Yukarı
455918

Bize Musallat Olan: İçimizde Taşıdığımız Gölgeler

13 Ekim 2026 15:13

Bazı sergi adları daha kapıdan içeri girmeden insanın zihnine yerleşir. “Bize Musallat Olan” da onlardan biri. Tariria Kültür Sanat ve Gastronomi Merkezi’nde 10 Ekim – 14 Kasım 2026 tarihleri arasında izleyiciyle buluşan sergi, adının çağrıştırdığı o iç sıkıntılı, tanıdık ve biraz da kaçınılmaz duygunun peşinden gidiyor.

Serginin küratörlüğünü Uğurcan Kaçmaz üstleniyor. Burada asıl mesele yalnızca bir grup sergisinin açılmış olması değil; serginin insanın kendi içindeki kalabalığa, zihninde yer eden imgelere, geçmişten bugüne taşınan kabullere ve zamanla karakterimizin bir parçası haline gelen düşüncelere bakmaya çağırması.

Çünkü insana musallat olan şey her zaman dışarıdan gelmez.

Bazen bir aile cümlesidir. Bazen çocukluktan kalma bir korku. Bazen toplumun içine yerleştirdiği görünmez bir yasa. Bazen de adına ideal dediğimiz, yıllarca peşinden gittiğimiz ama sonunda bizi kendi sınırları içine kapatan bir düşünce.

Sergi, tam da bu noktada izleyiciyi yakalıyor. İnsanın dünyayla kurduğu ilişkinin masum ve boş bir yerden başlamadığını hatırlatıyor. Biz bakarken yalnızca gözlerimizle bakmayız; bize öğretilmiş olanla, unutamadıklarımızla, içimize sinmiş yargılarla, arzularımızla, korkularımızla bakarız. Bir görüntünün karşısında durduğumuzda, aslında biraz da kendi geçmişimizin karşısında dururuz.

“Bize Musallat Olan” bu yüzden yalnızca geçmişe bakan bir sergi değil. Bugünün içinde yaşamaya devam eden geçmişe bakıyor. Bizi çoktan terk ettiğini sandığımız imgelerin, düşüncelerin ve değerlerin hâlâ nasıl konuştuğunu, nasıl yön verdiğini, nasıl biçim değiştirdiğini araştırıyor.

Buradaki musallat hali, bildiğimiz anlamda bir korku hikâyesine yaslanmıyor. Daha sessiz, daha gündelik, daha içerden bir şeyden söz ediyor. İnsanın kendi kurduğu anlamların içinde sıkışmasından, zamanla o anlamlar tarafından şekillendirilmesinden… Başlangıçta dünyayı anlamak için kullandığımız kavramlar, bir süre sonra bizi anlamaya başlıyor sanki. Biz onlara bakarken onlar da bize bakıyor.

Sergide yer alan 25 sanatçının işleri bu düşünceyi tek bir çizgiye hapsetmeden çoğaltıyor. Yapıtlar birbirini açıklamak için yan yana gelmiyor; birbirinin sesini, boşluğunu, gerilimini duyurmak için aynı mekânda karşılaşıyor. Kimi iş belleğe dokunuyor, kimi bedene, kimi toplumsal kabullere, kimi de sanatın kendi tarihinden taşıdığı yüklerle hesaplaşıyor.

 

Bu çeşitlilik sergiyi diri tutuyor. İzleyici bir yapıttan diğerine geçerken önceden kurulmuş bir cevabın peşinden gitmiyor. Daha çok, sorular arasında dolaşıyor. Ne bize ait? Ne bize öğretilmiş? Hangi bakış gerçekten bizim? Hangi arzu başkasının sesiyle içimizde büyümüş?

Serginin mekânsal kurgusu da bu düşünceyi güçlendiriyor. Raimund Abraham’ın Unbuilt yaklaşımından hareketle oluşturulan dokuz bağımsız panel, galeriyi kesin sınırlarla bölmek yerine izleyicinin bakışını değiştiriyor. Bir işin karşısında dururken başka bir işi kısmen görüyorsunuz; bir açı kapanırken başka bir açı açılıyor. Mekân, yalnızca eserlerin yerleştirildiği bir alan olmaktan çıkıp serginin düşüncesine katılıyor.

Bu da önemli. Çünkü “Bize Musallat Olan” yalnızca neye baktığımızı değil, nasıl baktığımızı da mesele ediyor. Bakışın kendisi serginin parçası haline geliyor. İzleyici, dışarıda duran rahat bir gözlemci olmaktan çıkıyor; kendi konumunu, kendi mesafesini, kendi yükünü de beraberinde taşıyor.

Serginin en güçlü taraflarından biri, bütün bu ağır düşünsel zemine rağmen izleyiciyi kuru bir teorinin içine hapsetmemesi. Aksine, sanatın o eski imkânını hatırlatıyor: Bazen bir yapıt, uzun uzun anlatılamayan şeyi bir anda hissettirir. Bir yüzey, bir boşluk, bir malzeme, bir iz, insanın içinde yıllardır duran ama adını koyamadığı bir şeye dokunabilir.

“Bize Musallat Olan” da böyle bir alan açıyor. Kesin hükümler vermiyor. İzleyiciyi yönlendirmeye çalışırken bile ona kendi düşünme payını bırakıyor. Belki de bu yüzden sergiden çıkarken akılda tek bir cümle değil, daha çok bir duygu kalıyor: İnsanın içinde yaşayan şeyler, bazen dışarıdaki dünyadan daha kalabalık olabiliyor.

Tariria’da izleyiciyle buluşan sergide Agit Işıklı, Ayşe Durak, Bahar Uygurlu, Büşra Karataş, Elif Araz, Elif Özgül, Elvan Işık, Enes Taş, Esma Sarp, Esmanur Özöner, Evin Kaya, Fatma Nur Ertutar, Fırat Kaya, Figen Akbağ, Gizem Bozkurt, Haydar Lale, İlkan Çoban, Kübra Kaçar, Okan Eltürk, Rojbin Gür, Servet Pişken, Suzan Gülaç, Zeynep Şeker, Şeyma Biner ve Yusuf Han’ın yapıtları yer alıyor.

Cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

18. ETHOS Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali başladı

ETHOS Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali, 18’inci yılında “Rüyalar, Hayaller, Ütopyalar” temasıyla düzenleniyor. 10 Ekim’de atölye etkinlikleriyle başlayan festival kapsamında 25 Ekim’...

Bryan Cranston’dan veda mesajı: 'Seni özleyeceğim oğlum'

Breaking Bad dizisinde Walter White Jr. karakterini canlandıran RJ Mitte, 34 yaşında hayatını kaybetti. Bryan Cranston, Aaron Paul ve Dean Norris başta olmak üzere rol arkadaşları, oyuncu...


İzmir’de “İyi Tasarım” 11. kez kapılarını açıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi Akdeniz Akademisi’nin düzenlediği İyi Tasarım/Good Design İzmir, 10-30 Ekim tarihlerinde Tarihi Bıçakçı Han’da ve kentin farklı mekânlarında 24 atölye, dokuz s...

'Breaking Bad' dizisinin yıldızı, RJ Mitte 34 yaşında hayatını kaybetti

'Breaking Bad' dizisinde Walter White Jr. karakterini canlandıran RJ Mitte, Teksas'ın Brownsville 34 yaşında hayatını kaybetti. Mitte, Teksas'ın Brownsville kentinde hayatını kaybetti. Öl...


İKSV gala gecesinde genç sanatçılara destek verildi

İKSV’nin, genç sanatçıların eser üretimlerini ve uluslararası dolaşımlarını desteklemek için kullandığı Genç Sanatçı Fonu yararına, İstanbul Portföy sponsorluğunda Londra Doğa Tarihi Müze...

Viyana’nın valsleri İstanbul’da yankılanacak

Strauss Philharmonie, “Strauss Concert Show” ile Johann Strauss’un ölümsüz eserlerini ve Viyana’nın klasik müzik geleneğini 13 Ekim’de Atatürk Kültür Merkezi’ne taşıyacak. Viyana’nın vals...


Yeşilçam'ın acı kaybı: Nihat Ziyalan hayatını kaybetti

Türk sinemasında 1960 ve 1970'li yıllarda canlandırdığı karakterlerle tanınan, aynı zamanda yazar ve şair olan Nihat Ziyalan 90 yaşında Avustralya'da hayatını kaybetti. Türk sinemasının u...

'Çok sık birlikte çalışmak istemiyoruz'

Eşi Javier Bardem'le dokuzuncu kez aynı projede rol alan Oscar ödüllü oyuncu Penelope Cruz, ilişkilerini korumak adına sık sık birlikte çalışmaktan kaçındıklarını açıkladı. Başarılı oyunc...


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Ufuk Özkan'ın son haline doktorlar bile şaşırdı!

Karaciğer yetmezliği nedeniyle geçirdiği başarılı nakil operasyonunun ardından sağlığına kavuşan oyuncu Ufuk Özkan, kısa sürede setlere döndü. Yoğun tempoya erken dönüşüyle doktorlarını ş...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Tükenmişlik sendromu: İş stresini eve taşımayın!

Yoğun iş temposu, süreğen stres ve dijitalleşmenin yarattığı sürekli ulaşılabilir olma baskısının tükenmişlik sendromunu tetiklediğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak; hobi edinmek, sınır koymak, psikoterapi desteği almak ve akşam saatlerinde ekran kullanımını sınırlandırmanın zihinsel ve fiziksel sağlığı korumada kritik rol oynadığını vurguladı.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR