Yukarı
44

Türkan Başyiğit

Türkiye'nin anası Zübeyde Hanım

14 Ocak, 2019

 Zübeyde Hanım, 1857 ‘de Lankaza’da doğdu, Zübeyde Hanım oldukça zeki bir kadındıDönemindeki pek çok kadın gibi sadece kuran okusun diye az bir eğitim almış ama okuma yazmayı öğrenmişti. Annesine “Molla Hanım” denildiği gibi, kendisine de “Zübeyde Molla” diye hitap edilirdi.Bu, “bilge” kişiliğini ifade eden bir lakaptı. Muhafazakar, geleneklerine bağlı bir kadındı. 

 1870 yılında 13-14 yaşlarında olan Zübeyde Hanım, Ali Rıza Bey ile evlendi. Atamızın okula başlama öyküsü ilginçtir. Dinine bağlı Zübeyde Hanım oğlunun dini törenlerle,dini bir eğitim alması için mahalle mektebine gitmesini istiyordu. Ali Rıza Bey ise oğlunun iyi bir eğitim almasını istiyordu. Eşini kırmadı oğlunu dualarla mahalle mektebine gönderip Zübeyde Hanımın gönlünü aldı. Ali Rıza Bey’in eşine tavrı Mustafa Kemal’in kadınlara davranışını şekillendirecektir. 

          Ne yazık ki Ali Rıza Bey genç yaşta ölünce Zübeyde Hanım Lankaza’ya gider. Oğlunun okumasını istemektedir ve bu nedenle tekrar Selanik’e döner. Oğlunun askeri okulu kazanmasından hiç mutlu olmamıştır. Savaş içinde olan devletin askerleri genç yaşta cephelerde ölmektedir. Ama hayatı boyunca oğlunu hep destekleyecektir. Çocukluk günlerinden beri 0’nu Mustafam, Paşam,Sarı paşam  diye severdi. 1905 yılındaMustafa Kemal kısa süre hücre hapsine atıldığında İstsnbul’a geldi. Sonrasında ise Kurmay Yüzbaşı olarak Suriye Cephesine giderken Sirkeci Garından uğurladı. Vatan ve Hürriyet Cemiyet’ni kuran oğluna inandı ve O’nu hep destekledi. Sina cephesinde ağır bir sarılık geçiren ve kör olduğundan korktuğu oğlunu görebilmek için evlat edindikleri Abdürrahim ile birlikte Halep’e gitti. 

         1918 yılında İstanbul’a yerleşti. Ragıp Bey ölmüştü. Mustafa Kemal Akaretlerde 3 katlı bir ev tuttu veailesiyle yaşadı. Bu kısa zaman ailenin birlikte oldukları özel bir dönemdi. 

     Samsun’a çıkışla birlikte başlayan günler Mustafa Kemal için olduğu gibi, annesi ve kardeşi için de çok zordu.Oğlu Mustafa’nın öldüğü” asılsız haberini duyan ve zaten hasta olan Zübeyde Hanım, iyice hastalandı vekısmen felç oldu.

Mustafa Kemal annesinin İşgal altındaki İstanbul’da olmasından rahatsızdı. Arkadaşları Zübeyde Hanım’a yardım ediyor, bütün isteklerini yerine getiriyorlardı. Zübeyde Hanım’ın, ölmeden oğlunu görme isteği ile oğlunun da bir an önce annesine kavuşma özlemi çektiği, karşılıklı gönderilen telgraflarda görülmektedir.  Savaşın sonlarına doğru annesini Ankara’ya getirdi.

Büyük Taaruz öncesi aslında helalleşmek için Zübeyde Hanımı ziyaretetti. Çay partisine gideceğim dedi. Zübeyde Hanım oğlunun savaşa gittiğini biliyordu. Ve oğluna bir mektup yazdı. Savaşa gittiğini biliyorum. Dualarım seninle savaşı kazanmadan gelme...

          Atatürk annesini her ziyaretinde haber verirdi. Ve en güzel haliyle annesinin elini öpmeye giderdi. Zübeyde Hanım ise hasta yatağında saçlarını taratır. Makedonyadan kalma bürümcük gömleklerini ve ipek başörtülerini örter ve oğlunu karşılardı. Asil vakur Türk kadınının  temsilcisiydi. Mustafa Kemal annesine gösterdiği saygıyı tüm kadınlara gösterecektir. Vatan sevgisini daha bebeklik ninnilerinde oğluna aşılayan zübeyde Hanım oğluna hep güvendi ve onun milleti kurtarması içşn duacı oldu.

"Atatürk annesinin elini öptü. Bayan Zübeyde oğluna elini uzatırken coşkun sevgisinin gözlerinde toplanan bütün ifadesiyle Atatürk’ü bağrına basmak istiyordu. Onu kucakladıktan sonra aziz Türk milletine eşsiz bir kurtarıcı armağan veren ana olmak itibariyle gururlanmalı idi. Fakat öyle olmadı, mutluluğunu gülen ve şirin yüzünden okunan o büyük Türk anası kolları arasında uzaklaşan ciğerparesinin eline uzandı:

Atatürk: "Ne yapıyorsun anne"... dedi.

Bayan Zübeyde sessiz ve kesin bir ciddiyetle: "Ben senin ananım, sen benim elimi öpmekle bana karşı olan vazifeni yapıyorsun; fakat sen vatanı ve milleti kurtaran bir devlet başkanısın. Ben de bu aziz milletin bir ferdiyim ve onun tebasıyım, elini öpebilirim." Cevabını verdi."

"Oğlunun elini öpmekten çok Bayan Zübeyde, hareketiyle oğlunun makamının en büyük saygıya değer olduğunu etrafındakilere işaret ediyordu."

İzmir’in kurtarılmasından sonra Selanik’e benzeyen bu şehrin annesinin sağlığına iyi geleceğini düşünüyordu. Bir yandanda evlenmeyi düşündüğü Latife Hanım’ı tanımasını istiyordu. Latife Hanım Karşıyaka’daki yazlık köşkte ömrünün son günlerinde zübeyde hanıma baktı. 

          Atatürk’ün Harp Akademisi’nden sınıf arkadaşı olan ve Kurtuluş Savaşı’nda Batı Cephesi Kurmay Başkanı bulunan Asım Gündüz, Zübeyde Hanım’ın ölümü sırasında İzmir’deydi. Asım Gündüz Zübeyde Hanım’ın cenaze törenini şu şekilde anlatmaktadır:

"Zübeyde Hanım son saatlerinde yanında bulunan Latife Hanım’a ayrıca bir vasiyet yazdırmıştır. Latife Hanım, Zübeyde Hanım’ın ölüm haberini ilkönce İzmir Valisi Mustafa Abdülhalik (Renda)’ya bildirmiş, vali de büyük bir cenaze töreni hazırlatmıştı. Latife Hanım ilk gece İzmir’in tanınmış hafızlarından tam otuzüç kişi çağırarak sabaha kadar hatim yaptırmış ve hatim duası üç gün sürmüştür.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

“Enişte ne demek?”

Şeyma Subaşı ile aşk yaşamaya başladıktan sonra enişte olarak anılan DJ Guido Senia'nın "Hepinizi seviyorum millet ama enişte ne demek?" paylaşımına yorum yağdı. Acun Ilıcalı ile boşan...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Çay ağacı yağının mucizeleri

​New York'taki Mount Sinai hastanesinin kozmetik ve klinik araştırmalar müdürü Joshua Zeichner, “Çay ağacı yağı, ciltte sivilce yapan bakterilerin seviyesini düşürerek ve iltihaplanmayı azaltıyor. Fakat hastalarımın çoğu, sivilcelerine çay ağacı yağı sürdükten sonra cilt tahrişiyle ofise geliyor" diyor.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR