- Edremit'te Özel Güvenlik Haftası kapsamında farkındalık sürüşü
- 'İşin Çoğunluğu Bitti, Af Değil, İnfaz Düzenlemesi Olacak'
- 12 ilçede 525 milyon liralık yenileme seferberliği
- Erdoğan da 'CHP arınmalı' dedi: 'Kuşkusuz hayırlı olacak'
- Adalar Belediyesi'nde CHP'nin adayı Medine Pamuk Belediye Başkan Vekili seçildi
Hipertansiyona yakalanma riski ileri yaşlarda artıyor
Bayındır Söğütözü Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, özellikle menopoz sonrası kadınlar ve 40 yaş üzeri erkeklerde hipertansiyonun daha yaygın görüldüğünü belirtti.
Hastaneden yapılan açıklamaya göre, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen hipertansiyon, kontrol ve tedavi edilmediği takdirde kalp hastalıkları, felç, böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Mutlu Güngör, damarlar içindeki kan basıncının sürekli normal seviyelerin üzerinde olması durumu olarak adlandırılan hipertansiyonun, yaygın görülen bir hastalık olduğunu kaydetti.
Güngör, "Normal kan basıncı, 130-80 mm Hg'nin altı olarak kabul edilir. 130-80'in üzerindeki değerler ise hipertansiyon anlamına gelir. Tansiyonun her iki değeri de önemli. Küçük tansiyon genellikle ihmal edilir, ancak her iki değerin de normal olması gerekiyor. Birinin yüksek olması bile tedavi gerektirebilir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de her 8 erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu ve bu hastaların yaklaşık yarısının, tansiyon hastası olduğunu bilmediğini aktaran Güngör, büyük değerin 135, küçük değerin 85'in üzerinde olması durumunda düzenli tansiyon kontrolü ve hekim kontrolünde ilaç tedavisinin gerekli olabileceğine işaret etti.
Aort anevrizması, diyabet ve kronik böbrek yetmezliği gibi hastalıklara sahip bireylerde daha sıkı tansiyon kontrolü gerektiğini vurgulayan Güngör, "Bu gibi kronik hastalıkları olan kişilerin 135-85 referans değerini beklemeden hekime başvurmaları ve ilaç kullanmaları gerekebiliyor. Çünkü bu hastalarda tansiyonun kontrol altına alınmaması durumunda çok ciddi sağlık sorunlarını ortaya çıkarabiliyor." değerlendirmesinde bulundu.
Güngör, hipertansiyonun genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerle bağlantılı olduğunu, yaşlanmayla hipertansiyon riskinin arttığını, özellikle menopoz sonrası kadınlar ve 40 yaş üzeri erkeklerde hipertansiyonun daha yaygınlaştığını aktardı.
Birinci ve ikinci derece yakınlarında hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerde tansiyon hastalığının daha fazla görüldüğüne değinen Güngör, fazla kilolu olmak, sağlıksız beslenme, aşırı tuz tüketimi, hareketsizlik ve stres gibi faktörlerin, yaştan bağımsız olarak hipertansiyona yol açabileceğini belirtti.
- "Genellikle belirti göstermiyor"
Güngör, hipertansiyonun genellikle belirti göstermediğine değinerek, şunları kaydetti:
"Halsizlik, baş ağrısı, yorgunluk ve nefes darlığı gibi belirtiler, hipertansiyon olabilir. Ancak hipertansiyonun en önemli semptomu, belirti göstermemesi, yani asemptomatik olması. Tansiyon, yıllar içerisinde yavaş yavaş yükseldiği için çoğunlukla klinik bulgu vermez. Bu nedenle, hipertansiyona 'sinsi düşman' deriz. Dolayısıyla sağlıklı bireylerin de düzenli olarak tansiyon ölçmesi gerekiyor."
Tansiyonun sadece belirtilerin ve şikayetlerin olduğu durumlarda ölçülmesinin, toplumda yanlış bir algı olduğunu ifade eden Güngör, düzenli tansiyon takibi sayesinde hipertansiyon tanı ve tedavisinin erken dönemde yapılabileceğini vurguladı.
Güngör, tansiyonun, sakin ve rahatken, idrara sıkışık değilken, 5 dakikalık bir dinlenme sonrasında ölçülmesi gerektiğini kaydederek, "Sağlıklı kişiler, hiçbir şikayetleri olmasa bile rutin olarak ayda bir tansiyon kontrolü yapmalı. Aort anevrizması gibi kalp hastalıkları, diyabet, böbrek gibi kronik hastalıkları olan hipertansiyon riski yüksek kişiler, daha sık tansiyon kontrolü yapmalı." ifadelerini kullandı.
Hipertansiyonun kontrol altına alınmasında hekim kontrolü ve ilaç tedavisinin önemini vurgulayan Güngör, sözlerini şöyle tamamladı:
"Hipertansiyonda ilaç tedavisi, hastanın yaşı, yandaş hastalıkları ve tansiyon değerlerine göre değişiklik gösteriyor. Bu nedenle hipertansiyon ilacı, kulaktan dolma bilgilerle ya da uzman olmayan kişilerin önerisiyle kullanılmamalı. İlaç kullanımı, her hastalıkta olduğu gibi hipertansiyonda da mutlaka uzman hekim kontrolünde olmalı. Hipertansiyon, tedavi edilmediği takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümü ve kardiyoloji kontrolü, sağlıklı bir yaşam için ihmal edilmemeli."
Sözcü
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Babalık bir erkeğin beynini ve hormonlarını nasıl değiştiriyor?
Annelik sürecinde kadınların yaşadığı biyolojik ve hormonal değişimler tıp dünyasında uzun yıllardır bilinirken, güncel araştırmalar erkeklerin de babalığa biyolojik olarak hazırlandığını...
Menopozda hormon tedavisi riskli mi?
Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı’nca (TAJEV) yaklaşık 20 yıldır yürütülen “Sadece Benim İçin” projesi bu kez Van’da hayata geçirildi. Kadınlara, KETEM iş birliğiyle...
Sınav stresi reflü ve gastriti tetikleyebilir!
Bu hafta sonu milyonlarca öğrencinin gireceği üniversite sınavı öncesinde artan stresin yalnızca zihni değil, sindirim sistemini de yorabileceğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nur...
Sağlık Bakanlığı'ndan LGS sınavı öncesi öğrencilere tavsiye!
Bakanlıktan yapılan açıklamada, sınav dönemlerinin öğrenciler için yoğun bir öğrenme sürecinin yanı sıra duygusal açıdan da önemli bir yük oluşturabildiği belirtilerek, sınav kaygısının ö...
Sınav sabahı yapılacak bu hata dikkati sıfırlıyor!
Milyonlarca öğrencinin geleceğini şekillendirecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav öncesi, uzmanlardan kritik beslenme uyarıları geldi. SBÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. ...
'Beslenme programı kişiye özel olmalı'
6 Haziran Diyetisyenler Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Diyetisyen Fatma Betül Çelebi, kişiye özel planlanması gereken beslenme programlarının ciddi bir uzmanlık gerektirdiğin...
DSÖ'den alarm veren rapor: Güvensiz gıdalar her yıl 1,5 milyon can alıyor
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) yayımladığı yeni rapora göre, güvenli olmayan gıdalar her yıl yaklaşık 866 milyon hastalık vakasına ve 1,5 milyon ölüme neden oluyor. Raporda, en büyük risk ...
Grip sanılıyor ama alerji olabilir: Sabah saatlerine dikkat!
Havaların ısınmasıyla doğada polen yoğunluğu artarken, alerjik bünyeye sahip kişiler için zorlu dönem başladı. Dr. Öğr. Üyesi Ömer Çelikal, özellikle ilkbahar ve yaz başında havadaki pole...
Araştırma: Uykusuzluk kanser riskini artırıyor
ABD’de 18 milyondan fazla kişinin verilerinin incelendiği araştırma, uykusuzluk sorunu yaşayan 50 yaş altı bireylerde meme, bağırsak, rahim ve yumurtalık kanseri riskinin daha yüksek olab...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Kadir İnanır'ın cenaze programı belli oldu
77 yaşında hayata veda eden ve yalnızca oyunculuğuyla değil siyasi mücadelesiyle de büyük iz bırakan sinemanın dev ismi Kadir İnanır, yarın son yolculuğuna uğurlanacak. Türkiye sinemasını...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Babalık bir erkeğin beynini ve hormonlarını nasıl değiştiriyor?
Annelik sürecinde kadınların yaşadığı biyolojik ve hormonal değişimler tıp dünyasında uzun yıllardır bilinirken, güncel araştırmalar erkeklerin de babalığa biyolojik olarak hazırlandığını ortaya koydu. Bilim insanlarına göre, çocukla kurulan aktif temas babaların beynini kelimenin tam anlamıyla yeniden yapılandırıyor ve "annelere özgü" olduğu sanılan hormonları harekete geçiriyor.







Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.