Yukarı
442148

DEM Parti'den 'Akın Gürlek' mesajı: 'Yemin ettiği metne uygun davranmalı'

12 Şubat 2026 16:17

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Akın Gürlek'in Adalet Bakanlığı'na atanmasına ilişkin, ''Yemin ettiği metne uygun davranmalı, yani anayasaya uygun davranmalı" çağrısında bulundu. Doğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un "Altın oran; Kürt'ün onuru, Türk'ün gururu" ifadesine işaret ederek, "Biz nihai rapor aşamasında bu 'altın oranı' DEM Parti olarak görmek istiyoruz. Yani, 'Kürt'ün onuru, Türk'ün gururu' bir altın oran ise bu altın oran nihai rapora yansımalı" dedi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doğan, yaklaşan Hızır Orucu ve Ramazan ayına dikkati çekerek, bu dönemlerin iyiliği, paylaşmayı ve dayanışmayı artırma fırsatı sunduğunu belirtti.

Doğan, Ezilenlerin Sosyalist Partisi ve diğer kurumlara yönelik 3 Şubat operasyonunda 102 kişinin gözaltına alınıp 81'inin tutuklanmasını eleştirerek, demokratik siyasete ve toplumsal muhalefete yönelik baskıların derhal son bulması gerektiğini vurguladı.

"GEREKLİ YASAL VE HUKUKİ DÜZENLEMELER NE YAZIK Kİ YAPILMADI"

Sözcü Ayşegül Doğan, geçen yıl terör örgütü PKK'nin lideri Abdullah Öcalan'ın yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı"nı hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, Sayın Öcalan'dan bu çağrı gelir gelmez örgütten hemen bir karşılık buldu. PKK önce ne yaptı? Ateşkes ilan etti. Sonra kongresini toplayarak fesih kararı aldı. Ardından temmuz ayında silahlarını yakarak imha etti. Ekim ayında geri çekilme kararı aldığını duyurdu. Geçen süre zarfında Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kuruldu. Böyle bir komisyonun kurulmasını ne kadar değerli bulduğumuzu; eksik de olsa, bu komisyonun İmralı Adası'nda Sayın Öcalan'la yaptığı görüşmenin ne kadar kıymetli olduğunu, ne kadar önemli bir eşiğin aşıldığını bu görüşme ile birlikte, yanı sıra yapılan tüm dinlemelerin ne kadar kıymetli olduğunu her fırsatta defaatle dile getirdik. Tüm bu gelişmelere karşın, demokratik siyaset kanallarının açılması için gerekli yasal ve hukuki düzenlemeler ne yazık ki yapılmadı."  

"DEM PARTİ OLARAK HEP KOLAYLAŞTIRICI VE YAPICI OLMAYA ÇALIŞTIK"

Doğan, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarının nihai aşamaya geldiğini dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:

 

"Kamuoyunun da beklentisi, bu nihai aşamada üzerinde uzlaşıya varılabilmiş bir ortak raporun çıkması. Hem komisyon başkanı hem de Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş'un da kamuoyuyla paylaştığı üzere, ortak yazım ekibi çalışmalarını tamamladı ve bir taslak metin çıktı. Bu taslak metinle ilgili komisyon ve koordinasyon üyelerimiz çalışmalarını sürdürüyor. Daha önce buradan ifade etmiştik, komisyon kurulduğunda üyelerimiz belirlendiğinde, komisyon ile Parti Genel Merkezimiz, Merkez Yürütme Kurulumuz arasındaki çalışmaları sürdürebilecek bir komisyon koordinasyonu kurmuştuk. Eş genel başkanlarımız başkanlığında, hem komisyon üyeleri hem koordinasyon üyelerimiz bu taslak metnine ilişkin çalışmalarını sürdürüyorlar.

Bugüne kadar hem partinin tüm ilgili kurulları, özellikle komisyon çalışmaları ve ortak bir rapor çıkartma konusunda oldukça disiplinli bir şekilde çalıştılar. Bundan sonraki çalışmalarını da bu şekilde yürütecekler. DEM Parti olarak hep kolaylaştırıcı ve yapıcı olmaya çalıştık. Bunu özellikle gözettik. O masada tüm farklı kesimlerin sözünün olmasının ne kadar kıymetli olduğunu yalnızca söylemedik; bunu sağlayabilmek için de çalışmalar sürdürdük. Dayatmacı bir yaklaşım yerine, gerçekten ülkenin ihtiyaçlarını gözeten bir tutum sergilemeye ihtiyacımız olduğunu yine ifade ettik.

DOĞAN'DAN "ALTIN ORAN" TALEBİ

Sayın Kurtulmuş en başta komisyonun kurulacağını duyurduğu zaman ve komisyon kurulduğunda yaptığı açılış konuşmasında da şöyle bir ifade kullanmıştı: '100 kez düşünüp bir kere konuşarak, çok temkinli davranarak, en kısa süre içinde bu işin bitirilmesi gerekiyor ki gündemimizden bu sorunu tamamen kaldıralım.' Aylar geçti. Komisyon artık işte ortak rapor aşamasına geldi. Kurtulmuş bir başka açıklamasında dedi ki: 'Bir başka esas mesele ise tam anlamıyla bir güven ortamı oluşturabilmek. Bunun için de altın oran; Kürt'ün onuru, Türk'ün gururu.'

Şimdi biz, nihai rapor aşamasında, bu 'altın oranı' DEM Parti olarak görmek istiyoruz. Yani, Kürt'ün onuru, Türk'ün gururu bir altın oran ise, bu altın oran nihai rapora yansımalı. Tam olarak beklentimiz, görmek istediğimiz yaklaşım böyle. Komisyona yakışan kapanış performansı da buna uygun olmalı. Tarihi bir kapı aralandı. Bu kapı, ortak bir raporla ardına kadar açılabilir ve yepyeni bir dönem, somut bir biçimde hukuk ve adalet ile başlamış olur. Toplumun ortak beklentisi ve ihtiyacı da hukuk ve adalet."

"SON GÜNLERE ÖCALAN'A YÖNELİK BİR SALDIRI KAMPANYASI YÜRÜTÜLÜYOR"

DEM Partili Doğan, Öcalan'ın 15 Şubat 1999'da "uluslararası bir komplo ile Türkiye'ye getirildiğini" ileri sürerek, şunları kaydetti:

"27. yıl dönümünde biz DEM parti olarak bu komployu iyi analiz etmek gerektiğini söylüyoruz. Niye iyi analiz etmek gerekiyor? Çünkü eğer 15 Şubat 1999'u doğru analiz etmezsek, bugün bunu anlamayanlar, Orta Doğu'da olup bitenleri de doğru analiz edemeyebilirler, doğru kavrayamayabilirler. Son günlerde Sayın Öcalan'a yönelik, özellikle bilinçli olduğundan hiç şüphemiz olmayan bir saldırı kampanyası da yürütülüyor bir yandan. Ancak tarih ortada, yaşananlar ortada. Bugün özellikle Öcalan'ın ortaya koyduğu bir arada yaşam projesinin nasıl doğrulandığını hayat bize gösteriyor, gösterdi. Acı deneyimlerle gösterdi, kayıplarla gösterdi, ne yazık ki gözyaşıyla gösterdi. Bir daha bunların yaşanmaması için, artık çatışmasız, savaşsız bir dünya için, yeni bir dünya tahayyülü için, yeni bir yaşam tasavvuru için yapılması gereken, bu saatten sonra bu tarihi fırsatı kalıcı bir hale getirmek.

Demokratik bir Türkiye mücadelesi için, böyle ortalığı bulandıran, bulandırmaya dönük bir örgütlü gayret içerisinde olmak yerine, bu tarihi fırsatı kalıcı hale getirmeye dair çalışmak gerekiyor. En başından beri şunu söylüyoruz: Diyoruz ki, böylesi zamanlar ciddiyet gerektirir. Böylesi zamanlar sorumluluk gerektirir. Böylesi zamanların vebali ağırdır. Böylesi zamanlarda, bu ağır vebali taşımak istemeyenler doğrudan katkı sunamıyorlarsa, destek, eleştirileri ve önerileriyle ön açıcı, yol alıcı bir pozisyon geliştiremiyorlarsa, en azından sürece zarar verecek burada kastımız tam olarak şu: Barış ve demokratik toplum süreci binbir emek ve gayretle yürütülüyor. Bu emek ve gayret, aynı acılar yeniden yaşanmasın diye; bu emek ve gayret siyasi hesaplar için değil, küçük hesaplar için değil, herhangi bir siyasi çıkar ya da menfaat uğruna değil.

"MANİPÜLASYON" UYARISI

Bu emek ve gayretin karşılığı hayat, yeni hayatlar; kimsenin ölmediği, çatışmaların yaşanmadığı, insan hayatının her şeyden kutsal olduğu bilinciyle bunun için mücadele edildiği bir hayatı, demokratik bir toplumu inşa edebilmek için bu çaba ve gayret sürdürülüyor. O yüzden biz, bir daha DEM Parti olarak şu çağrıyı, 15 Şubat'ın yıl dönümünde, 27. yılında, Sayın Öcalan'ın mutlak iletişimsizlik koşullarının olduğu dönemlerden bugüne taşıdığı barış ve demokrasi mücadelesine saygı duymaya davet ediyoruz. Eğer Öcalan'la ilgili merak edilenler varsa, yapılması gereken tek bir şey var: Öcalan'ın doğrudan temas edebileceği koşulları oluşturabilmek. Bunu zaten biz söylüyoruz.

DEM Parti İmralı heyeti tarafından ya da ilgili kurullarımız tarafından yapılmayan, doğrulanmayan, teyit edilmeyen hiçbir açıklamaya lütfen itibar etmeyiniz. Manipülasyon, dezenformasyon ve bilgi kirliliği ile bu içinden geçtiğimiz dönemi, bu tarihi fırsatı zayıflatmaya çalışanlara lütfen aldanmayınız. Onlara değil, dikkatlerinizi bizlere yöneltiniz. Biz bir eleştiri ve öz eleştiri geleneğinden gelen siyasi partiyiz. Gerektiğinde eksiklerimize dair öz eleştiri vermeyi en iyi bilen bir siyasal geleneği temsil ediyoruz. O yüzden özellikle Öcalan'la ilgili gelişmelere, mesajlara, bağlamından kopartılan tartışma, yorum ve analizlere itibar etmek yerine, bunu kaynağından öğrenmeyi tercih ediniz. Biz buradayız. Bu konuya dair elimizdeki tüm bilgileri açıklığıyla, şeffaf bir biçimde sizlerle paylaşıyoruz."

"BUNDAN SONRA ANAYASAYA UYGUN DAVRANIP DAVRANMAYACAĞINI HERKES İZLEYECEK"

Ayşegül Doğan, Akın Gürlek'in Adalet Bakanlığı'na atanmasına tepki göstererek, şöyle konuştu:

"Türkiye'de hiçbir zaman yargı tarafsız ve bağımsız olmadı. Türkiye'de yargı, ne yazık ki siyasetin gölgesinden kurtulamadı. Türkiye'de her zaman yargının bağımsız ve tarafsız olması için mücadele edenler en çok yargı eliyle cezalandırılanlar oldu. Bugün yine böyle bir tablo var ortada. Böyle bir tabloda ve böylesi önemli bir anda, başsavcı Adalet Bakanlığı koltuğuna oturdu; ismi çok tartışmalı. Bu tartışmaların gölgesinde Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Bakan Akın Gürlek'e buradan çağrımız: Yemin ettiği metne uygun davranmalı, yani anayasaya uygun davranmalı. Ne yapmalı? Anayasanın 90. maddesinin gereklerini yerine getirmeli; AYM ve AİHM kararlarını uygulamalı. Buradan başlayabilir. Adalet Bakanlığı koltuğuna oturmanın farkını nasıl ortaya koyabilir? Anayasaya uygun davranarak. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruduğunu somut emarelerle göstermek istiyorsa, öncelikle bunu yapmalı. Yapar mı? Bilmiyoruz; yapmasını tavsiye ediyoruz.

Haksız ve hukuksuz yere sürdürülen tüm davalarda, toplumun farklı kesimlerinden milyonlarca insanın gözü Adalet Bakanlığı'nın o koltuğunda ve alacağı kararlarda olacak. Bundan sonra anayasaya uygun davranıp davranmayacağını herkes izleyecek ve gözlemleyecek. O koltuk başka koltuklara benzemez. 'Türkiye hukuk devletidir' diyerek bugüne kadar hukuka uygun davranmayanları hepimiz biliyoruz.

"HANGİ BİRİNİ ANLATALIM?"

Başta AİHM ve AYM kararları olmak üzere, Kent Uzlaşısı İttifakı'ndan başlayıp Barış Akademisyenleri'ne kadar uzanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında gözaltına alınan, tutuklanan ve hapsedilenlerden, belediye başkanlarından ve belediye meclis üyelerinden başlayıp Çağdaş Hukukçular Derneği'ne kadar uzanan dosyalar bahsedebilirim; eş genel başkanlarımız Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ başta olmak üzere Kobani Kumpas Davası tutsaklarından, Gezi Davası tutsaklarından, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Ayşe Barım'dan da söz edebilirim; hangi birini anlatalım? Şimdi Adalet Bakanı'nın yapması gereken işte bunları telafi edebilecek bir fırsatla karşı karşıya. Ve o fırsat Türkiye'de adaletin de sağlanmasına olanak sağlayabilecek çok önemli bir fırsat. Bu fırsatı iyi değerlendirmesi gerektiğini ve kendisine tavsiye ediyoruz. Bu yönlü de çağrıda bulunuyoruz."

ANKA



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Kapalıçarşı’da dev operasyon: 80 karatlık pırlanta ele geçirildi

İstanbul’da gerçekleştirilen operasyonda, Endonezya’dan kaçak yollarla getirildiği belirlenen 80 karatlık pırlantayı satmaya çalışan 6 şüpheli yakalandı. Ele geçirilen taşın yaklaşık 3 mi...

CHP, Trafik Kanunu’nda yapılan son değişiklikleri AYM’ye taşıdı

CHP, Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan son değişiklikler ile üst düzey kamu yöneticilerinin atamasını düzenleyen 194 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin iptali ve yürürlüğünün dur...


Kütahya'nın ardından Eskişehir Teşkilatı da feshedildi

Yalçın, sabah yaptığı yazılı açıklamada, "Milliyetçi Hareket Partisi Kütahya İl Teşkilatı, parti tüzüğümüzün 52. ve 54. maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden, tüzüğümüzün 34. maddesi uy...

Okul saldırılarından sonra TBMM'den 'Telegram' hamlesi

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarının ardından "Telegram" yeniden gündeme gelirken; platformun TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’na çağrılacağı açıklandı. Yetkililer, 15 gün i...


'Tarafların yapıcı olmasını temenni ediyoruz'

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, ''Lübnan'daki saldırılar, sadece Lübnan'ın toprak bütünlüğüne değil, aynı zamanda bölgenin istikrar ve huzuruna zarar veren, ...

Interpol tarafından 'Kırmızı Bültenle' aranan altın kaçakçısı İstanbul'da yakalandı

Altın kaçakçılığı suçundan İnterpol tarafından da Kırmızı Bültenle aranan Ingılab Babayev (38), polis ekiplerinin uzun süren takibi sonucu Eyüpsultan'da yakalandı. Şüphelinin, 2024 yılınd...


Ayla öğretmenin eşi cenazede fenalaştı!

Kahramanmaraş'ta Ayser Çalık Ortaokulu'na yönelik düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara'nın eşi Ramazan Kara, cenaze töreninin düzenleneceği camide fenalaştı. ...

Saldırıda tek çocuğunu kaybeden baba olay anını anlattı

Kahramanmaraş'ta dün silahlı saldırı düzenlenen okulda yaşamını yitiren 11 yaşındaki Adnan Göktürk Yeşil'in babası Abdullah Cevdet Yeşil, kaybettiği tek çocuğunun başarılı ve çalışkan old...


İçişleri'nden yurt genelinde 'okul güvenliği' talimatı: Okul önlerinde en az 2 polis nöbet tutacak

İçişleri Bakanlığınca, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda meydana gelen saldırıların ardından, 81 ildeki tüm eğitim ve öğretim kurumlarında güvenlik tedbirleri artırıldı. Okulların...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Ethan Jamieson'a silahlı saldırı suçlaması

Dünyaca ünlü 'Açlık Oyunları' serisinin çocuk oyuncularından Ethan Jamieson, ABD'de üç kişiye silahlı saldırı düzenlediği gerekçesiyle tutuklandı. 9 mm'lik yarı otomatik tabancayla ateş a...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Robotların insanların elinden alamayacağı 3 meslek

Teknolojik dönüşümün istihdam piyasasını kökten sarstığı 2026 yılında, birçok meslek dalı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Uzmanlar; etik yargı, fiziksel beceri ve sorumluluk gerektiren üç temel mesleğin yapay zekaya karşı dirençli kalacağını vurguluyor.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR