Yukarı
451741

Uzmanından polen ve arı alerjisine karşı 'aşı' önerisi

27 Temmuz 2026 10:42

Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Uzmanı Dr. Berna Uzunoğlu, ilaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan polen, ev tozu, evcil hayvan ve arı alerjilerinde uygulanan alerjen immünoterapisi (alerji aşısı) tedavisinin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğunu belirtip, çocukların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını söyledi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ)  İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Uzmanı Dr. Berna Uzunoğlu, bahar ve yaz aylarında artan polen ve arı alerjilerine karşı uygulanan alerjen immünoterapisi (alerji aşısı), uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini söyledi. Uzm. Dr. Uzunoğlu, ilaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan polen, ev tozu, evcil hayvan ve arı alerjilerinde uygulanan tedavinin çocukların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını ifade etti.

''BAŞARILI SONUÇLAR ALDIĞIMIZ BİR YÖNTEM''

Özellikle arı alerjisinde immünoterapinin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Berna Uzunoğlu, "Bahar ve yaz aylarında çocukların açık havadaki aktiviteleri artıyor. Bu nedenle hem polenlere hem de arı sokmasında ortaya çıkan alerjen vakaları da artıyor. Polen alerjisi, hastalarımızda peş peşe tekrar eden hapşırma, burun kaşıntısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde yaşarma, kızarma ve sulanma şikayetleriyle giden ve bazı çocuklarımızın hayat kalitesini, uyku düzenini, okul başarısını ciddi ölçüde etkileyen bir hastalıktır. İlaç tedavileri ve korunma önlemleri ile şikayetlerinde gerileme olmayan hastalarımıza alerji aşılarını önerebiliyoruz. Uygun hastalara, seçilmiş preparatlarla, uygun dozlarla uygulayabildiğimiz bu tedavi, hastalarımızın ilaç tedavisinden fayda görmediği durumlarda gayet başarılı sonuçlar aldığımız bir yöntem" dedi.

''MEŞAKKATLİ VE UZUN SÜREN BİR TEDAVİ''

'Alerjen immünoterapi' denilen ve halk arasında alerji aşısı olarak bilinen bu tedavi yönteminde hastaların duyarlı olduğu alerjeni çok düşük dozlarda hastalara enjekte ettiklerini belirten Uzm. Dr. Uzunoğlu, "Böylelikle vücutlarının bağışıklık sistemlerinin artık bu alerjene aldırmamasını öğretiyoruz. Oldukça meşakkatli ve uzun süren bir tedavi, en az 3 yıl sürüyor. Bu tedavi aslında yüz yılı aşkın bir süredir uygulanmakta. Hastamıza aşı tedavisine başlamamızda bir engel yoksa genelde deri altına uygulanan enjeksiyonlar yöntemiyle ayda bir uyguluyoruz. Çoğu zaman özellikle 'alerjik rinit' dediğimiz saman nezlesi, enfeksiyon durumlarıyla karıştırılabiliyor. Sadece polen alerjilerine karşı uygulanan bir tedavi değil. Ev tozu akarlarına, kedi köpek gibi evcil hayvan alerjilerine, arı alerjilerine karşı da immünoterapi yani alerji aşıları uygulamaktayız" diye konuştu.

''ARI ALERJİLERİNİN AŞISI HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN BİR TEDAVİ YÖNTEMİ''

Dr. Uzunoğlu, arı sokması sonrasında sadece bölgede şişlik, kızarıklık gibi lokal reaksiyonlar değil, bazen tüm vücutta yaygın kızarıklık, hastanın yüzünde, gözünde şişme, boğazda takılma hissi, nefes darlığı, bazen baygınlık, hipotansiyon gibi ciddi reaksiyonların oluşabildiğine dikkati çekti. Arı sokması ike yaygın belirtileri olan hastalara mutlaka bir alerji ve immünoloji doktoruna başvurmalarını öneren Uzm. Dr. Berna Uzunoğlu, "Çünkü arı alerjilerinin aşısı hayati önem taşıyan bir tedavi yöntemi. Arı sokan hastalarımızda, arının soktuğu zamanki yaşanan reaksiyonlar dışında, 'Ben acaba bir daha arı tarafından sokulur muyum? Bir daha aynı şeyleri yaşayabilir miyim?' diye ciddi bir anksiyete ve günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlanmalar görmekteyiz. Hastanemizde halk arasında tüylü arı olarak bilinen bal arıları ve sarı arı olarak bilinen yaban arılarına karşı alerji tedavileri uygulanmakta. Arı alerjilerinde aşı tedavisi uygulanırken, diğer aşı tedavilerinde olduğu gibi oldukça deneyimli bir ekip, eğitimli hemşire ekibi ve olası bir yan etkiye karşı anında hızlıca müdahale edilebilecek ekipman ve donanıma sahip bir hastanede, alerji ve immünoloji uzmanlarının olduğu bir yerde yapılması önem teşkil etmektedir" dedi.

''AŞIDAN SONRA İSTEDİĞİM GİBİ DIŞARI ÇIKABİLİYORUM''

Polen alerjisi olan ve tedavi süreci devam eden Emir Yanar (12), "Aşı olmadan önce ilkbahar ve yaz aylarında dışarı çıktığımda gözlerim yaşarıyordu. Ağaçların olduğu bölgelere gidemiyor, bazen parklarda bile oynayamıyordum. Sabah uyandığımda gözlerim çok kaşınıyordu. Bütün arkadaşlarım dışarıda oyun oynarken ben evde tek başıma kalıyordum. Sadece televizyon izleyebiliyor ya da telefonla vakit geçirebiliyordum. Tek başıma kaldığım için de çok sıkılıyordum. Ama aşıdan sonra sıkıntılarım yavaş yavaş azalmaya başladı. Artık istediğim gibi dışarı çıkabiliyorum. Bisiklet sürüyorum, top oynuyorum, arkadaşlarımla buluşuyorum. Bahçeli yerlere de rahatça gidebiliyorum" diye konuştu.

''NEZLE SANIYORDUK MEĞER POLEN ALERJİSİ VARMIŞ''

Emin Yanar (44) da oğlu Emir'in yaklaşık 4 yıl boyunca şikayetleri çok ağır olduğuna dikkat çekip, şunları söyledi: "Her yıl farklı doktora gittik, ilkbahar ve yaz aylarında yaşadığı şikayetleri hep grip, nezle ya da soğuk algınlığı sanıyorduk. Bazen çok koşturduğu, terlediği ya da dondurma yediği için hasta olduğunu düşünüyorduk. Ancak bu tedaviyle özellikle bu yıl çok rahat ettik. Meğer polen alerjisiymiş. Gözlerinde akıntı oluyordu, burnu akıyordu. Nefes alırken ve konuşurken doluluk hissi vardı, ses tonu bile değişiyordu. Rahatsız olduğu için bir yere gidemiyorduk. Sürekli evde kalıyorduk. Ancak 'alerjen immünoterapi' tedavisi ile bu yıl tatile gidebildik."

DHA



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Sosyal medyadaki vitrin beden algısını ve tatil huzurunu tehdit etmeye başladı

Yaz sezonuyla birlikte sosyal medyada artan tatil, manzara ve fit beden paylaşımları, bireyler üzerinde belirgin bir psikolojik baskı yaratıyor. Dijital mecralarda sürekli idealize edilmi...

Uzmanından miyofasyal ağrı sendromu uyarısı

Halk arasında "kulunç" olarak bilinen miyofasyal ağrı sendromunun stres, duruş bozukluğu ve klima kullanımına bağlı kas spazmlarından kaynaklanabileceği belirtildi. Fiziksel Tıp ve Rehabi...


Akdeniz diyetinin yeni faydası ortaya çıktı

Akdeniz diyetinin kalp ve metabolizma sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine bir yenisi eklendi. Yeni bir araştırma, bu beslenme modeline daha fazla bağlı kalan 50 yaş ve üzerindeki kişiler...

Kendi yatağımızdan başka yerde neden uyuyamıyoruz?

Tatile veya iş seyahatine gidildiğinde ilk gece yaşanan uykusuzluğun arkasındaki biyolojik nedenler ortaya çıktı. İş seyahatlerinde, tatillerde veya misafirlikte geçirilen ilk gecelerde u...


Poşet çaydaki tehlike: Sıcak suyla temas ettiğinde...

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, bazı poşet çayların sıcak suyla temas ettiğinde yüksek miktarda mikro ve nanoplastik parçacık salabildiğine dikkat çekti. Müftüoğlu, özellikle polipropilen içer...

Yaz aylarında tansiyon düşmesi neden olur? Bu belirtilere dikkat

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Cengiz Başar, yaz sıcaklarının tansiyonda ani düşme ve yükselmelere yol açabileceğini belirterek hastaların ilaç dozlarını doktorlarına danışmadan değiştirmemesi ge...


Kalp ve Tansiyon Hastalarına Kritik 'Yaz' Uyarısı: Doktorunuza Danışmadan Sakın Bu Hatayı Yapmayın!

Kavurucu sıcak hava dalgaları, kronik rahatsızlığı olan vatandaşlar için gizli bir tehlikeye dönüşüyor. Vücudun ısı dengesini korumak için damarları genişlettiğini ve kalbin iş yükünü art...

İyileşmeyen yaralara dikkat: Cilt kanserinin habercisi olabilir

Yaz aylarında güneş ışınlarına uzun süre korunmasız maruz kalmanın yıllar içinde cilt tümörü gelişimine zemin hazırlayabileceğini belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı...


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Türkü Su Demirel, su sporlarına meraklı

Tatiline Bodrum’da devam eden Türkü Su Demirel, su sporları yaparak keyifli bir gün geçirdi. Türkü Su Demirel önceki gün Bodrum Cennet Koyu’nda objektiflere yansıdı.

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Sosyal medyadaki vitrin beden algısını ve tatil huzurunu tehdit etmeye başladı

Yaz sezonuyla birlikte sosyal medyada artan tatil, manzara ve fit beden paylaşımları, bireyler üzerinde belirgin bir psikolojik baskı yaratıyor. Dijital mecralarda sürekli idealize edilmiş görüntülere maruz kalmak, hem beden memnuniyetsizliğini derinleştiriyor hem de tatil deneyimini bir “sosyal onay” yarışına çeviriyor.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR