Yukarı
4

Aydan Tuncayengin

Ahlaksız teklifler! 

14 Mayıs, 2019

   Vizyonsuz siyaset...

 

   Şahsiyet fukaralığı...

 

   Yalan söylemek, söyletmek bir siyaset tarzı olabilir mi? 

 

   Olamaz/olmamalı!

 

   Türkiye’nin aleyhine kara leke olarak düşen, bozulmayan hukuk skandalları geleneği, iktidar YSK işbirliğinde hukuk cinayetiyle sonuçlandı.

   Dava uğruna ahlaksız teklifler, toplumu da ahlaksızlaştırdı.

 

   Çetin Altan, siyaset anlayışını “Siyaset yapmak demek, ne yapıp yapıp iktidarı bırakmamak demektir" şeklinde ifade ediyor… Ben de  katılıyorum...

 

   Aziz Nesin’in politik kara mizah romanı “Zübük”te anlattığı gibi çok partili demokrasiye geçişten bu yana vıcık vıcık olan “siyaset pazarı” ahlaksız tekliflerin, menfaat pazarlıklarının, ucuz arttırmaların pazarına dönüştü. 

   “Siyaset pazarı”, yine de hiçbir zaman bu dönemdeki kadar ahlaksız pazarlıklar ve söylemlerle kirlenmemiştir.

 

   Köklü siyasi geçmiş ve geleneklerden gelen siyasi partilerin topluma örnek olması beklenirken, liderler menfaatler, makamlar, koltuk, para ve iktidar vaadi ile güç bahşişinden pay alarak iktidarlarını  sürdürüyorlar.

   Yolsuzlukların, ahlaksız tekliflerin kirli adamlarıyla siyaset panayıra döndü.

 

   Zivanadan çıkmış, klinik vaka ülke hurdaya çıkmak üzere. Karabulutlar başımızın üzerinde dolanırken, paraları sıfırlayanlar, ülkenin yerli ve milli değerlerini de sıfırladı.

 

   Siyasetçilerin karşılaştıkları olaylar sırasında gösterdiği davranışlar, ahlakî tartışmaları 19.yüzyıl siyaset adamı Disraeli, “Halka hizmet için ön plana çıkan herkesin değişik amaçları vardır. Ben de şöhreti seviyorum. Halkın gözü önünde yaşamayı seviyorum” der. 

 

   Laswell’in siyaseti “kimin, neyi, ne zaman, nasıl aldığı” şeklindeki tanımında, siyaset aynı zamanda maddi güce sahip olmanın bir vesilesi olarak görülmektedir.

   Siyasetçi, sadece kendisinin değil kendisini destekleyenlerin de sorumluluğunu taşır.

 

   Siyasiler kendilerini destekleyenlere menfaatleri doğrultusunda diğer tabirle arpalık vermektedir. 

   Bugün ki gibi parti liderleri destekleyicilerine makamlar dağıtmaktadır ve bütün parti mücadelelerinin arkasında makam patronajlığı vardır. 

   Bu durum, kamu kaynaklarının ve makamların kendilerini destekleyenlere dağıtılmasıdır.

 

   Özellikle demokratik toplumlarda siyasetçi, toplumu yönlendirmekten çok toplum tarafından yönlendirilmektedir. 

   Siyasetçi toplumun aynasıdır; çünkü siyasetçi profili halkın tercihlerine göre şekillenmektedir. 

   Şayet toplum hayatında yolsuzluk ve usulsüzlük bir yaşam biçimine dönmüşse siyasetçinin de öyle olması kaçınılmazdır. Dolayısıyla siyasetçiye yöneltilen eleştiriler topluma yöneltilmiş demektir.

 

   Toplumda siyasetin nasıl yapıldığı, ne için yapıldığı da tartışılmalı.

   Demokratik toplumlarda bir siyasi parti liderinin başarısı yaptıkları ile test edilir.

   Ne yazık ki toplumun bazı  kesimlerinin anladığı liderin başarısı; onun çok iyi bir insan, erdemli ve ahlaklı olması değil iktidarı ele geçirmesi ve onu elde tutmasıdır.

 

   İktidar gücü ahlakî değerleri zaafa uğratabilir; çünkü güç baştan çıkarıcıdır. Bu yüzden ahlakî kriterlere göre siyasetin yargılanması önemlidir.

   Peki biz ahlakî değerlere göre yargılıyor muyuz?

   "Ahlakî değerler kaldı mı Aydan" dediğinizi duyar gibiyim!..

 

   Mevcut durumdaki yaşadığımız sıkıntıların kaynağında siyasetin menfaat için yapılması var.

   Siyaseti menfaatleri üzerine inşa edenler, sadakat ve adalet duygularından mahrum kaldıkları için millete hizmet etmediler.

 

   Siyaset; ahlakı güzel, hamiyetini milleti için kullanan, adalet ve sadakat duygularının temayüz ettiği insanlarla yapılmalıdır.

   Ahlaksız tekliflerle, yalan söylemlerle, sahtekarlıklarla,  kazanmak için herşeyi mübah sayanların oynadığı oyunlar ülkenin bekasını lekeler.

   Düşünsenize  YSK seçim iptal gerekçesini 'sandık kurullarının usulüne uygun olmadığı' diye açıklarken, o zaman sandık kurullarını uzaylılar mı atadı?

   Bu usulsüzlükleri kendisi yapmış olmuyor mu?

   Sandık kurul başkanlarını ve üyelerini görev yazısı ile görev tebliğ eden YSK kurumu değil mi?

   Hem usulsüzlük yapan, hem de kendini usulsüzlükle suçlayan bir kurum ama suçlu gene o değil!..

   Bi gülme geliyor...

   O vakit bütün suç, seçimi çalan uzaylılarda ya hu!

 

   Yemiyoruz artık bu alavereleri, "hayvan terli" derdi dedem!..



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Sevenlerini 20 sene önceye götürdü

Megastar Tarkan, sosyal medya sayfasından 1999 senesine ait olan bir fotoğrafını #tbt notuyla sosyal medya sayfasından takipçileriyle paylaştı. Sosyal medya sayfasından yaptığı paylaşımla...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Dikkat: Sahurda çay, kahve içmeyin

Havaların ısınmasıyla birlikte oruç tutan kalp hastaları için riskli bir dönemin başladığını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ferruh Gürkaynak, kalp hastalarını iftarla sahur arasında bol su içmeleri; sahurda kesinlikle çay ve kahve tüketmemeleri gerektiği konusunda uyardı...

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR