Yukarı
447334

79. Cannes Film Festivali’nden notlar: Bin bir yüzüyle insan...

13 Mayıs 2026 08:09

Cannes’da bu yıl resmi seçkilerde Türk sineması yer almıyor. Ancak festival; açılış filmi, kırmızı halı gösterisi ve ülkelerin sinema pazarındaki görünürlük yarışı ile öne çıkıyor.

Açılış filmini doğru seçmek sanıldığı kadar kolay değildir. Ne çok yenilikçi, ne de fazla hafif olmalı. Özgün bir yaratıcılığın izlerini taşırken, festivalin geleneksel sanat çizgisine ters düşmeden, olabildiğince geniş kitlelere seslenenmeli. Bir nebze eğlendirici olmalı, hoş izler bırakabilmeli, ayrıca da, egemen sinema endüstrisinin beklentilerini göz önüne alırken yaratıcı sinemasına verilen önemin de altını çizebilmelidir.

Son 25 yılın açılış filmlerine göz atınca bu karşıt özellikleri barıştırmakta Woody Allen’in çok başarılı olduğunu görüyoruz. Gerçekten de aranılan özelliklerin hepsini buluşturan Woody Allen filmlerini, 2000’li yıllarda tam üç kez, açılış gecelerinde izlemişiz.

“Me too” hareketi hızını kesmeseydi Amerikan yönetmenlerin en Avrupalısı olan Woody Allen, herhalde bu alandaki rekorunu kırılması güç bir düzeye çıkarırdı...

Pierre Salvadori Woody Allen’den çok farklı filmler ama benzer özellikleri de ustalıkla bir araya getiriyor. Gerilimli, hafif görünümü ardında alabildiğine derinlikli bir aşk öyküsü. Aslında yanılgılarla dolu içtenliğin ikiyüzlülükle; gerçek sevginin çıkar ilişkileriyle; suçluluk duygusunun vurdumduymazlıkla at koşturduğu, sürükleyici bir Bin Bir Gece Masalı. Film, 1920’lerde Paris’te yaşayan bir ressam ile onu pazarlayan galericinin çapraz tutkularını, kesişen yazgılar eşliğinde, zevkle anlatıyor ama temelde coğrafya ve zaman ötesi insan gerçeği var. Sevilesi/ nefret edilesi, kucaklanası/ tekmelenesi, yüceltilesi/utanılası insan gerçeğinin bin bir hali... Salvadori, karakterlerinin hepsini, iyi/kötü yanlarıyla çok seviyor.

KIRMIZI HALILAR VE HABER KİRLİLİĞİ...

Festival başlarken bir noktaya yeniden dikkat çekelim. Kırmızı halılı merdivenleri çıkanlar arasında, festivale seçilen filmlerin resmi davetlileri yanında, davetiyeleri kendi heveslerinden ya da kimi kurum ve şirketlerin tanıtım amaçlı girişimlerinden kaynaklı olanlar da vardır ki onlar çoğunluktadırlar!

Altını çizelim: Bu yıl resmi seçkilerde Türk sinemasından bir örnek ne yazık ki yer almıyor. Festivalin, “Eleştirmenlerin Haftası”, “Yönetmenlerin On Beş Günü” ya da “Acid” gibi, uzun yıllardır düzenlenen bağımsız yan bölümlerinde de Türk filmi yok!

Ancak belirli koşulları yerine getiren herkes, etkinliğin Sinema Pazarı’na (Marché du Film) kayıt olup stant açabilir; kiralayacağı salonlarda filmlerini gösterebilir; yeni projelerini geliştirmek için kaynak arayabilir; kokteyller düzenleyebilir; iş görüşmeleri yapabilir, isterse, yer bulabildiği yarışmalı bölüm filmlerini de, merdivenlerden çıkarken poz vererek, izlemeye gidebilir.

Cannes çok yönlü, devasa bir şölendir, herkes aradığını bulabilir. Tek film görmeden on gün kalıp dönenler olduğu gibi; hiçbir davete gitmeyip, kırmızı halılı merdivenlerden hiç çıkmadan günde dört-beş film izleyenler de vardır.

TÜRKİYE VE TAYLAND DAVETLERİ...

Amacım, özellikle Internet üzerinde giderek artan haber kirliliğine dikkatinizi çekmekti. Yoksa “Film Pazar”ına katılarak ülkenizin ya da şirketlerinizin sunduğu filmleri, sektör hizmetlerini tanıtmak, reklamını yapmak, son derece doğal girişimler. Bu bağlamda, ülkelerin “Uluslarası Köy” denen deniz kıyısındaki mekânda açtıkları stantlar, hem önemli hem de yararlıdır. Türkiye’nin de resmi düzeyde desteklediği, (giderek de organize ettiği) bir standı, uzun yıllardır bu randevuya sadık kalıyor.

Varlık göstermek sonuca ulaşmanın kuşkusuz ilk adımıdır. Sonrası, oyunu kurallarına göre oynamak, tutarlı olmak ve süreklilik sağlamak olmalı. Ancak sinema sektörünün bağrından gelen sivil toplum yapılanmalarına yeterince özgürlük tanınmayınca, tutarlı bir süreklilik sağlamak da zorlaşıyor. Birkaç yıldır Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın giderek önderliğini yaptığı girişimler bu yıl da sürdürülecek. 15 Mayıs akşamı, festivalin simgesel otellerinden Carlton’un girişindeki Türk lokantası “Rüya”da “Türkiye İnvites You” daveti verilecek. Türkiye standında buluşmalar, kokteyller (yine “soft” mu olacak acaba?) düzenlenecek. Türk sinemasını tanıtmanın yanı sıra, temel hedef, yabancı yapımcıları Türkiye’nin doğal dekorlarında film çekmeye davet etmek olacak. Altyapımızın yeterli, teknik ekiplerimizin becerikli ve çok “çalışkan” olmaları sonucu, Türkiye’de çekim yapmanın daha ucuza geleceği de kuşkusuz özellikle vurgulanacak.

Bu arada, Tayland Kraliyeti Ticaret Bakanlığı da 14 Mayıs akşamı, yine Carlton’da, ayni hedefler doğrultusunda bir girişimle, Kraliyet Sarayı’ndan gelen bir prensesin de katılacağı “Thai Night 2026” davetini organize ediyor. Gece, Tayland Turizm Otoritesi tarafından plajda verilecek “after party” ile son bulacak.

Bakalım hangi gece daha çok ses getirecek?

Cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Evinin avlusunu müzeye çevirdi: 15 yıllık birikim gün yüzüne çıktı!

Rize'nin Ardeşen ilçesinde emekli Kemal Yakıcı (75) öncülüğünde 15 yıl boyunca toplanan asırlık tarım aletleri ile antika değeri bulunan tarihi eşyalar, evin avlusunda oluşturulan açık ha...

'Hayaller Özgürlük İster' filmi toplumsal hassasiyet nedeniyle festivallerden...

“Hayaller Özgürlük İsterYönetmen Uluç Orhan Durmaçalış imzalı “Hayaller Özgürlük İster” adlı kısa film, gösterim tarihinin Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarıyla eş zam...


79. Cannes Film Festivali bu akşam başlıyor: Geniş, çok renkli ve kaygılı...

Cannes Film Festivali bu akşam Pierre Salvadori’nin yarışma dışı gösterilecek “La Vénus électrique” filmiyle açılıyor. Festival seçkilerinde bu yıl Fransız sinemasının ağırlığı dikkat çek...

Mersin Kültür Yolu Festivali'nde 'Giselle' balesi sahnelendi

"Giselle" balesi Mersin Devlet Opera ve Balesince (MDOB) tarafından sahlenedi. Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Mersin Kültür Yolu Festivali kapsamında, romantik bale repertuvarın...


Trabzon'da 'Totem Felsefesi' tiyatro oyunu sahnelendi

"Totem Felsefesi" oyunu Gaziantep Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelendi. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünce düzenlenen 26. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali kapsamında Şahin Ün...

Stanley Tucci 21 yaş küçük eşi Felicity Blunt'la ilişkisini anlattı

Dünyaca ünlü aktör Stanley Tucci, kendisinden 21 yaş küçük eşi Felicity Blunt ile olan ilişkisine dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yaş farkının bir engel olmadığını vurgulayan Osc...


Oscar'lı Jessie Buckley'nin yeni adresi belli oldu!

Oscar'lı Jessie Buckley'nin yer alacağı yeni film belli oldu. Buckley, Hamnet'te başrolü paylaştığı Paul Mescal ile yeniden bir araya gelecek.Hamnet filminde "Agnes" karakterine hayat ver...

“Gençlik Nerede?” karikatür sergisi Vasıf Çınar Meydanı’nda

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Gençlik Nerede?” adıyla düzenlenen ulusal karikatür yarışması kapsamında hazırlanan sergi, 29 Mayıs’a kadar Vasıf Çınar Meydanı’nda sanatseverlerle...


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Çağla Şıkel’den 'lahmacun' paylaşımı: 'Bitmesin diye tam bir saatte yedim!'

Tescilli güzel ve başarılı sunucu Çağla Şıkel, sağlıklı beslenme rutinlerine bir yenisini daha ekleyerek takipçilerini şaşırttı. Sosyal medya üzerinden bir lahmacunu tam bir saatte yediği...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Hantavirüs Paniği Büyüyor: Prof. Ceyhan’dan Kritik Uyarılar

Hantavirüs vakaları endişe yaratırken, Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’dan dikkat çeken açıklamalar geldi. Ceyhan, virüsün pandemi riskinin düşük olduğunu belirterek, hijyen ve temas konusunda uyarıda bulundu. Hollanda bandıralı MV Hondius adlı lüks yolcu gemisinde hantavirüs vakalarının rastlanması Kovid-19 pandemisini hatırlatarak endişeye neden oldu.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR