak yenilip, yenilip aklı başına gelmeyenlere de acımamak gerek!.. Babam der ki;"Acıma, acınacak hale düşersin!" haklıymış… Sayenizde acınacak hallere düştük! "Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz!"
   Boşaltın CHP'yi, açın pencerelerini içeriye temiz hava girsin!.. Kurbağanın gözü patladıktan sonra gelecek suyun faydası olmaz.

   Hayal kırıklıkları peşimizi bırakmıyor. Başarısızlığın acılarıyla ikinci sınıf demokrasi trenini bile kaçırdık!.. Bunca başarısızlıktan utanmayana da arsız/yüzsüz denir! Faşizmin pençesine düşen Türkiye sayenizde demokrasi sularından uzaklaştırıldı. Siyasal çıkarları için Türkiye'yi kutuplaşmanın kucağına atanlar kadar suçlusunuz!...

   Zamanın esaretinden kurtulmak için yeni devrimlere, yeni aşklara, büyük özgürlüklere açılıyorum.

   Tekneden betona gömülmüş kıyı görünüyor “beton kafalıların marifeti” diyorum…             Oltama yemi takıyorum, içimden bir fısıltı “rast gele” diyorum, balık bana, ben balığa sevdalı…



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Sahtekar Sendromu’na yakalandı

Ünlü model, sunucu ve yeni moda tasarımcısı Alexa Chung 'Sahtekar Sendromu'na yakalandığını itiraf etti. Chung bunun çok da kötü bir şey olmadığını düşünüyor...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Öğrenciler için beslenme önerileri

Medical Park Tarsus Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Özge Akar Özyaman, okul çağındaki çocuklar için beyni güçlendiren ve odaklanmayı artıran besinler olarak yağlı balık, brokoli, kuruyemiş, avokado, yaban mersini ve tam tahıllı ekmek öneriyor.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR