40. yılında Çernobil odaklı sergi ve film
Sanatçı Onur Gökmen’in “Toprakaltı” başlıklı sergisi, 1986’daki Çernobil faciasının ardından Karadeniz’de yetişen çayda tespit edilen radyoaktif kirliliğe odaklı. “Toprakaltı” sergisi, bu tarihsel vakayı farklı bölümler üzerinden ele alıyor. İlk bölümde, İnci ve Ali Gökmen’in anlatımına dayanan belgesel bir çalışma yer alıyor. İkinci bölüm, bir televizyon stüdyosu kurgusu üzerinden medya, bürokrasi ve devlet ilişkilerine odaklanıyor. Bu bölümde, çaydaki radyoaktif madde miktarını inkâr eden söylemlerden hareketle oluşturulmuş bir kısa film var diyor.
Çernobil patlamasının ülkemize dönük ağır sonuçlarının ortaya çıkarılmasıyla ilgili aylar sürecek yayınların içinde boğuşmuş olmama karşın, gündeme getirmeyi aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Söz konusu yıllarda arkamda durmuş, yürekleri kocaman bilim insanlarımızın içinden Prof. İnci Gökmen’in telefon uyarısından sonra sessiz kalamadım. Söz konusu sanatın dili, etkinlikleri olunca da ilk kez sanat sayfası içinde yer alacak bir çabanın içine girdim.
Ülkemizin yaşayanlarının çoğunluğu için verdikleri zararları umursamadan, güncel siyasi çıkarlarına uyduğunu düşündükleri adımlarda pervasız siyasetçilerimizin kararları yüzünden, ülkemizde yaşayan insanlar, tüm canlılar, bitkiler için çok ağır bedelleri olan, sır gibi saklanmış küçücük bir radyasyon yüklü bulut yüzünden yaşamak zorunda kaldıklarımızın kısacık bir geçmişini paylaşmak gereğini duydum.
Sovyet toprakları içinde olan Çernobil nükleer santralı patlamasının, en ağır bedeli, içinde yaşayanlarından başlayarak yakın çevresine yansımış olsa da patlama sürecinde rüzgâr akımları ile birlikte, Almanya içinde olmak üzere, olumsuz etkileri ile bölge ülkelerine sıçramıştı. Gelişmiş, uzmanlık birikimleriyle de önde olan ülkede, Berlin’de çalışmalarını sürdüren uzmanlık komitesinin çalışmaları kapsamında, değişen rüzgâr akımları ile bulutların almakta olduğu yollar üzerinden de araştırmalarla gelişmeler izleniyordu.
Örneğin Edirne’ye ulaşan bir akım üzerinden, Trakya bölgemiz için uyarı yapılıyor, hayvanların otlağa çıkmayarak ahırlarından kapalı kalmaları öneriliyordu.
ÇAY İÇME ÖZGÜRLÜĞÜ...
Uzatmadan çaya dönelim. Ülkemizde içmekte olduğumuz çayların durumu üzerinden yeterli bilgi sahibi olamasak da... Mayıs sürgününün kalitede torpilli olarak Berlin’e gönderildiğini, ülkemizde piyasaya çıkarılanların ise bir önceki yıldan kalmış çaylarla harmanlanmış olarak 30-35 bin bekerel yine de çok zararlı kanserojen olacakları öngörüsü ile, geçen yıl aramızdan ayrılan Dr. Erdal Atabek’in kararı ile gazetede çay satılması, içilmesi yasağı getirildi. İnanmayacaksınız ama gazetemizin sanatçı, en kültürlü çizerleri de içlerinde, önlerinde “Çay içme özgürlüğümüzü istiyoruz” dövizleriyle dolaşıp durdular. Erdal Atabek’ten izin koparamayınca da gazetenin önüne toplanan çay satıcılarının peşlerine düştüler.
RADYASYON YÜKLÜ BULUT
“Bize bir şey olmaz” kafasıyla karar veren siyasi erkimizin kararıyla Batı’dan görülemeyen bir küçücük radyasyon yüklü bulut, doğrudan Karadeniz üzerinden çayın üretildiği bölgemize gelince de radardan askeri üssümüz saptamış olsa da halkımızdan saklanıvermiş. Suçüstü yakalanmama adına da üniversitelerimize bir yazı gönderilerek piyasalara çıkan ya da satılmakta olan ürünler üzerinden araştırma yapma yasağı getirilmiş. Bilim insanı olmak, araştırma tutkusu ile gelişen bir tepkiyi de geliştirdiğinden üniversitelerimiz hiç değilse ülkemizde içilen çaylar üzerinden özel araştırma yapmaktan vazgeçememişler. Çernobil patlamasından aylar geçtikten sonra, bir sabah uykumdan, kimya fakültesinde öğretim üyesi olan sevgili arkadaşım Semiha Arayıcı’nın telefon ile uyandırıldım. Berlin Bilim Komitesi üyeleri, benim götürdüğüm Karadeniz’in, balığı, toprağı suyunun temizliği sonuçlarıyla şaşkın, haritaları üzerinden 60 bin bekerel olarak çıkmış çayın ilişkisini kuramıyorlardı... Karadeniz’in önceden dünyanın en derin dip kuyusu özelliğini, Avrupa’nın çöp merkezi olarak kullanıldığını, bir iki varilin delinip su yüzüne çıkmış olması sonucuyla öğrenmiştik.
SUÇUN SORUMLULARI...
Özeti Hanry Bohr Vakfı başta, çok sayıda vakıflar örgütlülüğünde İstanbul’a gelenlerin, Çernobil’in 40. yıldönümündeki etkinliklerinde İstanbul’u seçmiş olmaları boşuna bir çaba değil. Dayanışmanın aymazlıklara karşı uyarı çabalarının ürünü. Günümüzde yaşam hakkı başta, insan haklarının tümü üzerinden verilmek istenen çabalarının ortak dilinde sanat, sanatçılar başı çekiyorlar. Çernobil üzerinden acımasızca bedeli halkımıza ödetilerek, saklanan küçücük bulut üzerinden yaşatılanların, yalanların çirkinlikleri, mizahla, sanatla anlatılınca çok daha çarpıcı, etkili oluyor.
Suçun sorumluları, siyasi tutkular yüzünden boyun eğmiş olanlarının sonrasında bilim insanlarımızı bile kullanabilecekleri umuduyla nasıl yalanlarına ortak etmeye çalıştıklarının ayrımına yeni varıyorum. Rize kökenli, artık aramızda olmayan Olcay Birgün ile Aykut Gence’ye saygıyla, İnci Gökmen, Ali Gökmen hocalarımıza sevgiler. En çok da o tarihlerde iki yaşındaki oğulları Onur Gökmen’e, günümüzde yaşananların, yapılmaya çalışılan baskıları mizahını da taşımış olarak ürettiği belgesel için teşekkür etmek istiyorum.
SAĞLIĞA İYİ GELİR!
Dönemin bakanı Cahit Aral’ın, kameralar karşısına çıkıp utanmadan “Az radyasyonlu çay sağlığa iyi gelir” kara mizahını geliştirmesinden başlıyor. İstanbul’daki Nükleer Araştırma Merkezi’nin dönem müdürü Prof. Ahmet Yüksel Özemre’nin hocaları açıklamaya zorlamaya dönük çabalarının taklidini üstlenmiş sanatçının seslendirmeleri üzerinden, izleyenler gerçekleri çok çıplak, etkili, gülerek öğreniveriyorlar... Elbette o tarihlerde hemen geçerli olmak üzere, hocalar karşısında yeterli başarıyı gösteremediği için görevden kolayca alınıyor.
Yaşanmış acı gerçekleri, en küçük bir çarpıtılma olmadan, mizah dilinin gücü ile anlatımından dinlemek istiyorsanız Bankalar Caddesi Merkez Bankası binası içindeki iki ayrı salonda, iki ayrı bölüm halinde, Türkçe ile Almanca çevirileriyle, tüm gerçekleri, ayrıntılarıyla izleyebilirsiniz.
cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Silinmez bir yaranın hiç bitmeyen şarkısı
Soma katliamının 12. yılında müzik grubu Muteriz, hayatını kaybeden 301 madenci ve adalet bekleyen aileleri için hazırladığı "Soma" şarkısını dinleyicilerle buluşturdu. Kolektif üretim yo...
Kartal’da 3. Felsefe Buluşmaları başlıyor!
Kartal Belediyesi tarafından bu yıl üçüncü kez düzenlenen Felsefe Buluşmaları, insan odaklı eğitim sorunlarını tartışmaya açıyor. 16 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirilecek etkinlikte, uz...
Evinin avlusunu müzeye çevirdi: 15 yıllık birikim gün yüzüne çıktı!
Rize'nin Ardeşen ilçesinde emekli Kemal Yakıcı (75) öncülüğünde 15 yıl boyunca toplanan asırlık tarım aletleri ile antika değeri bulunan tarihi eşyalar, evin avlusunda oluşturulan açık ha...
79. Cannes Film Festivali’nden notlar: Bin bir yüzüyle insan...
Cannes’da bu yıl resmi seçkilerde Türk sineması yer almıyor. Ancak festival; açılış filmi, kırmızı halı gösterisi ve ülkelerin sinema pazarındaki görünürlük yarışı ile öne çıkıyor. Açılış...
'Hayaller Özgürlük İster' filmi toplumsal hassasiyet nedeniyle festivallerden...
“Hayaller Özgürlük İsterYönetmen Uluç Orhan Durmaçalış imzalı “Hayaller Özgürlük İster” adlı kısa film, gösterim tarihinin Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarıyla eş zam...
79. Cannes Film Festivali bu akşam başlıyor: Geniş, çok renkli ve kaygılı...
Cannes Film Festivali bu akşam Pierre Salvadori’nin yarışma dışı gösterilecek “La Vénus électrique” filmiyle açılıyor. Festival seçkilerinde bu yıl Fransız sinemasının ağırlığı dikkat çek...
Mersin Kültür Yolu Festivali'nde 'Giselle' balesi sahnelendi
"Giselle" balesi Mersin Devlet Opera ve Balesince (MDOB) tarafından sahlenedi. Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Mersin Kültür Yolu Festivali kapsamında, romantik bale repertuvarın...
Trabzon'da 'Totem Felsefesi' tiyatro oyunu sahnelendi
"Totem Felsefesi" oyunu Gaziantep Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelendi. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünce düzenlenen 26. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali kapsamında Şahin Ün...
Stanley Tucci 21 yaş küçük eşi Felicity Blunt'la ilişkisini anlattı
Dünyaca ünlü aktör Stanley Tucci, kendisinden 21 yaş küçük eşi Felicity Blunt ile olan ilişkisine dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yaş farkının bir engel olmadığını vurgulayan Osc...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Özgü Namal Cannes Film Festivali'nde
Bu yıl 79'uncusu düzenlenen prestijli Cannes Film Festivali'nin resmi açılışına Türkiye'den katılan ilk isim Özgü Namal oldu. Başrolünde yer aldığı ve Berlin’den Altın Ayı ile dönen "Sarı...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Hantavirüs Paniği Büyüyor: Prof. Ceyhan’dan Kritik Uyarılar
Hantavirüs vakaları endişe yaratırken, Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’dan dikkat çeken açıklamalar geldi. Ceyhan, virüsün pandemi riskinin düşük olduğunu belirterek, hijyen ve temas konusunda uyarıda bulundu. Hollanda bandıralı MV Hondius adlı lüks yolcu gemisinde hantavirüs vakalarının rastlanması Kovid-19 pandemisini hatırlatarak endişeye neden oldu.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.