Yukarı
310462

Covid-19’un tetiklediği hastalık: Misofobi

19 Ocak 2021 09:33

Covid-19 pandemisinde özellikle el hijyeni önemli bir önlem haline geldi. Ancak bu süreçte el yıkama alışkanlığının ve duş alma sıklığının artması, temizlik ürünlerinin fazlaca tüketilmesi başka bir soruna işaret ediyor olabilir. “Covid-19’un bulaşma riskinin belirsizliği misofobi vakalarında artışa sebep oldu" diyen Psikolog Cansu İvecen, önemli uyarılarda bulundu.

Defalarca el yıkamak… Duş alma süresinin ve sıklığının artması… Temizlik ürünleri ve antibakteriyel ürünlerin olağandan fazla tüketilmesi… İşyeri ve hastane gibi ortak kullanımların olduğu yerlerden kaçmak…

Tüm dünyayı sarsan Covid-19 pandemisi birçok kaygı ve endişeyi de tetikliyor, artırıyor. Bunlardan biri de, kişinin mikrop bulaşması endişesiyle hayatını olumsuz yönde etkileyecek düzeyde önlem alması olarak tanımlanan, misofobi! Özellikle obsesif kompulsif bozukluğu bulunan kişilerde daha sık rastlanan bu durum, kişinin korku ve kaygı düzeyini kontrol edememesi nedeniyle hayat kalitesini ciddi boyutta düşürebiliyor.

Psikolog Cansu İvecen, “Covid-19'un bulaşma riskinin belirsizliği misofobi vakalarında artışa sebep oldu. Misofobi tedavi edilmediği takdirde kişinin kendini mutsuz hissetmesine, kaygısının artarak devam etmesine, gelecekle ilgili umutsuzluk ve çaresizlik duyguları nedeniyle depresyon ve obsesif kompulsif gibi çeşitli hastalıklara yakalanmasına yol açabiliyor.” uyarısında bulunuyor.

MİKROP YA DA VİRÜS KAPARSAM?

Misofobi; kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkileyecek düzeyde korku ve kaygı uyandıran mikrop kapma ya da pislik bulaşması gibi düşünceler sebebiyle fazladan önlem alma durumu olarak tanımlanıyor. Misofobi denilince akla öncelikle mikrop ya da virüs kapma korkusu gelse de, bu sorunu yaşayan kişiler vücut sıvılarından pislik bulaşması endişesini de yoğun bir şekilde hissediyor.

İlk kez 1879 yılında Dr. William Alexander Hammond tarafından tanımlanan bu korkunun Covid-19'la beraber daha fazla görüldüğünü anlatan Psikolog Cansu İvecen, “Misofobi, belirsizlikle beraber ortaya çıkan endişe duygusuyla baş etmede güçlük yaşayanların dokunduğu yerlerden mikrop kapacakları gibi olumsuz düşünceleriyle tetiklenebiliyor” diye bilgi veriyor.

FOTO: SHUTTERSTOCK

TEMİZLİK ABARTILIYOR

Peki, misofobi nasıl ortaya çıkıyor? Psikolog Cansu İvecen, bu soruya şöyle cevap veriyor:

“Genetik ve çevresel faktörler misofobi gelişmesine neden olabiliyor. Özellikle obsesif kompulsif bozukluğa sahip olan kişiler risk altında. Misofobi; kirlenme ve mikrop kapmaktan duyulan aşırı korkuyla birlikte çok kez el yıkama, duş alma sayısının artması ve süresinin uzaması, temizlik ile antibakteriyel ürün kullanımının normalin çok üzerinde olması, kirli ya da mikroplu olduğu düşünülen yerlerden kaçınma gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Bu kişiler sadece mikroplardan değil, ayrıca kirlilikten ve salgın hastalıklardan da korkuyor ve bu korku hali kişinin yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebiliyor.

ALINAN AŞIRI ÖNLEMLER KAYGIYI AĞIRLAŞTIRILIYOR

Kişinin gerçek bir tehlike karşısında önlem alması hayatta kalmasını sağlıyor. Ancak misofobi yaşayanlar, gerçek bir tehlikeyle karşı karşıya kalmasalar bile; algıladıkları, farkında oldukları ve anlamlandırdıkları bir takım durumlara karşı oluşan tehlikenin yüksek olduğunu düşündükleri için artan bir korku ve kaygı yaşayabiliyorlar. Bu tür duyguların kişileri aşırı önlem almaya sevk ettiğine değinen Psikolog Cansu İvecen, şöyle devam ediyor:

“Düşünsel olarak oluşan tehlikeyi sonlandırmak adına aldıkları birtakım önlemler kaygı duygusunun tetiklenmesine ve artarak devam etmesine sebep olabiliyor. Kişi tehlikeli olduğunu düşündüğü yerlerden kaçınıyor. O ortamda bulunması gerekirse de yaşadığı kaygıyı azaltmak için düşünsel ve davranışsal olarak önlemler alıyor. Onun için tehdit içeren yer; iş yeri, hastane, ev ziyareti gibi kalabalık ortamlar ya da ortak tuvalet kullanımının olduğu yerler olabiliyor. Mikrop kapma korkusuyla beraber aşırı antibakteriyel ürün kullanımı, mikrop kapma olasılığının olacağı ortamlardan kaçınma gibi bir takım önlemler kişinin anlık olarak kaygısını azaltsa da, uzun vadede bu duygunun daha da artmasına ve alınan önlemlerin fazlalaşmasına neden oluyor. Bu da günlük yaşamında yapabileceği ve ihtiyacı olan birtakım aktiviteleri gerçekleştirmesini önlüyor.”

TEDAVİSİ VAR MI?

Misofobi tedavi edilmediği takdirde kişinin yaşamını ciddi boyutlarda kısıtlayan bir hale dönüşebiliyor. Kaygı duygusunun artarak devam etmesinin gelecekle ilgili umutsuzluk ve çaresizlik hissini tetikleyebildiğini kaydeden Psikolog Cansu İvecen, “Ayrıca endişe duygusunun devam etmesi kişinin kendi yaşamıyla beraber birlikte yaşadığı kişileri de olumsuz etkileyeceği için aile ve sosyal ilişkilerinin bozulmasına yol açabiliyor.” diye konuşuyor.

Misofobi belirtileri gösteren kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğine dikkat çeken İvecen, tedavi süreci hakkında şunları söylüyor:

“Tedavinin şekli kişinin kaygı düzeyine göre belirleniyor. Kaygı bozukluklarında kanıta dayalı bilinen ve en yaygın kullanılan tedavi yöntemi, bilişsel davranışçı terapileridir. Bu tedavi yönteminde kişi, kaçındığı durumlara terapistle beraber planlanarak, aşamalı olarak karşı karşıya geliyor. Hatalı değerlendirmeleri ile davranışının işlevi sorgulanarak bilişsel yapılanmanın yeniden oluşmasına fayda sağlanıyor. Böylece kişi bulunduğu ortamı ve davranışlarını, aldığı önlemi daha gerçekçi bir şekilde değerlendirebiliyor. Psikoterapiyle birlikte medikal tedavinin düzenlenmesi terapi sürecinin etkinliğinin daha artmasını sağlayabiliyor. Tedaviyle birlikte hastanın tehlike algısının değişmesi ve bu doğrultuda baş etme becerilerinin artmasıyla misofobi sorunu ortadan kalkabiliyor.” SÖZCÜ



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Bu hastalığın teşhisi 10 yılı bulabilir

Ülkemizde her 10 kadından birinde görülen ve halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozisin tanısı bazen 10 yılı bile bulabiliyor. Prof. Dr. Mete Güngör, endometriozis hakk...

Koronavirüse karşı siyah çay önerdi

ABD'li Dr. Leo Galland, siyah çayın içerisinde bulunan bazı maddelerin virüsün çoğalmasını engellediğini belirterek koronavirüsten korunmak için çay içilmesi önerisinde bulundu. 'Alerji i...


Kaygı bozukluğu hızla artıyor

Pandeminin; mevcut yorgunlukları, sıkıntıları ve çözümsüzlükleri ikiye katladığını belirten Hızlan, “Bu yüzden de kaygı bozukluğu yaygınlaşıyor” dedi...

Corona virüs yılgınlığı artırıyor

Covid-19 salgını ile mücadele önlemleri, insanları korumak için alınıyor. Ancak psikiyatristler ve psikologlar, kısıtlamaların toplum ve ruh sağlığına oluşturduğu risklerin göz ardı edilm...


Duygusal açlığa karşı 7 öneri

Beslenme Uzmanı Elif Gizem Arıburnu anlattı. Stresimizin ve evde kalma süremizin arttığı bugünlerde sık sık soluğu mutfakta alıyorsanız nedeni ‘duygusal açlık’ olabilir. İşte Elif Gizem A...

9 adımda sağlıklı beslenme

Pandemide bir yandan Covid-19’dan, bir yandan da kronik hastalıklardan korunmada sağlıklı beslenmenin rolü büyük. Peki dünyayı saran kalp-damar, KOAH, diyabet gibi bulaşıcı olmayan hasta...


Yağdan kilo vermek isteyenler dikkat!

Evde kalma sürelerinin uzamasıyla birlikte birçok kişi kilo vermenin yollarını araştırıyor. Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, "Zayıflamak isteyenlerin yaptığı en büyük hata işe yaramayan ...

Beyin sağlığınız için dijital detoks yapın

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz anlattı. Teknolojiye bağlı zihinsel yorgunluk pandemi sürecinde daha da arttı. Uludüz, bu sorunla başa çıkma yollarını anlattı...


4 yaşından küçük çocuklarda gıda boğulmalarına dikkat!

Çene kasları gelişimini tamamlamadığı için 6 ay-3 yaş arası çocukların çiğneme ve yutma becerileri zayıftır. Ayrıca çocuklar objeleri sıklıkla ağzına koyar, ağızlarında yiyecek varken koş...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

İki müzik devi arasındaki ipler koptu!

"Model" grubunun solisti olarak tanıdığımız şarkıcı Fatma Turgut, bir süredir müzik kariyerine solo olarak devam ediyor. Ünlü şarkıcı Fatma Turgut, geçtiğimiz günlerde Seçkin Süngüç ve Fe...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Bu hastalığın teşhisi 10 yılı bulabilir

Ülkemizde her 10 kadından birinde görülen ve halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozisin tanısı bazen 10 yılı bile bulabiliyor. Prof. Dr. Mete Güngör, endometriozis hakkında önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Tüm dünyada bu tehlikeli hastalığa karşı farkındalık oluşturabilmek için toplumun dikkati her yıl Mart ayında endometriozise çekiliyor...

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR