Yukarı
46

Azimet Gürbüz

Keskin Kılıcımız;  Ön Seçim Üzerine

29 Haziran, 2020

   CHP’de, kongre ve seçim dönemlerinde vaz geçemediğimiz tek demokratik ilkemiz, ön seçim, gerçekten demokratik mi? Demokratik ilke saydığımız tabanın sesini yansıtacacağını umduğumuz önseçim tek yöntem mi olmalıdır? Partili arkadaşlarımızın inatla savunduğu, bu durumdan başka tabanın sesisini,  arzulanan ya da beklenen fikir doğrultusunda, yansıtacak başka bir yol, ya da yöntem yok mudur?  Temsilde tabanın doğru bulduğumuz temsil gücünü etkiliyen, yanıltan düşüncesini çarpıtan yol ve yöntemler, egemen propaganda dikkate alınıyor mu?  Türkiye Sosyalist hareketinin köşe taşlarından biri olan, Sayın Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın yazım dili ağır, anlamakta zorluk çekilir ama, öyle vurguları yazılarına işler ki, unutamazsınız. Sayın Kıvılcımlı der ki; “bir sosyalist gurubu, partiyi eleştirirken sosyalizmin iflah etmez keskin kılıçları vardır. Bu kılıçlar, “revizyonist”, “oportünist”, “pasifist” olarak bilenmiş, vurduğun her kafayı yerle bir edersin. Bu kılıçlardan yara almış biri, ağzıyla kuş tutsa da, bir daha iflah olamaz. CHP’de de demokrat olmanın olmazsa olmaz koşulu, varsa yoksa önseçimdir. Toplumdaki değişim ekonomideki farklı yapılanmalar nereye varırsa varsın, partimizi “demokratik” kılan tek olay önseçim yapmamızdır. Önseçimde üyemiz kimi seçmiş olursa olsun hangi düşünceyi öne çıkarırsa çıkarsın bu yöntem uygulanmış ise sonuç ta doğal olarak “demokratik” sayılır.

    Yanlış anlaşılmasın önseçime karşı değilim. Ancak bu yere göğe sığdıramadığımız önseçimi izninizle biraz irdeleyelim.  Önce geçmişte ibretlik bir olayı anlatmakla başlıyacağım.  Merhum Erdal İnönü İzmir’de önseçime girer, yanılmıyorsam, Kiraz ya da Kınık ilçelerimizin birinde, seçim kurulunun hakime sunduğu listede, ERDAL İNÖNÜ listenin üçüncü sırasında yer aldığı görülür. Hakim İlçe Başkanını çağırır “bu rezaleti temizlemesi istenir.” Söylenti ne ölçüde doğruyu yansıtıyor bilemiyorum. Şimdi bu olayı “sapına kadar demokratik bir eylem” olarak gören de olur, koşullandırmanın üyeye bağışlanmıyacak hatalar yaptırdığı şeklinde de değerlendirlir.

   CHP 1970 li yıllarda önseçimi sürekli ve her kademe için uygulayan bir parti idi. Ancak Partiye üye olmak için üyelik müracaatı yapan kişinin adı parti lokallerinde altı ay asılı kalırdı. İtiraz eden üye olursa üye kaydedilmezdi.  Partililer arkadaşlarını bir nevi kendileri seçerlerdi.  Ancak o yıllarda, bugün uygulanmakta olan, bilgi işlemin gücüne dayanan MERNİS olmadığından, siyasi “kodamanların” oluşturdukları seyyar üye taburları vardı. Nasıl? Kim bunlar? Öreniğin İzmir’in Konak İlçesine kayıtlı bir gurup, ayni şekilde Karşıyaka’da da kayıtlı olduğu çok görülürdü. Sabah önseçim için ayni kişiye konakta oy kullanan partili üye, öğleden sonra Karşıyaka’da da parti kimliğini ve nüfus kağıdını göstererek oy kullanabiliyordu. Şüphesiz bu tür organizasyonları, parası pulu olan, politikayı ekonomik gücüne güvenerek yapan, parti içindeki kodamanlar yapardı. Bu ibretlik duruma rağmen,  üye yapılırken seçilen, parti ilkelerini benimsiyen, bilinçli dediğimiz üyelerin parti içinde fikri yapılarıyla ve çalışmalarıyla “ün yapabilmiş” partililerle, devlet bürokrasisinde ün yapmış bürokratların  önseçimi kazandıkları görülürdü. Bu çoklu yapı maalesef partide ayrışmayı, klikleşmeyi sürekli kılan bir çatışma ortamının da nedeni olarak görülürdü.

   Üzülerek görüyorum ki, günümüzde teknolojik gelişmenin sonucu olarak meydana gelen toplumsal değişim geçmişin ideal değerlerine uygun karar veremiyor.  Teknoloji k olanaklar toplumsal bilinci yönlendirecek gücü ele geçirmiş durumda.  İnsan yaşantısını alışkanlıklarından kopartarak geçmişte, kimi insanların beslendiği bilgi kaynağı olan kitap gazete hatta radyonun tahtını yerlebir eden sosyal medya gerçeği, temsilin şekil şart yönteminden çok, kimin yetkilendirildiğiyle meşgul. Yunanistan da Çipras’ın, Fransa’da partisiz Macron’un seçilmesi gibi.

   Siyasi parti gerçeği yaşadığı sürece, temsilde de üye tabanının düşüncesini yansıtacak, yol ve yöntem de artık bildiğimiz önseçim yöntemi olmamalı. Kademeli delege sisteminin daha  zengin, daha çok tanınandan, partiyi iktidara taşıyacak kadroları, mahalledeki üyeden daha iyi bulup ortaya çıkaracak, ilçe delege seçimlerinden itibaren kademeli olarak belirlenen üç aşamalı üst kurul delegeleriyle bir belirleme yöntemi bulunmalıdır.  Bu üst kurul delegelerinin belirlediği illerindeki Parlementer sayısı  ve illerindeki belediye başkanıları kadar adayların belirlenerek genel seçim sürecine kadar kendilerine halk içinde çalışma şansı tanınmalıdır. Yani temsil sorunu toplumsal değişimin dinamikleri gözetilerek belirlenmeli ve sağlanmalıdır.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Merve Boluğur’dan sütyensiz paylaşım

Sezonu Ege sahillerinde açan oyuncu Merve Boluğur, tatilden paylaşım yapmaya devam ediyor. Bikinili pozlarıyla dikkat çeken oyuncu, son olarak paylaştığı sütyensiz fotoğraf ile sosyal med...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

İhtiyacınız kadar su için!

Tüm canlıların hayat kaynağı olan suyun önemi, yaz aylarının gelmesiyle birlikte bir kez daha ortaya çıkıyor. Vücudumuzdaki organların ve sistemlerin yeterli su olmadan fonksiyonlarını yerine getiremeyeceğini belirten Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Erkan Erdem, yeterli miktarda...

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR