Yukarı
4

Aydan Tuncayengin

Kokoreç’e Kadın Eli Değdi!

01 Şubat, 2020

Erkek egemen işlere kadınların el atması gurur verici! Reklam sektöründeki başarısıyla, gıda sektöründe yarattığı farklılıklarla hem lezzete hem hizmete güçlü bir kadın eli değiyor...

İşte Twins reklam ve Kartal Kokoreç’in Balçova Şubesinin sahibi, güçlü kadın Selma Duran ile keyifli bir röportaj yaptık…

A.Tuncayengin: Ticari hayatınıza nasıl başladınız?

Selma Duran: İlk ticari hayatıma bundan 24 yıl önce başladım. Ondan önce ufak tefek çalışma hayatım oldu. Konak belediyesinde, Ege Koop’da kısa bir dönem çalıştım. Masa başı işin çok bana uygun olmadığını anladım. Ben ikizim. Çocukluktan beri her zaman bir heyecan telaş, inanılmaz bir üreticilik kendi oynayacağım bebekleri bile imal etmeyi çok severdim. Evde sürekli mutfakta annem yemek yaparken nasıl yaptığına, bıçağı ne kadar seri kullandığına bakardım. Sonrasında büyüdük evlendik, yollarımız ayrıldı kardeşimle. Birimiz devlet memuru olduk. Ben de kısa dönem bazı işlerde çalıştıktan sonra 19 yaşımda evlendim. 20 yaşında anne oldum. 30 yaşında bir erkek evladı sahibiyim. Oğlum beden eğitimi öğretmenidir. Ticari hayata birlikte atıldık. Aldığın maaşla çok rahat bir yaşam süremiyorsun. Burası Türkiye... Özellikle İzmir. Türkiye’de İzmir gerçekten yaşam koşulları çok dar olan bir şehir... Ben öyle olduğunu düşünüyorum. Aldığın maaşlarla bir yere gelmen söz konusu değil. Güzel bir gelecek kurabilmen, çocuklarına faydalı olabilmen. Asla bunlarla mümkün değil. Asgari ücretten bahsediyorum. Dolayısıyla kendim de bir süre çalıştım. Sonra dedim ki: Selma sen üretici bir kadınsın, kafan çalışıyor bedenin sağlam, kendin bir şeyler yapmak için bir neden yok önünde. Tabii ki en büyük neden ekonomi... Ekonomik olarak birikimim yoktu. İlk arabam şahindi. Doğana bindim. Şahine bindim. Onun sonrasında sabah pazarlamadan bir Suziki Marutti aldım. Evim kira, eşimden ayrıldım. Hayata tek başıma inanın evimde eşyam yoktu. Hepsine taksitle aldım. Oğluma dedim ki gerekirse yerde yatarız. Ama hayatı birlikte tırmalayacağız, kazanacağız. Dolayısıyla her şey su gibi aktı. Arabamı sattım. Sattığım arabanın parasıyla evime eşya aldım. Bu anlattığım süreç yaklaşık bir 10 yıl öncesinde bahsediyorum. 24 yıllık ticari hayatım var.

A.Tuncayengin: 10 yılda yaşamınızda bir devrim yaptığınızı anlıyorum. Bu değişim devrimini yaparken, kararlılığınızla korkularınızın üstesinden nasıl geldiniz?

Selma Duran: Aynen öyle... Koç burcunun özelliği olduğunu düşünüyorum. İnanılmaz derecede inatçıyım bir şeyi başaramazsam o benim için büyük bir üzüntü kesinlikle bir şeye adım attığım zaman onun arkası gelecek iyi ya da kötü mutlaka sonlandırmalıyım. Yani inanılmaz hayatımla ilgili çok endişelerim oldu tabi. Müthiş endişelerim oldu. Gece yatağa yatıyorum sabah olmasın istiyorum. Ertesi gün bir ödemememiz varsa sizin kenarda birikiminiz yoksa ticari anlamda bir desteğiniz yoksa bunu yalnız kendiniz başarıyorsanız, özellikle kadın olarak oğlum 30 yaşında ama yirmi yıl öncesine giderseniz 10 yaşındaydı. 10 yaşındaki bir çocuğun desteğini almam mümkün değil.

Reklam işine başladığım ilk ticari hayatımda onun öncesinde il ticari hayatıma deterjan pazarlamakla başladım. Toptan de deterjan o zaman merdiven altı tabiriyle deterjan üretiliyor. Harmandalı da bir üretim fabrikası vardı. Benim anlattığım bu ortalama 30 yıl önce. TSE yoktu. Kadın başıma ticaret yapıyorum ama şirketim yok. Yani pazarlama yaptığımın fabrikanın malını pazarlıyorum onların faturasını kesiyorum. Tamamen güvene dayalı bir ticaret, herhangi bir maaş almıyorum. Mala kendi karımı koyup satıyorum. Bir gelir sağlıyorum kendime. Ama öyle bir iş ki tarif edilecek gibi değil birdenbire çok büyük işlerde buldum kendimi, Demir-çelik fabrikasına mal veriyorum. Devlet demir yollarına mal veriyorum. İller bankasına mal veriyorum. Bunlar küçümsenecek yerler değil, yani İzmir’’in en elit en büyük yerleri. Kurumsal yerler. Devlete bağlı yerler. Buraları ihale ile girip aldım. Fabrika beni ihaleye soktu. Arkanda biz varız dedi. Selma yürü dedi arkanda biz varız. Bilmediğiniz bir işi kimyasal olarak anlatmak çok zor. Kimyager değilsiniz, yani fabrika sahibi kimyager bana anlatıyor deterjanın nasıl yapıldığını su ne kadar katılıyor. Klor ne kadar konuyor, şu zararlı bu vücutta kalmaması lazım bununla el yıkanmaması lazım filan gibi, hoş kimsenin umurunda değil de tabi sattığın yerler. Malın kalitesine bakmıyorlar ki ne kadar ucuz ona bakıyorlar. Selma sana şoför veremeyiz. Alacaksın bizim kamyonetlerimizden birini götürüp bırakacaksın malını. BMC kamyonet kullandım hayatımda ilk defa. Arabanı vites kolundan asfaltı görüyorum giderken. Kırk haramiler gibi ortam kimseyi tanıma şansınız yok. Herkesin yüzü siyah yani inanılamaz korkunç bir yer. Üretim 7/24 çalışıyorlar. Ve adamlar son derece cahil sadece üst tabakada çalışanlar belli bir yere gelmiş… Şikâyet etme şansınız yok yüzleri öyle kirliler ki yani benim sattığım sabunla yıkanacaklar da evlerine gidecekler.

A.Tuncayengin: Para kazanabildiniz mi?

Selma Duran: Güzel paralar kazandım. Ama bir birikim yapacak kadar değil. Çünkü çok kısa sürdü bu dönem 3 ay üç ay boyunca oluk gibi para akıyor ama 3 ay dediğiniz ne olacak yani gelip geçen bir zaman devlet TSE çıkardı. Ondan sonra bizim kg 33 kuruş sattığımız mal 1 lira oldu. Dolayısıyla tonlarla sattığını mal kilolara düştü. Siz fabrikada çalışan eleman konumuna düşüyorsunuz bu defa. Yani kendinize ait bir iş olmaktan çıkıyor ve benim yapmak istediğim iş bu değil, yani ben bir yere girip pazarlamacılık yapmak istesem belli bir meblağ alacağım ama o meblağın altında para kazanıyorum ve çok yoruluyorsunuz sorumluluğunuz ağır, dolayısıyla ticarete başladım para kazanmanın ne demek olduğunu anladım. Şirket açmıştım o dönemde. Benim faturam değil ama bir arkadaşımın üzerine, hem üretim yapan unlu mamulleri hem de temizlik şirketi ikisi bir arada. Sonra dedim olmayacak, baktım, giderlerimi karşılayamıyorum kapattım.

A.Tuncayengin: Reklam işine nasıl başladınız?

Selma Duran: Promosyon ve reklam işinde arkadaşlarımın yanında onlara destek olmak amaçlı başladım. Bu çok uzun sürmedi baktım bu iş bana yakışan bir iş ben bu işi taşıyabilirim dedim. O dönemde bile teknik hiçbir şey bilmememe başardım. Bir de profesyonel konuşamıyorsunuz alanı bilmiyorsunuz satarken İngilizce terimler kullanmanız gerekiyor. Profesyonelliğinizi belli etmek açısından, onun dışında iş için pratik kısımlarını açık bir biçimde anlatmanız gerekiyor, şimdi şu anki gibi konuşamıyorum ki o zaman. Tutuksunuz, korkuyorsunuz işi almaya çalışıyorsunuz. Öyleyken bile Alfemo’nun işlerini bağlamıştım. Çetmen Mobilya Bay Kepi buraların işlerini yapıyordum ben. İzmir’in gene kalburüstü mobilya sektörleri… Kimlerle çalıştığımın farkında değilim. Sonradan ben işi öğrendikten sonra fark ettim ki ben İzmir’in en iyi yerlerine iş yapıyorum. Güzel para kazanıyorum. Dedim ben bu işi devam ettirmeliyim.

Yaklaşık 24 yıl reklam sektöründe hizmet verdim yaklaşık 15 yıl bir şirket kurmadım. Korktum şirket kurmaktan, bir ofis olacak yanında çalışan olacak. Onun giderleri şu, bu. Malını pazarladığım firma diyalogum çok iyi idi. Bana kol kanat gerdi bana ofisinde bir masa verdi. Bu da gene İzmir’in 3. toptancısı İzmir’in 3 toptancısından biri çok para kazanıyorum, onlara da kazandırıyorum. Matbaa işleri de çıkmaya başladı. Özel tasarım takvimler masa takvimleri dolayısıyla bu sefer bir matbaa ile anlaşmam gerekiyor. Faturasını kesebilmem adına e bu imajımı biraz sarsmaya başladı. Çünkü kendi başıma iş yapamıyorum, gittiğim her firma aldığım her iş benim iş aldığım firmanın faturasıyla hareket ettiğimi anlıyor. Matbaa kurma şansım yok ki her ne kadar bana deseler- de ortağı gibiyim deseler de orada ismim geçmiyor.

Bana dair bir şey yok. Dolayısıyla ben kendi şirketimi şahıs şirketimi kurayım dedim, kurdum ve 15 yılda o şekilde devam ettim. Sonra Allah yürü kulum dedi. Ama gene bir birikim yok sadece geçimimi idame ettirebiliyorum. Güzel yaşıyorum, geziyorum, iyi giyiniyorum. Sonrasında reklam sektöründe bu ekonomik krizden dolayı sarsıldı. Bizler çek ve senet ile yaptığımız işlerin tahsilâtını yapamaz hale eldik. İzmir’de mesela reklam ve promosyonda yani 100 bin cirolar yaparken 15-20 binlere düştü bizim sektör 3 ay yapabiliyoruz 3 ay için çok düşük bir rakam.

A.Tuncayengin: Gelelim gıda sektörüne giriş hikâyenize ve Kartal Kokoreç Sofrasına... Nereden çıktı bu fikir?

Selma Duran: Erkek egemen işlere kadınların el atması gurur verici… Şimdi, yaptığım promosyonları hep baz aldım hayatım boyunca, sanayicilere yaptığım işin hemen hemen bir katına şu anda benim yaptığım sektöre yaptım. Hamburgerciye, kokoreççiye, küçücük büfelere neredeyse sanayiciye yaptığım değerde işler yaptım. Dolayısıyla hep şunu düşündüm. Bu kadar küçük, bir işletme bu kadar güzel promosyon yaptırıyorsa; mutlaka pazar kazandırıyordur. Bunu baz aldım. Dolayısıyla ekonomik krizden dolayı reklam işinden sonra ben gıda sektörüne atılmalıyım dedim. Kesinlikle yapabileceğim bir iş olduğunu düşündüm. Ben meyhane de işlettim. O da bir bayan işi değil. Mutfağa çok aşinayım. Yanımdaki aşçılar bir hata on gün ya pisliğinden çıkardım. İş başa düştü girdim mutfağa ya da beni düşünmemeleri beni rahatsız etti ekonomik anlamda. Malı çürüttüler... Bir şekilde ben mutfaktaydım yani tabi ki kokoreç tabağa konulan bir yemek değil, mangala koyup ta direk pişen bir et değil. Kokoreç çok farklı bir sektör... Araştırdım yapan yerleri, yapabileceğim bir iş olduğunu dedim ki aslında diğer şubelerimizde sarılacak o zaman aklımda şubeleşmek yok tabi de yani bir yerin şubesi olmak yok ama gittiğim yerleri fabrikasyondu, fabrikasyon mağazası vardı. Hazır geliyor şişte; pişirmesinde biraz özen göstereceksin, işte malı pişirmek çok önemli iyi bir ustaya denk gelirseniz, bu işte yürür gideriniz. Herkesin düşüncesi bu yöndeydi ama ben hep üretmekten yana oldum. Fabrika çıkışı bir malı satmak değil de üretmekten yana. Dolayısıyla il etap başladık. Balçova Ata caddesinde dükkân aradım buldum. Çok gülümsedi bana dükkân sıcacık geldi, evime de yakın oluşu avantajdı. Oğluma dedim Koraycım istifanı ver, kokoreççi oluyoruz, bir gece eve geldiğimde söyledi bunu, çocuk şoka girdi araştırmalarımdan belki de haberi yok. Hiç haberi yok. Anne neden bir kafe değil, neden bir ev yemekleri değil, neden kokoreç? Ben bu işte marka olmak istiyorum. Ev yemeklerini yapan her yerde kadın var. Ondan sonra bir büfede her yerde yapabilir sandviç, ama kokoreççi hayır! Yani ben ilgi odağı olmak, başarılı olmak, tek olmak istiyorum İzmir'de. Dolayısıyla kokoreççi olacağız dedim bunun kaçışı yok… Peki, anne dedi… Dükkânımızın tasarımı tamamen kendi emeğim! 1.5 ay sürdü tadilatı. Çok sevimli çok güzel bir dükkân yaptım. Şaban Memiş, Kartal Kokoreç sofrasının sahibi. İlk başta ortak girdik işe, bana işi öğretti. Ben bu işi öğreneyim belki de birlikte yürürüz. İşin inceliklerini Şaban ustadan öğrendim. Usta tedarik etti, hem söğüş hem kokoreç ustası yani ben bu kesimde çalışan arkadaşları kesinlikle yargılamak için bu kelimeyi kullanmayacağım ama ''Okumakla kültür olmuyor'' illa ki okumamak olmuş demek değildir kültürsüzlük. Maalesef ki bu işte kendilerin hiçbir şey katmamış kişilerle tanıştım… Kendilerine ne insanlık ne de mesleki anlamda yok bir şey. İşine gelsin, gününü tamamlasın, parasını alsın gitsin. Mekân iş yapıyor mu, para kazanıyor mu, benim patronum bir kadın yani ona nasıl davranmalıyım. İnsanlıktan kastım bu. Kültürden kastım da bu da bir kültürsüzlük, karşınızdaki kadına, bir şeyler yapmak için ayakta durmaya çalışan insana nasıl davranması gerektiğini bilmeyen kişi illa okumuş olması gerekmiyor… Kültürsüzlükten kastım budur. Yaşça bende büyük olmalarına rağmen abla, patron olarak beni görmesinler dedim. Belki kendilerine gelirler diye düşündüm! Meğerse o da bir hataymış. Bu defa disiplini sağlayamadım. İlk etapta söğüş ustamız 1.5 ay çalıştı. İlk bizimle birlikte çalışan kokoreççi hem gececi var hem gündüzcü inanılmaz bir kadro, 8 kişi çalışıyor yanımda. Sonrasında ben dedim ki beni kimse yarı yolda bırakmaz herkesin hakkını veriyorum, insanca davranıyorum. Para kazanmadığım halde bile herkesin yevmiyesini verdim. Kimseyi mağdur etmedim parasal anlamda öyle düşündüğüm için öğrenme mücadelesi göstermedim. Bir ilk 1.5 ay yani daha çok yolun başındasınız. Bir yıl filan olsa zamana yayarsın öğrenirsin her şeyi 1.5 ayda elemansız kalacağımı tabi ki tahmin edemem, bu da tamamen cehalet işte. Sonra kelle ayıkladıktan sonra dürüm de yapmayı internetten açıp öğrendim. Müşterilerim çok keyif alıyordu tezgâhta bayan görmekten. Tabi reklam işinden alışığım topuklu ayakkabılar, ince topuklu ayakkabılar. Fularla makyaj full ben dükkana böyle geliyordum, sonra baktım ki bu iş onu kaldırmıyor, mankenlik, fotomodellik mi fastfood mu karar vereceksin yani tırnaklar kesildi, saçlar toplamaya müsait yapıldı.

Kuryelerden dolayı çok sıkıntı yaşadık. Kuryeler hep genç, yaptıkları okudukları başka bir iş olmadıkları için tercihleri bu meslek olmuş moto ehliyeti alan özellikle Balçova'da… Balçova sokakları inanılmaz. Menekşe, Lale, imparator isimleri son derece kolay bulunuyor aslında ama yine de öğrenmek için zaman gerekiyor. Kurye ye dedim ki ben usta olacağım. Sen de kurye oğluma. Üniversite mezunu, eğitmen bir çocuğa motor ehliyetini alacaksın annecim. İlk etap paramız yok alamıyoruz bir dönem oğlum kaçak çalıştı. Ehliyetsiz çalıştı… Bir tane elektrikli motorumuz vardı adını yadigâr koyduk. Şu an bir lastiği patlak kimseye vermeye kıyamıyorum her gün içeriye sokuyorum. Koray gece motora çıkıyor dik bir yokuş var tam oradan çıkarken motorun elektriği bitiyor. Önünden bir domuz sürüsü geçiyor. Onlar çok tehlikeli olabiliyorlar. Balçova'nın domuzları da meşhur bu arada… Anne inanmıyorum. Yokuş yukarı gitmiyor motor domuzlar bana bakıyor, ben domuzlara bakıyorum diyor. Atsaydın kokoreçleri dedim, atar mıyım hiç ekmek kapımız bizim onlar canımız tehlikede ama kokoreçleri vermiyoruz? Çok zor dönemler yaşadık.

A.Tuncayengin: Bu deneyimler sonucunda kokoreç tezgahının başına da geçtiniz!..

Selma Duran: Balçova'da çok güzel bir yere geldik neredeyse çağ atlattık. Bizim semtimizde Kokoreç işi yapan ustamızla birlikte çalışmaya başladık. Ben de, oğlum Koray da işin mutfağına hâkim olduk. Balçova'da herkes bizimle çalışmak istiyor. İş başvuru alıyoruz. Motorcularımız abla ekstra olursa beni çağır diyenler kendi isteğiyle çıkıp tekrar geri dönmek isteyenler inanılmaz bu sektörde çağ atladık. Kadın üretiminin pırıl pırıl huzurlu, güvenli ve üretken ruhu var. O yüzden kadının gücünü ve kendisini önemsiyorum.

A.Tuncayengin: Sizi diğer işletmelerden farklı kılan nedir?

Selma Duran: Köfteyi de ben kendim yapıyorum. Kasabımızdan alıyoruz. Bu ekonomik krizde hep dediğim şey çiftçiye ve kasaba sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. Alışveriş merkezleri değil hiç bir zaman tercihim, pazardan gidiyorum alışveriş yapıyorum. Her hafta Balçova pazarında artık Kartal abla diyorlar bana. Kartal kokoreç Sofrası. Bir iş önlüğümü çıkarmamışım arkamda yazıyor. Adım kaldı Kartal abla pazarda. Esnafımıza sahip çıkıyorum. Peynircimden, kasabımdan alışveriş yapmaya çalışıyorum. Pazar gidiyorum öyle yani Allah yolumuzu açık etsin bu yolda bu şekilde ilerlemeye devam edeceğiz.

A.Tuncayengin: Bundan sonraki hedefleriniz, kokoreçle ilgili planlarınız, kadınlara önerileriniz neler olabilir?

Selma Duran: Benim yanımda çalışan Özcan Hanım hiç çalışma hayatı olmamış. Benim yanımda başladı. Bir yılını yeni dolduracak. Kendine bir şeyler kattı. İlk işe başladığında telefon açamıyordu. Karşı tarafla iletişim kurma eksikliği vardı. Bilgisayar kullanmıyordu. Ev hanımıydı, şimdi kokoreç kesmeye söğüş yapamaya bana destek olmaya çalışıyor. Yani diyor ki iyi ki varsın, yemek yapmak dâhil ben yemek yaptığımı sanıyordum diyor. Önceden yabancı erkekle sohbet edemezdim. Şimdi her şeyi sorabiliyorum, konuşabiliyorum diyor. Kendime güvenim arttı diyor. Ben bununla ilgili bir girişimde de bulunmak istiyorum yani ben özellikle bu sektörde çalışan ustalarımızın, kesinlikle hayat ile ilgili eğitim almaları gerekiyor.

İnsan işini ve kendini geliştirmeli. Ben şimdi ofisin şifrelerini filan aldım. Sanal âlemde de bir hareket katmak gerekiyor. Sunumlarınızı değiştireceksiniz. Sadece ekmek arası değil, ahşaptaki bir baskı bile müşterinin ilgisini çekiyor. Size özel bir şey emek verilmiş, plastik bir tepsi içine konulmuş alelade bir kâğıtla sunum yapılmaz yani, o yüzden bir yerlere gelemiyorsun. O yüzden görsellik çok önemli, önce bir şeyin gözünüzü doyurması gerekiyor.

A.Tuncayengin: Kokoreçte nasıl fark yarattınız?

Selma Duran: Ben yaratıcı olmaya özen gösteriyorum. Özel günlerde müşterilere özel hediyeler, jestler yapıyorum. Mesela kesinlikle kullandığımız poşetlerin bize özel olmasına dikkat ediyorum. Ben genel de, mendillerimiz toptan alınıyor üzerine baskı yapılmıyor. Kuyu suyu yapılmış mendil kesinlikle dükkânıma sokmuyorum bunlar kesinlikle çok önemli, hepsi bunların Sağlık Bakanlığı geliyor kontrol ediyor deniliyor ama ben bunlara çok dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gıda işindesin. Kullandığımız her şey çok önemli. Kimyon, baharat her zaman hiçbir şeyin ucuzuna kaçmıyorum. Kg 15 lira demiyorum gidip 9 liralıktan alıyorum ekmeğim kara fırın, mesela normal fırın ekmeği kullanmıyorum her şeye özen gösteriyorum. Bıçaklar bileyden geldikten sonra alkollü suyla siliyorum.

A.Tuncayengin: Bu işin mesaisi de farklı gecelere kadar sürüyor bu değişim nasıl etkiledi hayatınızı?

Selma Duran: Sosyal hayatımız tabi ki çok kıtlıyor haftanın ancak bir günü izliyim bir gün de oğlum kullanıyor, personel de bir gün hafta içi isterde kullanabiliyor. Ben mesela ayaklarımda topuklu incecik ayakkabılarla dolaşırdım. Ama şimdi düz ayakkabılar ile ayak rahatsızlıklarım başladı, giyim kuşam çok önemli dikkat edeceksiniz rahat giyineceksiniz. Dediğim gibi 16 saat çalışıyorsunuz uzun bir saat dilimi… Bu durum öyle bir şey ki gelen müşterilerle ilişkiniz iyi olduğunda çok güzel zaman geçiyor. Anlamıyorsunuz nasıl geçtiğini... Çalışma hayatımız çok fazla, sosyal hayat kısıtlı ve onu da bir güne sığdırmaya çalışıyoruz. Sizi özleyen size geliyor. Yaşadıklarınızla mutlu oluyorsunuz.

A.Tuncayengin: Sizin için “Güçlü Kadın” ne ifade ediyor? Kadınlar güçlü olmak için ne yapmalıdır?

Selma Duran: Güçlü kadın, ayaklarının sütünde durmayı başarabilen hayata yenilmemiş, eksileri ile artıları ile zorlukları aşmış. Geçmişte eğer bir şeyler yaşadığı halde geriye doğru bakmayan kadındır. Hep başarıya odaklandığı sürece güçlü olduğuna inanırım. Enerjime çok inanırım. Her gün gülerim ve dışarıya belli etmem kendi içimde yaşarım bu da güçlü bir kadındır… Hepimiz çok başarılı değiliz ki aslında, bir taraflarımız eksik aslında bakarsanız ben çok duygusal bir kadınım beni duygusal anlamda karşı taraf yıkabilir. Benim duygularımla oynarsa!.. Ama kendime diyorum ki o anda kendi kendimi onarmaya çalışıyorum. Hayata böyle olmaz karşı tarafa bunu belli etme, eğer sen güçlü olursan hayata tutunmak adına; seni yıkacak hiçbir etken yok… Bunu kendin başaracaksın, bir başkası sağlayamaz.

A. Tuncayengin: Ticari hayattaki hedefiniz nedir?

Selma Duran: Biraz daha büyümek... Personelimi arttırmak ve şubeleştiğim noktada İzmir'de tek olmak istiyorum. Önümüzdeki yıllarda bunu hep birlikte göreceğiz.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Mehmet Ali Erbil fizik tedavisine başladı

Uzun süredir mücadele ettiği kaçış sendromu rahatsızlığı nedeniyle 2 yıldır zor günler geçiren Mehmet Ali Erbil'in tedavisine evinde devam edilmeye başlandı. Rahatsızlığından dolayı zor g...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Sabah neden elma yemelisiniz?

​Sabah bir bardak kahvenizi elma ile değiştirmeye ne dersiniz? Cornell Üniversitesi'nde bilim insanları elma ve kahveyi karşılaştırdı ve sabahları kahve içmek yerine neden elma yemeniz gerektiğini paylaştı. Peki, sabah neden kahve içmek yerine neden elma yemelisiniz?

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR