- 10 Milletvekiline Ait Dokunulmazlık Dosyaları Meclis'e Sunuldu
- Turgutlu Belediye Başkanı Akın, ilçe genelinde süren yol çalışmalarını inceledi
- ABP Genel Başkanı'ndan 'CHP' iddiası: '86 vekil ile 74 il başkanı bize katılacak'
- Özel'den Erdoğan'a yanıt: 'CHP'de bir tane dış mihrak varsa o da sensin'
- NATO Zirvesi hazırlıkları dünya basınında: "Ankara bir kaleye dönüştü"
Sorumlu sinema...
79’uncu Cannes Film Festivali’nde ödül alan filmler kadar yönetmenlerin hoşgörü, empati, dayanışma ve barış vurgusu taşıyan mesajları da öne çıktı.
Bu kadar anlamlı, “doğru” kararlar alan bir jüriyi alkışlamayı özlemiştik! Tırnak içinde yazıyorum, çünkü gerçeklerin sürekli çarpıtıldığı, yalanların dayatıldığı, doğruların unutturulduğu, suların bulandırıldığı; insan hakları, demokrasi, laiklik gibi birlikte, barış içinde yaşamanın temel direklerinin hedef alındığı, kendilerine kutsal misyonlar yükleyen “seçilmiş” diktatörlerin çoğaldığı, devlet terörizminin her coğrafyada sesini yükselttiği, faşizmin ayak seslerinin artık burnunuzun dibine geldiği; cinsel, etnik, dinsel ya da felsefi tüm farklılıkların hedefleştirildiği bir dönemde, “Sinema (genelde sanat) ne yapabilir ki” demeyin.
Bilinçli ve sorumlu olması çok şeyi değiştirebilir. Klasik deyişiyle, içerikle biçimi buluşturarak bu “kutsal sorumluluğu” yüklenebilir. Her dönemde de yüklenmemiş midir zaten? İşte bu bilinç eşliğinde yapılmış filmleri ön plana çıkarmak; çok kültürlü jürinin de sanatsal sorumluluğuydu kuşkusuz. Ve o dokuz kişi, bilinçle, özgün sanatsal biçemleri de göz ardı etmeden, üstlendikleri “kutsal” sorumluluğun hakkını verdiler.
MUNGİU’NUN MESAJI
“Fjord”un ödül alacağından emindik ama ilk sıraya çıkamayacak olmasından korkuyorduk. Kendi “kutsal”larını sorgulamaya davet edilen izleyici ve yorumcular arasında rahatsız olanlar az değildi. Neyi, kimi savunuyordu Rumen yönetmen? Mungiu’nun, tören gecesi sahnede verdiği yanıtı aktarmakla yetinelim: “Çocuklarımıza bıraktıklarımızdan pek gurur duymuyorum. Onlardan bir değişiklik yapmalarını istemeden önce, kendimizin küçük bir değişiklik yapmasının önemli olduğuna inanıyorum. Evet, işe kendimizden başlamalıyız... Parçalanmış, radikalleşmiş toplumlarda yaşanan acı gerçeklerle karşı karşıya gelen bir yönetmenin, hoşgörü, kapsayıcılık ve empati mesajı veren filmler gerçekleştirmesi bana göre daha doğrudur...”
ÖDÜL BUKETİ...
Cristian Mungiu, ödül gecesinden birkaç saat önce açıklanan önemli yan ödüllerin hepsini (Vatandaşlık Ödülü, Kiliseler Birliği Ödülü ve FIPRESCI uluslararası eleştirmenler federasyonu ödülü) almıştı zaten.
“Minotaur”a verilen Büyük Ödül ile “Altın Palmiye”den sonra ikinci sırayı alan Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev de aynı sorumlu yaklaşımı sergiliyordu. Sahnedeki kısa konuşmasında Putin’e, adını telaffuz bile etmeden, Ukrayna’da barış çağrısında bulundu. Yarışmalı bölümdeki iki bağımsız Amerikan sinema örneği listede yer alamayınca dünyaya hükmetmeye çalışan baş diktatöre karşı söz edecek kimse de çıkmadı. Lübnan savaşına karşı tavırlar dile getirildi; Kanadalı yönetmen Xavier Dolan, Filistinli şair Mahmud Derviş’ten dizeler okudu. Hoşgörüden, dayanışmadan, direnişten, farklı olana saygıdan söz edildi.
HÜMANİZM Mİ, MİZANTROPİ Mİ?
79’uncu Cannes Film Festivali ödül listesinde yer alan bütün filmlerin Türkiye’de de dağıtılabilmesi, bu filmleri izleyenlerin de incelikli sanatsal keyifler almanın yanı sıra önyargılarından arınarak düşünmeye, kendi kendilerini sorgularken farklı olanları anlamaya, bu farklılığın kökleri ne olursa olsun farklı olana empatiyle yaklaşmayı prensip olarak benimsemeleri dilekleriyle... Derken, duyar gibi oluyorum: “Mungiu’nun filmi ve diğerleri, hepsi boş, hiçbiri gerçekçi değil; bütün tek tanrılı dinlerin dayattığı ama bir türlü gerçek yaşama yansıtamadıkları safsatalar bunlar” diyenler çok. Bu tavrın karşıtı, mizantropiye giden kolay yola davet çıkarmaz mı? Erich Maria Remarque’ın “İnsanları seveceksin” düsturu gerisinde yatan, sıfatın tüm anlamlarıyla “saf” hümanizmden umudu kesmek doğru mu?
Bir Alman eleştirmen arkadaş, festivalin son günü, kendisinin çok küçük bir çocuk olduğu yıllarda, Cannes’da bir otel odasında intihar eden Klaus Mann’ın burada bulunan mezarını ziyaret ediyor... Babası Thomas Mann’ın katıl(a)madığı cenaze törenini, gerisindeki dünyayı ve günümüzü düşünerek...
Pawel Pawlikowski’nin filmi “Fatherland”ın ilk sahnelerinde, Klaus Mann’ı, Cannes’daki o otel odasında geçirdiği son günün dekorunda görmüştük.
FESTİVAL JÜRİSİ
Festivalde ana yarışma jürisinin başkanlığını bu yıl Güney Koreli usta yönetmen Park Chan-wook üstlendi. Diğer jüri üyeleri ise şöyle sıralandı: Demi Moore-oyuncu, Ruth Negga-oyuncu, Laura Wandelyönetmen, senarist, Diego Céspedes-yönetmen, senarist, Isaach de Bankolé-oyuncu, Paul Laverty-senarist, Chloé Zhaoyönetmen, senarist, Stellan Skarsgård-oyuncu.
İŞTE ÖDÜLLER
Altın Palmiye: Fjord-Cristian Mungiu
Büyük ödül: Minotaur-Andrey Zvyagintsev
En iyi yönetmen: Javier Calvo ve Javier Ambrossi (The Black Ball), Pawel Pawlikowski (Fatherland)
Jüri ödülü: The Dreamed Adventure-Valeska Grisebach
Kadın oyuncu: Virginie Efira ve Tao Okamoto (All of a Sudden)
Erkek oyuncu: Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne (Coward)
Senaryo: Emmanuel Marre (A Man of His Time)
DİĞER ÖNEMLİ ÖDÜLLER
Altın Kamera (Caméra d’Or-en iyi ilk film): Ben’Imana-yönetmen: Marie-Clémentine Dusabejambo
Belirli Bir Bakış en iyi film ödülü: Everytime- Sandra Wollner
Altın Göz (en iyi belgesel): Rehearsals for a Revolution-Pegah Ahangarani
Kısa Film Altın Palmiye: For the Contenders-Federico Luis
cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
9. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, 'Kuğu Gölü' ile başladı
"Kuğu Gölü" balesi ile 9. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali başladı. Devlet Opera ve Balesi (DOB) Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl 9'uncusu düzenlenen festivalin açılışında, Rus ...
Sezon Fazıl Say Konseriyle Açılacak
Üsküdar Belediyesi’nin kültür ve sanatı herkes için erişilebilir kılma anlayışıyla hayata geçirdiği ve kısa sürede kentin önemli kültür-sanat etkinliklerinden biri haline gelen Klasik Paz...
Scorpions İstanbul’u salladı
Dünyaca ünlü Alman rock grubu Scorpions, 60. kuruluş yılı turnesi kapsamında İstanbul'da hayranlarıyla buluştu. Beşiktaş Tüpraş Stadyumu'nda on binlerce müziksevere unutulmaz bir gece yaş...
Tonguç Eğitim Uygulamaları Ödülü, Cin Ali Vakfı’na verildi
İsmail Hakkı Tonguç Eğitim Uygulamaları Ödülü, eğitim alanında yürüttükleri başarılı çalışmalar nedeniyle Cin Ali Vakfı’na önceki gün İsmail Hakkı Tonguç Belgeliği Vakfı’nda (İHTBV) düzen...
‘Organik Hafıza Taşıyıcıları’ Piran’da izleyiciyle buluştu
İzmirli sanatçı Dr. Özlem Kalmaz’ın “Organik Hafıza Taşıyıcıları” adlı yerleştirme çalışması, 22 Haziran 2026 tarihinde Slovenya’nın Piran kentinde bulunan tarihî Baptisterij sv. Janeza K...
Robin Hood’un karanlık yüzü...
Robin Hood efsanesi sinemada bu kez daha karanlık ve sert bir yorumla yeniden ele alınıyor. Michael Sarnoski’nin yaklaşımı, kahramanlık mitini şiddet, vicdan azabı ve hayatta kalma mücade...
Tarihi mekânlarda Ânın İçinde Müzik’in güzelliği yaşandı
54. İstanbul Müzik Festivali bu yıl da tarihi atmosferiyle Kapalıçarşı festival temasından ilhamla oluşturulan “Ânın Güzellikleri” ve Süreyya Operası’nda lied akşamı “Festival Buluşması” ...
Madonna’nın biyografi filmi bütçe engeline takıldı
Dünyaca ünlü pop ikonu Madonna, yıllardır üzerinde çalıştığı ve kendisini Julia Garner'ın canlandıracağı biyografi filminin Universal stüdyosuyla yaşanan bütçe krizleri nedeniyle durdurul...
Nilay Tahiroğlu, Bolşoy Tiyatrosu’nda Türkiye’yi temsil edecek
Rusya’nın başkenti Moskova’daki uluslararası bale yarışmasında Türkiye’yi temsil edecek genç balerin Nilay Tahiroğlu, Cumhuriyet’e konuşarak, “O büyülü sahneye çıkacak olmanın mutluluğu b...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Yeraltı dizisinde bomba transfer iddiası: İsmail Hacıoğlu kadroya mı katılıyor?
NOW ekranlarının büyük ilgi gören ve 2026 yılına damga vuran fenomen dizisi "Yeraltı"nın yeni sezon kadrosuna ünlü aktör İsmail Hacıoğlu’nun dahil olacağı iddia edildi. Medyapım imzalı id...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Babalık bir erkeğin beynini ve hormonlarını nasıl değiştiriyor?
Annelik sürecinde kadınların yaşadığı biyolojik ve hormonal değişimler tıp dünyasında uzun yıllardır bilinirken, güncel araştırmalar erkeklerin de babalığa biyolojik olarak hazırlandığını ortaya koydu. Bilim insanlarına göre, çocukla kurulan aktif temas babaların beynini kelimenin tam anlamıyla yeniden yapılandırıyor ve "annelere özgü" olduğu sanılan hormonları harekete geçiriyor.







Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.