- Bakan Uraloğlu: 42 ili birbirine bağlayacak proje, devlet yolundaki trafik yükünü azaltacak
- ABD-Küba hattında kritik temas
- Özgür Özel'den Mahir Polat'a sert tepki: "TGRT'ye teşekkür etmek dünyanın en en en ayıp işidir"
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Haliç'te Özel Hediye
- EYT'lilere Kötü Haber: SGK Harekete Geçti, Maaşınız Kesilebilir! Paralar Geri İstenecek
40. yılında Çernobil odaklı sergi ve film
Sanatçı Onur Gökmen’in “Toprakaltı” başlıklı sergisi, 1986’daki Çernobil faciasının ardından Karadeniz’de yetişen çayda tespit edilen radyoaktif kirliliğe odaklı. “Toprakaltı” sergisi, bu tarihsel vakayı farklı bölümler üzerinden ele alıyor. İlk bölümde, İnci ve Ali Gökmen’in anlatımına dayanan belgesel bir çalışma yer alıyor. İkinci bölüm, bir televizyon stüdyosu kurgusu üzerinden medya, bürokrasi ve devlet ilişkilerine odaklanıyor. Bu bölümde, çaydaki radyoaktif madde miktarını inkâr eden söylemlerden hareketle oluşturulmuş bir kısa film var diyor.
Çernobil patlamasının ülkemize dönük ağır sonuçlarının ortaya çıkarılmasıyla ilgili aylar sürecek yayınların içinde boğuşmuş olmama karşın, gündeme getirmeyi aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Söz konusu yıllarda arkamda durmuş, yürekleri kocaman bilim insanlarımızın içinden Prof. İnci Gökmen’in telefon uyarısından sonra sessiz kalamadım. Söz konusu sanatın dili, etkinlikleri olunca da ilk kez sanat sayfası içinde yer alacak bir çabanın içine girdim.
Ülkemizin yaşayanlarının çoğunluğu için verdikleri zararları umursamadan, güncel siyasi çıkarlarına uyduğunu düşündükleri adımlarda pervasız siyasetçilerimizin kararları yüzünden, ülkemizde yaşayan insanlar, tüm canlılar, bitkiler için çok ağır bedelleri olan, sır gibi saklanmış küçücük bir radyasyon yüklü bulut yüzünden yaşamak zorunda kaldıklarımızın kısacık bir geçmişini paylaşmak gereğini duydum.
Sovyet toprakları içinde olan Çernobil nükleer santralı patlamasının, en ağır bedeli, içinde yaşayanlarından başlayarak yakın çevresine yansımış olsa da patlama sürecinde rüzgâr akımları ile birlikte, Almanya içinde olmak üzere, olumsuz etkileri ile bölge ülkelerine sıçramıştı. Gelişmiş, uzmanlık birikimleriyle de önde olan ülkede, Berlin’de çalışmalarını sürdüren uzmanlık komitesinin çalışmaları kapsamında, değişen rüzgâr akımları ile bulutların almakta olduğu yollar üzerinden de araştırmalarla gelişmeler izleniyordu.
Örneğin Edirne’ye ulaşan bir akım üzerinden, Trakya bölgemiz için uyarı yapılıyor, hayvanların otlağa çıkmayarak ahırlarından kapalı kalmaları öneriliyordu.
ÇAY İÇME ÖZGÜRLÜĞÜ...
Uzatmadan çaya dönelim. Ülkemizde içmekte olduğumuz çayların durumu üzerinden yeterli bilgi sahibi olamasak da... Mayıs sürgününün kalitede torpilli olarak Berlin’e gönderildiğini, ülkemizde piyasaya çıkarılanların ise bir önceki yıldan kalmış çaylarla harmanlanmış olarak 30-35 bin bekerel yine de çok zararlı kanserojen olacakları öngörüsü ile, geçen yıl aramızdan ayrılan Dr. Erdal Atabek’in kararı ile gazetede çay satılması, içilmesi yasağı getirildi. İnanmayacaksınız ama gazetemizin sanatçı, en kültürlü çizerleri de içlerinde, önlerinde “Çay içme özgürlüğümüzü istiyoruz” dövizleriyle dolaşıp durdular. Erdal Atabek’ten izin koparamayınca da gazetenin önüne toplanan çay satıcılarının peşlerine düştüler.
RADYASYON YÜKLÜ BULUT
“Bize bir şey olmaz” kafasıyla karar veren siyasi erkimizin kararıyla Batı’dan görülemeyen bir küçücük radyasyon yüklü bulut, doğrudan Karadeniz üzerinden çayın üretildiği bölgemize gelince de radardan askeri üssümüz saptamış olsa da halkımızdan saklanıvermiş. Suçüstü yakalanmama adına da üniversitelerimize bir yazı gönderilerek piyasalara çıkan ya da satılmakta olan ürünler üzerinden araştırma yapma yasağı getirilmiş. Bilim insanı olmak, araştırma tutkusu ile gelişen bir tepkiyi de geliştirdiğinden üniversitelerimiz hiç değilse ülkemizde içilen çaylar üzerinden özel araştırma yapmaktan vazgeçememişler. Çernobil patlamasından aylar geçtikten sonra, bir sabah uykumdan, kimya fakültesinde öğretim üyesi olan sevgili arkadaşım Semiha Arayıcı’nın telefon ile uyandırıldım. Berlin Bilim Komitesi üyeleri, benim götürdüğüm Karadeniz’in, balığı, toprağı suyunun temizliği sonuçlarıyla şaşkın, haritaları üzerinden 60 bin bekerel olarak çıkmış çayın ilişkisini kuramıyorlardı... Karadeniz’in önceden dünyanın en derin dip kuyusu özelliğini, Avrupa’nın çöp merkezi olarak kullanıldığını, bir iki varilin delinip su yüzüne çıkmış olması sonucuyla öğrenmiştik.
SUÇUN SORUMLULARI...
Özeti Hanry Bohr Vakfı başta, çok sayıda vakıflar örgütlülüğünde İstanbul’a gelenlerin, Çernobil’in 40. yıldönümündeki etkinliklerinde İstanbul’u seçmiş olmaları boşuna bir çaba değil. Dayanışmanın aymazlıklara karşı uyarı çabalarının ürünü. Günümüzde yaşam hakkı başta, insan haklarının tümü üzerinden verilmek istenen çabalarının ortak dilinde sanat, sanatçılar başı çekiyorlar. Çernobil üzerinden acımasızca bedeli halkımıza ödetilerek, saklanan küçücük bulut üzerinden yaşatılanların, yalanların çirkinlikleri, mizahla, sanatla anlatılınca çok daha çarpıcı, etkili oluyor.
Suçun sorumluları, siyasi tutkular yüzünden boyun eğmiş olanlarının sonrasında bilim insanlarımızı bile kullanabilecekleri umuduyla nasıl yalanlarına ortak etmeye çalıştıklarının ayrımına yeni varıyorum. Rize kökenli, artık aramızda olmayan Olcay Birgün ile Aykut Gence’ye saygıyla, İnci Gökmen, Ali Gökmen hocalarımıza sevgiler. En çok da o tarihlerde iki yaşındaki oğulları Onur Gökmen’e, günümüzde yaşananların, yapılmaya çalışılan baskıları mizahını da taşımış olarak ürettiği belgesel için teşekkür etmek istiyorum.
SAĞLIĞA İYİ GELİR!
Dönemin bakanı Cahit Aral’ın, kameralar karşısına çıkıp utanmadan “Az radyasyonlu çay sağlığa iyi gelir” kara mizahını geliştirmesinden başlıyor. İstanbul’daki Nükleer Araştırma Merkezi’nin dönem müdürü Prof. Ahmet Yüksel Özemre’nin hocaları açıklamaya zorlamaya dönük çabalarının taklidini üstlenmiş sanatçının seslendirmeleri üzerinden, izleyenler gerçekleri çok çıplak, etkili, gülerek öğreniveriyorlar... Elbette o tarihlerde hemen geçerli olmak üzere, hocalar karşısında yeterli başarıyı gösteremediği için görevden kolayca alınıyor.
Yaşanmış acı gerçekleri, en küçük bir çarpıtılma olmadan, mizah dilinin gücü ile anlatımından dinlemek istiyorsanız Bankalar Caddesi Merkez Bankası binası içindeki iki ayrı salonda, iki ayrı bölüm halinde, Türkçe ile Almanca çevirileriyle, tüm gerçekleri, ayrıntılarıyla izleyebilirsiniz.
cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Binlerce koro sanatçısı büyük finalle ödüllerini aldı
İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Polifonik Korolar Derneği İzmir Şubesi iş birliğiyle düzenlenen İzmir Uluslararası Çoksesli Korolar Festivali, dört gün süren performansların ardın...
Sorumlu sinema...
Bu kadar anlamlı, “doğru” kararlar alan bir jüriyi alkışlamayı özlemiştik! Tırnak içinde yazıyorum, çünkü gerçeklerin sürekli çarpıtıldığı, yalanların dayatıldığı, doğruların unutturulduğ...
'Beni çıkarın Levent’i yatırın'
ZATÜRRE teşhisiyle yoğun bakımda tedavisi süren Yeşilçam’ın usta aktörü Kadir İnanır önceki akşam entübe edildi. “Yeterince oksijen alamıyor. Oksijen alamayınca kan değeri düşüyor. İyi ol...
Metrohan’da hafıza nöbeti
İBB Miras eliyle restore edildikten sonra halkın ücretsiz kullanımına açılan Metrohan, II. Bayezid Vakfı’na devredileceği haberleriyle gündemde. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ...
11. Kırmızı Lale Film Festivali Amsterdam’da başlıyor
Türk sineması, 11. Kırmızı Lale Film Festivali ile Hollanda’daki sinemaseverlerle buluşacak. 29 Mayıs-7 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek etkinlikle, Berlin Film Festivali’nde Altın...
Meşher’de küratör eşliğinde turlar başlıyor
Koç Topluluğu’nun 100. yılı kapsamında Meşher’de açılan "Seyahat Sanatı" sergisi, beş asırlık bir keşif yolculuğunun izini rehberli turlarla sürüyor. Koç Topluluğu’nun 100. yılı kapsamınd...
Sancılı dünyada kendi göbeğine bakmak
Pedro Almodóvar, yeni filmi “Autofiction” ile Cannes Film Festivali’nde bir kez daha Altın Palmiye adayları arasında yer aldı. Ancak film, güçlü yönlerine rağmen yönetmenin kendi dünyasın...
Yaşar Müzesi kapılarını açtı
Türkiye'nin ilk özel resim müzesinin 40 yıllık mirası, İzmir Alsancak'taki 1895 yılından kalma tarihi un fabrikasında yeniden hayat buldu. Modern müzecilik anlayışıyla restore edilerek "Y...
Otizmli gençlerin el emeği 10 Haziran’da açılıyor
Bursa, çok özel ve anlamlı bir sanat projesine ev sahipliği yapıyor. Otizmli ve özel gereksinimli gençlerin seramik sanatçılarıyla omuz omuza vererek hazırladığı, 13.5 metre uzunluğuyla T...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Reha Muhtar Kalp Yetmezliği Teşhisiyle Yoğun Bakıma Alındı
Türk televizyon tarihinin bir dönem efsaneleşen ana haber spikeri ve gazeteci Reha Muhtar, Bodrum'daki evinde aniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakıma alınan ve kalp yetm...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Kahveyi yanlış saatte içiyor olabilirsiniz
Kahve, dünyanın en sevilen ve en çok tercih edilen içecekleri arasında yer alıyor. Uzmanlara göre özellikle bilişsel performansa iyi geliyor. Bunun için de doğru zamanda tüketilmesi gerekiyor.






Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.