Yukarı
7

Av. Anıl Selek

Geleceğimizin Seçimi

12 Nisan, 2017

   16 Nisan günü yapılacak referandum belki de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç olmadığı kadar önemli bir gün olacak.

   Kimilerine göre 18 maddede yapılacak Anayasa değişikliği oylanacak benim de içinde olduğum bir başka görüşe göre de aslında “tek madde” oylanacak. Bu tek madde ise ülke yönetimindeki tüm yetkilerin “tek bir adam”’a devredilip devredilmeyeceğidir. Bunun devamında da sistem hatta rejim (!) değişikliği söz konusu olacaktır.

   Dünya üzerindeki ülkelere baktığımızda tabandan başlamak üzere demokrasiyi özümsemiş ve yaşam tarzı olarak kabul etmiş birçok ülkede parlementer rejimin sağlıklı bir şekilde yürütüldüğünü görmekteyiz. Bazı ülkeler ise başkanlık sistemi ile yönetilmekteyse de bu sistemlerde başkanın yetkileri de sınırlı, parlamento da son derece etkin. Ancak 16 Nisan referandumu ile adeta bize dayatılmak istenen Başkanlık sistemini uygulayan ülkelerin büyük çoğunluğu ise maalesef gerçek demokrasiyi uygulamaya geçirememiş hatta sömürge tabir ettiğimiz ülkeler. Yapılmak istenen Anayasa değişikliği ile parlementer rejim adeta ortadan kaldırılacak ve kuvvetler ayrılığı ilkesi yerine adeta tek adamlığa geçilecektir.  Bir hukukçu olarak Anayasa değişikliğini madde madde incelediğimde genel olarak parlamenter rejimin açık bir tehdit altında olduğunu görüyorum ve bu sebepten anayasa değişikliğine HAYIR dememiz gerektiğini düşünüyorum.

   Yakın geçmişe baktığımızda Cumhurbaşkanından, Devlet Bahçeli’ye kadar birçok siyasetçinin Başkanlık sistemi hakkındaki olumsuz cümleler kurduğunu hatta bunun “dayatma ve vatana ihanet” olduğu söylenmişken bugün nasıl bu sistemi savunuyorlar anlamak mümkün değil. Gerçi açıklamalara baktığınıza savunacak ve söyleyecek sözleri olmadığını da görüyoruz. Hayır demek için çok sebep varken evet demek için temeli olmayan hamasi ifadeler tek kişiye bırakmayı kabul eder anlamak mümkün değil.

   Evet cephesi başkanlık sisteminin gelmesi halinde terörün biteceğini, işsizliğin azalacağını ve hatta Dünya devi olacağımızı iddia ediyor. İyi de hani bu ülkede fiilen başkanlık vardı? 15 yıldır bu ülkeyi TEK BAŞINA(!) bu iktidar yönetmedi mi ? Bu süreçte terör mü bitti? Ekonomi şaha mı kalktı? Yolsuzluk mu bitti? En büyük sorun buymuş gibi bir aldatmaca içindeler.

   Hukuk evrenseldir. Kişilere göre hukuk düzenlemesi yapılmaz, kişiler hukuk düzenine uymak zorundadır. Hali hazırdaki yasalara göre Cumhurbaşkanı yasaya aykırı davranmakta, bağımsızlığını koruyamamaktadır. Ortada yasal zemin yokken bunu yapan birine tüm yetkileri verirseniz ne olur? Hiç düşünen var mı? Adam karısına güvenip üzerine mal almazken, çocuğu evlendiğinde otursun diye aldığı evi çocuğunun üzerine yapmazken nasıl olur da tüm yetkileri tek kişiye bırakmayı kabul eder anlamak mümkün değil. Sanki havaya bir iksir zerk edildi de bunu soluyan farklı düşüncelere dalıyor.

   Tek kişinin inanılmaz yetkiyle donatıldığı, adeta her istediğini yapacağı, yargıçları bile kendisince göreve getirilenler tarafından atanacağı bir ortamda kim kime hesap soracak?

   Seçimle gelecek diyenlere soruyorum, Kaddafi, baba-oğul Esat’lar, Saddam da seçimle iktidara gelmedi mi? Hatta neredeyse %90’a yakın bir oranla seçildiler, netice? Herkse için hüsran. Olası sonuçları göz önüne seren kişilere komplocu diyerek kestirip atmak yerine yakın tarihimizde nereden nereye geldiğimize kısaca bir göz gezdirirseniz birçok şeyi çözeceksiniz.

   16 Nisan referandumu sistemin hatta rejimin oylandığı bugünün değil yarının hatta ülkenin ve çocuklarımızın geleceğinin oylandığı bir seçimdir. Mesele AKP, CHP, MHP meselesi değildir. Bu ülkeyi seven,, başta çocukları olmak üzere geleceğini düşünen ve hayatını ipotek altına almayı istemeyen herkese sesleniyorum “başınızı ellerinizin arasına alın her ne iş yapıyorsanız yapın bu işin tüm işleyişini gelir-giderini tek bir kişiye bırakmayı kabul eder miydiniz? Düşünün sonrasında da MUTLAKA SANDIĞA gidin”.  Geleceğimizin seçimi olacak bu referandumda sağduyulu insanlara güvenmek istiyorum.

    17 Nisan sabahı HAYIR'lı bir güne uyanmak umuduyla…



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Hakan Yılmaz ilk kez konuştu!

Oyuncu Hakan Yılmaz ve eşi Elif Yılmaz, geçtiğimiz günlerde Etiler'deki bir otelde üç kişinin saldırısına uğramıştı. Saldırı sonrası Hakan Yılmaz, ilk kez konuştu. Geçtiğimiz günlerde Eti...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

İnatçı ve meşgul olan 100'ü görüyor!

Yeni bir araştırmaya göre inatçı ve meşgul insanların akıl sağlığı daha iyi oluyor ve uzun yaşıyorlar... San Diego Üniversitesi ve Roma Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre 100 yaşına kadar yaşayabilmek için ‘inatçı ve meşgul’ olmak gerekiyor.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR