Yukarı
447056

2026’da yatırımın lideri sarı fırtına!

08 Mayıs 2026 08:39

Jeopolitik gerilimler ve Merkez Bankalarının hamleleri altını zirveye taşıdı. 2026’nın ilk çeyreğinde yatırımcısına reel bazda %10,5 kazandıran altında asıl fırtına kapıda. Uzman isim, altın fiyatlarının ciddi yükselişe geçeceğini söyledi, hürriyet.com.tr okurlarına çok önemli detaylar verdi.

2026 yılı ilk çeyreğine ait veriler, Türkiye'de altının geleneksel bir yatırım aracı olarak zirvedeki yerini pekiştirdiğini ve diğer yatırım araçlarını geride bırakarak ciddi bir büyüme kaydettiğini gösteriyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) verilerine göre, yılın ilk üç ayında altın mevduatları net 733 milyar TL artış göstererek yüzde 21,5 oranında bir büyüme yakaladı.

Bu yükselişle birlikte altın hesaplarının toplam yurt içi mevduat içindeki payı mart ayı itibarıyla yüzde 15,6'ya yükselirken, enflasyondan arındırılmış reel bazda TL mevduatları ve döviz hesapları daralırken altının reel olarak yüzde 10,5 oranında değer kazanması dikkat çekiyor.

ALTIN VARLIĞI İSTANBUL'DA TOPLANIYOR

Şehir bazlı veriler incelendiğinde, altın varlığının büyük bir kısmının İstanbul'da toplandığı görülüyor. İstanbul, yaklaşık 1,5 trilyon liralık hacmiyle Türkiye'deki toplam altın mevduatının yüzde 35,5'ine tek başına sahip durumda.

İstanbul'u Ankara ve İzmir takip ederken, bu üç büyük şehir toplam mevduatın yarısından fazlasını oluşturuyor. Ancak mevduat hacmi içerisindeki altın payı dikkate alındığında Rize, Türkiye'nin ‘en altıncı’ ili olarak öne çıkıyor; Rize'yi bu oransal sıralamada Malatya ve Çankırı izliyor.

Sadece banka hesaplarında değil, halk arasında ‘yastık altı’ olarak bilinen fiziksel birikimlerde de milyarlarca liralık bir servetin söz konusu olduğu anlaşılıyor. Özellikle Antalya ve Bursa, hem toplam mevduat hacmindeki yüksek payları hem de 40 milyar liranın üzerindeki bireysel altın birikimleriyle listenin üst sıralarında yer alıyor. Sonuç olarak altın hem kurumsal mevduat verilerinde hem de vatandaşların bireysel tasarruf tercihlerinde 2026 yılı itibarıyla en güçlü yatırım tercihi olmaya devam ediyor.

- Son aylarda düşüşe geçen altın nasıl oluyor da hâlâ en güçlü yatırım aracı olmayı sürdürüyor?
- Altının bu ‘koruma’ işlevi önümüzdeki dönemlerde de devam edecek mi?
- Yastık altı altınların ülke ekonomisine nasıl bir katkısı var?
- En önemlisi ise bundan sonra altın rakamları nasıl seyredecek?

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, altının şimdiki durumunu yorumladı, ülkelerin altına yönelimlerini anlattı ve sene sonuna dair çok önemli tahminlerde bulundu.

SAVAŞLAR, ENFLASYON VE ALTIN İLİŞKİSİ

“Yaklaşık üç yıldan beri uygulanmakta olan ekonomik program çerçevesinde, enflasyonda istenilen düzeyde bir düşüşün olmadığını görüyoruz. Enflasyona karşı vatandaş, paranın değerini korumak için uzun süreden beri altın tercih ediyor” diyen Mehmet Ali Yıldırımtürk, altına olan yönelimin sebeplerini ise şöyle detaylandırdı:

-- Bir taraftan dört yıldan beri süren Ukrayna-Rusya Savaşı, diğer taraftan İran-ABD ve İsrail gerilimi, petrol fiyatlarının yükselmesiyle beraber enerji fiyatlarının ve doğal gazın zamlanması ve nisan ayındaki enflasyonun da yüksek çıkmış olması sebepleriyle, şu anda enflasyona karşı paranın değerini korumak için en iyi aracın altın olduğunu biliyoruz.

-- Merkez Bankası’nın kontrollü kur sistemi nedeniyle, elinde dövizi olan vatandaşların da sene başından beri artık dövizlerini altın alarak değiştirdiğini görüyoruz.

-- Bazıları bunu fon veya Darphane’nin çıkardığı sertifikanın borsada işlem gören şekliyle tercih edebiliyor, bazıları ise kaydi olarak bankalarda değerlendiriyor. Ama vatandaş çoğunlukla altını fiziki olarak alıp saklamayı yani ‘yastık altı’ yapmayı tercih ediyor.

Altının tahtı sarsılmıyor: 2026’da yatırımın lideri sarı fırtına Yıl sonu tahmini ise tüm dengeleri değiştirebilir

ALTIN PAYINDA ÖNE ÇIKAN ŞEHİRLERİN ÖZELLİĞİ NE?

Rize, Malatya ve Çankırı gibi illerin mevduat içinde altın payında zirvede yer almasının, Antalya ve Bursa gibi büyükşehirlerin ise hacimsel olarak öne çıkması dikkat çekici olduğunu vurgulayan Yıldırımtürk önemli bir detayın da altını çizdi:

Bu illerde yapılan araştırmaların sonuçları aslında bankalardaki kaydi altınları yansıtıyor. Bu illerin özelliği ancak şu olabilir: Şehir sakinlerinin kuyumcuya ulaşması zor olabilir, altını kendi bünyesinde tutma zorluğu olabilir, bankada tuttuğu altını daha kolay nakde çevirebildikleri için tercih ediyor olabilirler.”

YASTIK ALTI ALTIN NEDEN BU KADAR FAZLA TERCİH EDİLİYOR?

Mehmet Ali Yıldırımtürk, yastık altı konusunun bugün değil uzun yıllardan beri süre gelen bir olgu olduğunu söyledi.

“Özellikle 1980 öncesinde, faizlerin çok düşük, döviz alım-satımının yasak olduğu dönemlerde yastık altı denen altın alımı artmıştı. O dönem gurbetçi işçilerin ülkeye getirdiği dövizler de altına çevriliyordu. O dönemde de enflasyon yüksekti, vatandaş paranın değerini koruyabilmek adına altına yöneliyordu” diyen Yıldırımtürk ekledi:

Haberin Devamı

“Şimdilerde de sisteme güvenmeyen ve altını bankadan almak, bankada tutmak istemeyenlerin yastık altı altına yöneldiğini görüyoruz. Bundan sonra da talebin aynı şekilde olacağını düşünüyorum.”

YASTIK ALTI ALTINLAR ÜLKE EKONOMİSİNİ DE KORUYOR

Vatandaş yastık altı diye tabir edilen altını kendini güvende hissetmek adına tercih ediyor. Mehmet Ali Yıldırımtürk ise yastık altı altınların sadece kişiyi korumadığını söyledi, “Ülke ekonomisinin zora girdiği dönemlerde yastık altından çıkıp nakde çevrilerek cari açıktaki olumsuzluğu olumluya döndürdüğü zamanlar da oldu” dedi.

Bu zamanlara en iyi örnekler ise 1978’te yaşanan ekonomik kriz ve 2008 yılındaki Mortgage Krizi olabilir.

Yıldırımtürk, 2008’de insanların “dünyada kriz var, Türkiye’ye de gelebilir” diye düşünerek yastık altındaki altınlarını bozdurmaya başladığını anlattı, “Bu altınlar İstanbul Altın Borsası’nda standart hale getirildikten sonra 400 ton altın tine İstanbul Altın Borsası aracılığıyla yurt dışına satılmıştı. Bu sayede 2008 krizi ülkemizi ‘teğet’ geçmişti. Yastık altı altınların ekonomiye yardımcı olduğu veya ekonomik krizlerden çıkışta faydalı olduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

FAİZ DEĞİL BONUS VERİLSİN, ALTINLAR SİSTEME KAZANDIRILSIN

Mehmet Ali Yıldırımtürk'e göre, sistemi çok daha iyi çalıştırabilmek mümkün. “Sistem, reel sektöre ve ülkenin döviz ihtiyacını karşılayacak şekle getirilebilir. Şu anda maalesef yastık altı altınların ekonomiye kazandırılması uygulamalarının pek başarılı olmadığını düşünüyorum” diyen Yıldırımtürk, uygulanabilecek metotları da anlattı:

-- Vatandaşa güven verilmesi gerekiyor. Vatandaş altını bankada tuttuğunda ve geri almak istediğinde sadece nakit değil altın olarak da geri alabilmeli. Eğer vatandaş buradan bir gelir elde etmiş ise de bu ‘faiz’ olarak değil belki ‘bonus’ olarak verilebilir.

-- Mesela bir kilo altın yatırana beşi bir yerde, yarım kilo altın yatırana beşi bir yerde altının yarısı, 250 gram yatırana bir ziynet lira şeklinde bonus verilebilir. Bu şekilde faizden kaçan insanların da altını bankada tutması sağlanmış ve yine sisteme bankalar vasıtasıyla kazandırılması mümkün olabilir.

DÜNYADAKİ PARA SİSTEMİ SORGULANIYOR

Mehmet Ali Yıldırımtürk, son yıllarda altının yükselişinde özellikle jeopolitik gerginliklerin yanında dünyadaki para sisteminin sorgulanıyor olmasının da önemli bir role sahip olduğunu düşünüyor.

Özellikle Ukrayna-Rusya Savaşı’nda Rusya’nın mal varlıklarına Avrupa tarafından el konulmasıyla başlayan bu tedirginlik Trump’ın iş başına geldikten sonra “ben zayıf dolar istiyorum”, “düşük faiz istiyorum” şeklindeki yaklaşımı ile artmıştı.

Küreselleşmeden içselleşmeye geçiş sırasında gümrük tarifelerinin artırılması sürecinde yaşanan belirsizlikler ve Venezuela başkanının ülkesinden alınıp Amerika’ya götürülmesi ve orada hapse atılması ile uluslararası hukuk açısından oldukça endişe verici bir sürecin işlemiş olması altın için bir güvenli liman özelliğini ön plana çıkarmıştı.

ÜLKELERİN MERKEZ BANKALARI DA ALTIN ALIYOR

Yıldırımtürk, Rusya’nın mal varlıklarına el konulmasından dolayı Çin başta olmak üzere diğer ülkelerin de bundan böyle bütün varlıklarını kendi bünyelerinde tutma eğilimine girdiklerini söyledi, “Daha önce aldıkları 10 yıllık Amerikan tahvillerini, hazine tahvillerini satarak onun yerine altın almaya başladılar. Yaklaşık 2-3 seneden beri böyle devam ediyor” dedi ve şunları söyledi:

Bilhassa Trump göreve geldikten sonra bu durum daha da hızlandı. En büyük alıcı ise Çin. Türkiye de dahil olmak üzere Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Polonya gibi ülkelerin Merkez Bankaları altın alımı yapıyor. Hatta Almanya Merkez Bankası, ABD’deki 1200 ton altını talep etti. Özetle altın sadece vatandaşlar için değil ülkeler için de güvenli liman durumunda.

ONS ALTIN SENE SONU 6000 DOLARI GÖRECEK

“Önceki gün itibarıyla Trump’ın artık ‘bu ateşkesten sonra biz bir saldırıda bulunmayacağız’ şeklindeki açıklamasının ardından petrol fiyatının gerilemesiyle altın fiyatının tekrar yükseliş trendine girdiğini görüyoruz. Petrol fiyatı gerileyince neden altın yükseldi? Çünkü Merkez Bankalarının faiz artırımı değil, faiz indirimine geçeceği beklentisi tekrar gündeme geldi” diyen Yıldırımtürk, senenin başında ons altının 5600 dolar seviyelerinde olduğunu, sene sonuna doğru bu rakamı da aşıp 6000 dolar seviyelerini göreceğini belirtti.

ABD’DEKİ SENATO SEÇİMLERİ ALTININ YÜKSELİŞİNİ DESTEKLEYEBİLİR

Yıldırımtürk’e göre, kasım ayında ABD’de yapılacak Senato yenileme seçimlerinde Trump’ın oylarının düşmesi ve azledilmesi ihtimali de bir belirsizlik oluşturuyor. Bu belirsizlik de altını destekleyebilir.

SENE SONUNDA ALTIN 11 BİN TL VE ÜZERİNİ GÖREBİLİR

“%30’un üzerinde bir enflasyonla seneyi kapatabileceğimiz beklentileri var. Öte yandan doların da sene sonunda 55 TL’ye kadar yükselebileceği öngörülüyor. Yukarı da bahsettiğim gibi ons altının ise sene sonunda 6000 dolar bandına yükseleceği tahmin ediliyor” diyen Yıldırımtürk mart ayında altının sene sonunda 10-11 bin bandını göreceğini söylemişti.

Tahminlerinin aynı şekilde devam ettiğini belirten Yıldırımtürk, “Altının ilk etapta 7500 seviyelerine gelebileceği, daha sonra kademeli olarak artarak 8100 TL bandına çıkabileceğini düşünüyorum. Sene sonu altın rakamları hakkında söylediğim tahminlerim aynı şekilde devam ediyor. Ben, 24 ayar altın gramının sene sonunda 10-11 bin lira hatta daha üzerinde olma olasılığı olduğunu öngörüyorum” dedi.

Hürriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Yıl sonu enflasyon tahmini yükseltildi

Nisan ayı enflasyon verilerinin tahminlerin üzerinde açıklanmasıyla birlikte küresel finans devlerinden Türkiye ekonomisine yönelik yeni öngörüler gelmeye başladı. Enflasyonist baskıların...

Sanayi üretimi hem aylık hem yıllık bazda geriledi

Türkiye ekonomisinin üretim gücünü temsil eden sanayi endeksi, mart ayında hem yıllık hem de aylık bazda gerileyerek reel sektördeki ivme kaybını ortaya koydu. Madencilik ve imalat sanayi...


Karahan'dan net mesaj: Enflasyonla mücadelede geri adım yok

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Anadolu Ajansı Katılım Finans Zirvesi’nde yaptığı açıklamalarda enflasyonla mücadele ve para politikası duruşuna ilişkin ön...

TOKİ başvuru iadeleri başladı

TOKİ projesine başvurup kurada ismi çıkmayanlar için 5 bin liralık başvuru ücreti iadeleri başladı. Vatandaşlar, paralarını banka şubelerinden, ATM’lerden ve mobil bankacılık üzerinden ge...


Bakan Işıkhan Duyurdu: SGK Borçlularına Nefes Aldıracak Düzenleme

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, SGK borçlarında taksit süresinin uzatıldığını ifade ederek "Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarda mevcutta 36 ay olan tecil-taksitlendi...

Hidroelektrik santralleri Türkiye’nin enerji güvenliğinde stratejik gücünü koruyor

Küresel enerji piyasalarında Hürmüz Boğazı çevresinde artan jeopolitik riskler, enerji ithalatına bağımlı ülkelerde yerli ve alternatif kaynakların stratejik önemini daha da artırdı. Türk...


Emekli bayram ikramiyesi takvimi netleşiyor

Milyonlarca emekli ve hak sahibinin heyecanla beklediği Kurban Bayramı ikramiyesi ödemeleri için hazırlıklar tamamlandı. Mayıs ayı içerisinde hesaplara yatırılması beklenen ödemeler kapsa...

En büyük sorun uzun çalışma saatleri

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “İş ve Aile Yaşamının Uyumu, 2025” araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Araştırma, 2025 yılı boyunca Hanehalkı İşgücü Araştırması kapsamında birinci gör...


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Sertab Erener, Eurovision teklifini reddetti: 'İçimden gelmedi'

Eurovision Şarkı Yarışması’nda 2003 yılında seslendirdiği “Everyway That I Can” ile Türkiye’ye yarışma tarihindeki ilk ve tek birinciliği kazandıran Sertab Erener, bu yıl Viyana’da düzenl...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

TTB Başkanı Prof. Dr. Azap'tan kritik 'hantavirüs' değerlendirmesi

TTB Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, dünya gündemindeki hantavirüs vakalarına ilişkin, "Dünyaya yayılacak büyük bir pandemi riski kesinlikle söz konusu değil" dedi. Hantavirüsün uzun yıllardır bilinen bir virüs ailesi olduğunu belirten Azap, virüsün yaklaşık 40’tan fazla türü bulunduğunu, bunların yaklaşık 20’sinin insanlarda hastalık yaptığını söyledi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR