- İngilizler duyurdu: Cristiano Ronaldo, Suudi Arabistan'dan kaçtı
- Balçova’da 8 Mart haftasına özel anlamlı tiyatro: Çiçekler de Ağlar sahneleniyor
- Seferihisar Belediyesi Mart Ayı Meclis Toplantısı’nda Fatma Nur Çelik anıldı
- Muğla'da eğitimciler 'Fatma Nur Çelik' için sessiz yürüyüş düzenledi
- Ümit Özdağ'dan 'Tanju Özcan' açıklaması
‘Sanatımda özgür olmalıyım’
66. Selanik Uluslararası Film Festivali, Fransız sinemasının efsane ismi Isabelle Huppert’i onurlandırdı. Festival kapsamında 15 filmi gösterilen Huppert, “Sahne’den Ekran’a” adlı ustalık sınıfında tiyatro ve sinemaya dair deneyimlerini paylaştı.
66. Selanik Uluslararası Film Festivali sinema sanatına katkılarından ötürü Fransız ve dünya sinemasının yıldızı, tiyatro oyuncusu Isabelle Huppert’e Altın İskender Onur Ödülü verdi. Etkinlikte aktrisin 15 filmi izleyiciyle buluştu, oyuncu “Sahne’den Ekran’a” adlı bir ustalık sınıfı gerçekleştirdi, Copacabana filminin gösterimine oyuncu kızı Lolita Chammah ile katıldı.
Ustalık sınıfında Huppert, tiyatro ve sinemayla ilgili değerli bilgilerini hayranlarıyla paylaştı. Yunan yazar ve şair Ersi Sotiropoulou etkinliğin moderatörlüğünü yaptı. Selanik’e sık sık giden oyuncunun filmleri festivalin ayrılmaz parçasıydı. Üretken aktris, yaptığı filmlerden çok memnun olduğunu, canlandırdığı karakterlerle bütünleştiğini, harika yönetmenlerle çalıştığı için kendini ayrıcalıklı hissettiğini, toplu gösterimdeki filmlerin özel bir seçki olduğunu da belirtti.
BİLİNMEYENİ ARAYIŞ
Sık sık konfor alanının dışına çıktığını, kendini ilk kez oyuncu gibi duyumsadığı filmin Macar yapımı The Heiresses’in (Marta Meszaros, 1980) olduğunu açıkladı. “Yurtdışında çalışmak harikadır. Böylelikle yabancı bir bölgenin parçası olursunuz. Karmaşık karakterleri canlandırmak benim için hiçbir zaman zor olmadı. Asıl zorluk güvenmediğiniz bir yönetmenle çalışmak. Yönetmen ve oyuncu ilişkisi karşılıklı güvene dayanmalı. Her zaman ayrıcalıklı, şanslı oldum, her zaman kadınların ön planda olduğu roller aradım ve seçtim. Bilinmeyene merakla yaklaşıyorum. Değişen tek şey sinematik ürünün tüketilme biçimi. Her zaman bilinmeyeni ararım. Bilinmeyene doğru derin bir dalış, tam olarak aradığım ve genellikle bulduğum şey de bu” dedi.
İlk kez kameranın önüne babasının çektiği videoda dört yaşındayken geçen Huppert, “Bir role bürünmeniz gerektiğinde düşünmeye zaman yoktur. Sıra performansa gelince düşünmeyi bırakırım, her şey o anla ilgilidir. Alman tiyatrosunun efsane adı Peter Zadek’le çalıştım. Tiyatro genellikle hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorucudur. Oyunculukta her hareket görüldüğü için sürekli odaklanma gerekir. Sahnedeyken bir süre sonra hayali bir dünya belirir. Sarah Kane’in “4.48 Psikoz” oyununda natüralizm ve realizmle çelişen soyut bir unsur vardı. Sahnede iki saat hareketsiz durdum. Tiyatroda iyi bir performans sunmak için izleyicinin salonda olduğunu unutmak gerek” diyen oyuncu, Claude Chabrol’ün The Ceremony (Seremoni/1995), Michael Haneke’nin Piyano Öğretmeni’ne (2001) değindi: “İyilik ve kötülük, sınıflar arasındaki mücadele, Marksist yorum. İronik, keskin, trajik bir film. Chabrol’ün filmleri politiktir. Haneke de filmlerinde sürekli gerilim yaratır. Piyano Öğretmeni’nde sırtım kameraya dönük bir plan vardı, yüzüm görünmüyor, sandviç yiyorum, diyalogsuz, gerilim yine de duyumsanıyordu.”
SINIRLARIN BULANIKLAŞMASI
Belirli bir oyunculuk metodunu izlemediğini söyleyen, bilinçli bir karar vermeden miras aldığı bir metot olduğunu, geçmişte iyi ve kötü karakterlerin olduğunu, şimdiyse ikisi arasındaki sınırların bulanıklaştığını vurguladı. Huppert, oyuncularda özgürlük duygusuna sahip olmanın önemini, tek bir tiyatro geleneğine bağlı kalmanın doğru olmadığını, oyun yazarı Alfred Jarry’nin tiyatroyu öldürmeliyiz düşüncesini desteklediğini, hem tiyatroda hem sinemada özgür olmalıyız düşüncesini paylaştığını belirtti.
‘BAŞARISIZLIĞIN TÜM YÜKÜNÜ SIRTIMDA TAŞIYAMAM’
Michael Cimino’nun ‘Cennet’in Kapısı’ (Heaven’s Gate, 1980) fantastik bir deneyimdi, ABD Montana’da 7 ay kaldık. Bu film hem başarısı hem de başarısızlığıyla bilinir. Gişede iş yapmadı, kariyerim boyunca hep düşündüm bu film bir auteur (yaratıcı), sert, politik yorumlar içeren kişisel bir filmdi. Başarısızlık elbette beni etkiler, filmleri odada saklı tutmak için yapmıyoruz, çok sayıda insanın izlemesi için yapıyoruz, ben sadece bir oyuncuyum, başarısızlığın tüm yükünü sırtımda taşıyamam” diyen zorlu rollerin oyuncusu olarak tanınan Huppert, “Karmaşık, tartışmalı karakterleri canlandırıyorum ama onları sevimsiz kılmıyorum. Bir zamanlar iyi ve kötü arasında net sınırlar vardı, şimdiyse bu sınırlar bulanıklaştı, ayırt edilemez oldu” diyen kızıyla beraber oynadığı Copacabana (2010) için “Harika bir işbirliğiydi, anne-kız arasındaki dengeyi bozarken kuşakların iletişimsizliğine derinlemesine yorum yapan, keskin kenarları olan bir komedi” yorumunu yaptı.
cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Rihanna’dan 10 yıllık sessizliği bozan müjde: Yeni albüm için stüdyoya girdi!
Dokuz Grammy ödüllü dünyalı yıldız Rihanna, tam 10 yıl aradan sonra hayranlarının beklediği müjdeli haberi verdi. Son albümü 'ANTI'yi 2016 yılında çıkaran Barbadoslu şarkıcı, sosyal medya...
SİYAD 58. Türkiye Sineması Ödülleri’nde adaylar açıklandı
Sinema Yazarları Derneği’nin (SİYAD) "58. Türkiye Sineması Ödülleri" adayları belli oldu. SİYAD üyeleri 2025 yılı içerisinde ilk gösterimi dijital platformlarda gerçekleştirilen yerli fil...
Ünlü oyuncu Eric Dane'nin ölüm nedeni belli oldu
'Grey's Anatomy' ve 'Euphoria' dizilerindeki rolleriyle dünya çapında geniş bir hayran kitlesine sahip olan ünlü oyuncu Eric Dane, 53 yaşında hayata gözlerini yumdu. Nisan 2025'te ALS teş...
Akra Kitap Günleri sona erdi: Kemer’de kültür güneşi
Antalya’nın kültür sanat takvimine eklenen Akra Kitap Günleri, farklı alanlardan yazarları bir hafta boyunca okurlarla bir araya getirdi. Organizasyon, klasik fuar anlayışının ötesinde, k...
'Bomba sesleri duymak kolay değil'
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası bölgede tırmanan gerilim, modacı Ivana Sert ve oğlu Kayon Ateş Sert’i Dubai’de yakaladı. Misilleme füzelerinin düştüğü kentte uçuşların...
‘Sahne benim evim’
Müzikal belgesel ‘Epic: Elvis Presley Konserde’ ve psikolojik dram ‘Chopin, Chopin!’ gösterimde. “Bu benim hikâyem. Hakkımda çok şey yazıldı, öykümü bir de benden dinleyin. Müzik sektörün...
Haluk Bilginer: Sanat politiktir ve politik olmaya devam edecektir
30.Türkiye-Almanya Film Festivali’nin onur ödülü usta oyuncu Haluk Bilginer’e verildi. Nürnberg’de düzenlenen festivalin açılışında konuşan Bilginer, "Sanat politiktir ve politik olmaya d...
Frankofon Film Festivali, "kadın" temasıyla sinemaseverlerle buluşacak
Fransız Kültür Merkezi öncülüğünde düzenlenen Frankofon Film Festivali'nin 2026 programı belli oldu. Gösterilecek yapımların yüzde 45'inin kadın yönetmenlere ait olduğu festival; 5 Mart't...
Sinemalarda bu hafta 10 film vizyona girecek...
Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta gerilimden aksiyona, komediden drama 10 film vizyona girecek. 27 Şubat Cuma, vizyonda yer alan filmlerin yanı sıra 7 Büyük Günah, Kıbrıs Türküsü,...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Müslüm Gürses vefatının 13. yılında kabri başında anıldı
Arabesk müziğinin efsane ismi Müslüm Gürses, vefatının 13. yılında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında anıldı. Yüzlerce hayranı, dua etmek ve Kur'an-ı Kerim okumak için bir araya g...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Altı anneden birinde doğum sonrası depresyon görülüyor
Doğum sonrası depresyonun önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken İlknur Okay, belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi durumunda psikiyatriste başvurulması gerektiğini söyledi. Doğum sonrası depresyonun (DSD) hem anne hem de bebek sağlığını etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu belirtiliyor.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.