- “1 Mayıs’ta emeğimize sahip çıkıp, eşit ve adil yaşam için mücadeleyi birlikte büyüteceğiz”
- İran’dan ABD’ye yeni teklif: Müzakere taslağı Pakistan’a iletildi
- Gülistan Doku soruşturmasında 'müfettiş raporu' tamamlandı
- Ünlü komedyenin hesabı askıya alındı, gerekçesi şaşkınlık yarattı
- Epstein’ın intihar notu 7 yıldır kamuoyundan saklanıyor
Girit’ten öteye geçen yalnız insanlar değil, hafızadır
Mediha Selda Avcı, Remzi Kitabevi tarafından yayımlanan bu ilk romanında, göçün yalnızca toprağı değil, insanın kalbini, evini ve belleğini de yerinden ettiğini anlatıyor.
Bazı romanlar vardır; daha ilk sayfalarda okura yalnızca bir hikâye değil, bir evin içini, bir dönemin ruhunu, bir ailenin taşıdığı görünmez yükü de duyurur. Mediha Selda Avcı’nın Hayatın Rüzgârında Buluşmak: Girit’ten Öteye… adlı romanı böyle açılıyor. Mübadele gibi tarihsel ağırlığı büyük bir kırılmayı, belgelerin ve resmî anlatıların soğuk yüzünden değil, hayatın içinden, gündelik olanın iç burkan ayrıntılarından anlatmayı seçiyor. Bu yüzden kitap, yalnızca geçmişe bakan bir dönem romanı değil; aile belleğinin içinde yıllarca dolaşan acıların da romanı hâline geliyor.
Romanın merkezinde Eleana var. Müslüman ve Hristiyan iki ailenin gençleri arasında yaşanan imkânsız bir aşkın istenmeyen çocuğu olarak dünyaya gelen Eleana, daha doğduğu anda hayatın sertliğiyle karşı karşıya kalıyor. Onun hikâyesi zamanla tek bir insanın kaderi olmaktan çıkıyor; ait olamamanın, dışarıda bırakılmanın, susarak büyümenin ve kendine bir yer açmaya çalışmanın hikâyesine dönüşüyor. Eleana, bu romanın yalnızca başkişisi değil; kendinden önce yaşanmış kırılmaların, bastırılmış duyguların ve kuşaklar boyunca taşınan eksikliğin de taşıyıcısı gibi duruyor.
Mediha Selda Avcı’nın romanı güçlü kılan yan, mübadelenin büyük tarihini küçük ayrıntılarda duyurabilmesi. Seccadenin astarına gizlenmiş bir dua, çeyiz sandıkları, mutfakta kaynayan yemekler, ev içindeki görünmez gerilimler, anneliğin yorgunluğu, komşu kapısından gelen sesler, kalabalık aile hayatının daralan nefesi… Bunların hiçbiri romanda süs olsun diye yer almıyor. Tam tersine, anlatının asıl yükünü bunlar taşıyor. Çünkü göç bazen yalnızca bir yerden ayrılmak değildir; bir evin düzeninin, bir sofranın tadının, bir mahallenin alışkanlıklarının, hatta insanın dünyaya bakışının da yerinden oynamasıdır. Roman tam da bunu hissettiriyor.
Kitabın ilk bölümlerinde kurulan aile dünyası ayrıca dikkat çekici. Nesibe, Bekir, Güzin Hanım, İhsan Bey ve çevrelerindeki hayatlar aracılığıyla yalnızca bir aileyi değil, bir yaşam biçimini görüyoruz. Kaynana ile gelin arasında gidip gelen o ince gerilim, ev içinde kimsenin yüksek sesle söylemediği hesaplaşmalar, sevginin yer yer kırgınlıkla, yorgunlukla, kıskançlıkla iç içe geçmesi romana sahicilik kazandırıyor. Özellikle kadın karakterlerin çizilişinde hissedilen sıcaklık önemli. Bu kadınlar yalnızca evin yükünü taşıyan figürler olarak kalmıyor; arzuları, kırgınlıkları, beklentileri, içlerinden geçirdikleri ve sustuklarıyla birlikte yaşıyorlar. Romanın duygusal derinliği biraz da buradan güç alıyor.
Mediha Selda Avcı, Girit’te Müslümanlarla Rumların bir arada kurduğu hayatı da tek boyutlu bir nostaljiye düşmeden anlatıyor. Bayramlar, yortular, çocukluk arkadaşlıkları, karşılıklı ikramlar, aynı mahallede yan yana süren hayatlar… Bütün bunlar yaklaşan kopuşun ağırlığını daha da artırıyor. Çünkü kaybedilen şey yalnızca bir toprak parçası değil burada; birlikte yaşamanın dili, komşuluğun hafızası, gündelik hayatın kurulmuş dengesi de dağılıyor. Romanın hüznü biraz da bu ortak dünyanın sessizce çözülüşünden geliyor.
Eleana’nın hikâyesi romanın merkezinde dursa da anlatı tek bir hayat çevresinde daralmıyor. Onun yolu üzerinde beliren insanlar, aile geçmişinin bıraktığı gölgeler ve karşılaşmaların açtığı yeni yarıklar romanı daha geniş bir insanlık hâline açıyor. Burada çaresizlik kadar direnme gücü de var; kırgınlık kadar hayata tutunma isteği de. Romanın dikkat çekici taraflarından biri de umut duygusunu büyük sözlerle kurmaması. Umut burada daha çok, insanın bütün eksikliklere rağmen yeniden ayağa kalkmasında, yeniden bağ kurmayı denemesinde, yaralı da olsa yoluna devam etmesinde beliriyor. Bu da metne gösterişsiz ama etkili bir duygu veriyor.
Yazarın dili yer yer anlatıcı bir sıcaklık taşıyor. Özellikle ev içi sahnelerde, aile bireyleri arasındaki ilişkilerde ve gündelik hayatın akışında bu sıcaklık belirginleşiyor. Romanı okurken insanın aklında yalnızca olaylar kalmıyor; bir iklim kalıyor. Daralan evler, büyüyen çocuklar, gençliğin içte kalan hevesleri, annelerin tükenişi, erkeklerin omuzlarına çöken sorumluluk, komşuluğun sıcaklığı ve yaklaşan kaybın ağır gölgesi… Bu duygu iklimi, kitabın hafızada yer etmesini sağlayan temel şeylerden biri.
Hayatın Rüzgârında Buluşmak: Girit’ten Öteye…, ilk roman olmasına karşın sahici bir duygunun peşine düşüyor. Mübadeleyi bir tarih başlığı olarak bırakmıyor; onu evin içine, insanın kalbine, aile ilişkilerine ve kuşaktan kuşağa taşınan eksikliğe yerleştiriyor. Roman bittiğinde geriye yalnızca anlatılan olaylar kalmıyor; taşınamayan eşyalar, söylenemeyen sözler, yarım kalmış sevdalar ve içte büyüyen gurbet duygusu da kalıyor.
Mediha Selda Avcı, Remzi Kitabevi etiketiyle yayımlanan bu ilk romanında, mübadelenin büyük tarihini insan ölçeğine indiriyor. Orada, hayatın içinden gelen ayrıntılarla büyüyen, yer yer hüzünlenen, yer yer insanın içine işleyen bir anlatı kuruyor. Belki de kitabın asıl gücü burada. Çünkü bazı göçler, bir vapurla, bir tren yolculuğuyla, bir sınır çizgisiyle bitmez. İnsanın içinde sürer. Bir bakışta, bir eksiklikte, bir susuşta yeniden ortaya çıkar. Hayatın Rüzgârında Buluşmak: Girit’ten Öteye… tam da bu uzun iç sızısını görünür kılan bir roman.
Cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Fazıl Say'dan yeni caz projesi: 'Say Plays Jazz'
Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, caz odağındaki yeni projesi “Say Plays Jazz on Tour with Škoda” ile yaz aylarında Türkiye turnesine çıkmaya hazırlanıyor. Sanatçının klasik müz...
Zerrin Özer'in ablası, sanatçı Tülay Özer hayatını kaybetti
Türkiye'de 1970'li yıllara damga vuran şarkıcı Tülay Özer, hayata veda etti. Aynı zamanda Zerrin Özer'in ablası olan sanatçı, 'Büklüm Büklüm' ve 'İkimiz Bir Fidanız' gibi şarkılarıyla tan...
Daniel Radcliffe’ten gülümseten anlar: Oğluyla Harry Potter izledi
Dünyaca ünlü oyuncu Daniel Radcliffe, Harry Potter serisiyle adını duyurmuştu. Daniel Radcliffe, bugün yaptığı yeni paylaşımla hayranlarının dikkatini çekti. Ünlü oyuncu, minik oğluyla ke...
Ferda Yüce’nin “Akışına” sergisi Maltepe’de açılıyor
Sanatçı Ferda Yüce’nin resim ve heykel çalışmalarından oluşan “Akışına” başlıklı kişisel sergisi, 2–14 Mayıs 2026 tarihleri arasında Maltepe Yaşar Kemal Kültür Merkezinde sanatseverlerle ...
Mayıs’ta İş Sanat müzelerinde kutlama var
İş Sanat’ın İstanbul ve Ankara’daki minik sanatseverler için hazırladığı ücretsiz atölyeleri sürüyor. Programlarda 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Müzeler Haftası ve Ann...
'Soyumuz imparatora dayanıyor ama biz ahırda büyüdük'
Hollywood yıldızı Sharon Stone, ailesinin Kutsal Roma İmparatoru Şarlman’a kadar uzanan soylu geçmişine rağmen yoksulluk içinde büyümesinin ardındaki trajik nedenleri açıkladı. Eski aile ...
Türkan Şoray: ''Biz sette peynir ekmek yerdik''
Yeşilçam’ın ‘Sultan’ı Türkan Şoray, katıldığı etkinlikte geçmişte Türk sinemasındaki set koşullarını anlattı. Sanatçı, “Sette bazen peynir ekmek, bazen ekmek arası döner yiyorduk. Arabala...
Yeniden Sinematek’te “Çıldırmanın Eşiği”
İzmirli sinemaseverleri dünya sinemasının unutulmaz yapımlarıyla buluşturan İzmir Büyükşehir Belediyesi Yeniden Sinematek gösterimleri, mayıs ayında “Çıldırmanın Eşiği” temasıyla dikkat ç...
Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali başladı: Bozkırda müzik keyfi
Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali, çeyrek asrı geride bırakırken açılış gecesinde yoğun ilgiyle karşılandı. Afyonkarahisar otogarına girdiğinizde “Cumhuriyetin kurtarıldığı topraklard...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Ünlü komedyenin hesabı askıya alındı, gerekçesi şaşkınlık yarattı
Giray Altınok, sosyal medya hesabının askıya alındığını duyurdu. Prens dizisiyle geniş kitlelerce tanınan oyuncu, hesabına kendi fotoğrafı nedeniyle telif şikâyeti geldiğini açıkladı. Al...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Genç nesilde kanser alarmı...
Bilim dünyası, son yıllarda 20 ila 49 yaş aralığındaki bireylerde hızla artan 11 farklı kanser türünün nedenini araştırıyor. Kanser Araştırma Enstitüsü ve Imperial College London tarafından yürütülen ortak çalışma, modern zamanların "sessiz epidemisi" olarak adlandırılan obezitenin, erken yaşta görülen kanser vakalarında birincil tetikleyici olduğunu ortaya koydu.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.