- Tire CHP'de istifa! Başkan Okuroğlu Yeni Parti'de
- Fenerbahçe’de Gornik Zabrze Öncesi Kadro Açıklandı! İki İsim Yok
- Ankara'da YENİ Parti Bilmecesi: Erdal Beşikçioğlu Kararını Verdi
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ahbap Açıklaması: 'Depremde Fırsatçılık Yapanlar Adalete Hesap Veriyor'
- Aliağa'daki yakıt tankeri yangınına İzmir İtfaiyesi’nden hızlı müdahale
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ahbap Açıklaması: 'Depremde Fırsatçılık Yapanlar Adalete Hesap Veriyor'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATO Congresium'da 2. İletişim Şurası'nda açıklamalarda bulundu. 'Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı' iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma hakkında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor. Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor" dedi.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
Bir buçuk yıllık süre zarfında gerek çalıştaylarla gerekse diğer etkinliklerle yoğun bir mesai takvimi dahilinde çalışmaları tekemmül ettirdik. Kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, medya ve sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz, kısacası iletişim camiasının aktörlerinin tamamı bu süreçte aktif roller üstlendi. Her biri alanında uzman 425 kıymetli isim, 16 ayrı çalışma grubunda büyük bir özveriyle çalışarak güncel meselelere yeni ve etkili çözüm önerileri getirdi. Kamu diplomasisinden yapay zekâya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretimi, iletişim hukuku ve dijital platformlar gibi iletişim alanındaki alt başlıkların tamamının ele alındığı bu oturumları son derece kıymetli bulduğumu burada vurgulamak istiyorum. Özgün ve yenilikçi fikirleriyle Şura'nın içeriğini zenginleştiren, ufkumuzu ve muhayyilemizi genişleten genç kardeşlerime bilhassa şükranlarımı sunuyorum.
Şura'nın gerek zengin katılımcı profili gerekse güçlü muhtevası itibarıyla eksikliğini çokça hissettiğimiz bir alanda önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inanıyorum. Ortak aklın ürünü olan buradaki tespitler, raporlar, tebliğler ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesi öyle ümit ediyorum ki Türkiye'nin gelecek vizyonunu şekillendirecek, ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini inşallah daha da güçlendirecektir.
Değerli arkadaşlar, öncelikle bir hususun altını çizmek isterim. İletişim bilimlerinde sıkça atıf yapılan şu sözü herhâlde en iyi sizler biliyorsunuz. “Araç, mesajın kendisidir.” Bakınız, bugün bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı, kolaylaştığı, yaygınlaştığı dinamik bir dönemin içindeyiz. Uydu ve haberleşme teknolojilerinde neredeyse her gün yeni bir gelişme, yeni bir ilerleme kaydediliyor. Dünyanın bir ucunda meydana gelen herhangi bir hadise, dakikalar, hatta saniyeler içerisinde milyarlarca insana ulaşıyor. Yeni medya araçları ve dijital platformlar, bilginin üretim ve ulaşım hızını çok önemli ölçüde artırmış durumda. Eskiden saatlerimizi, günlerimizi, haftalarımızı alan işler artık yalnızca dakikalar içerisinde tek bir tuş veya komutla halledilebiliyor. Özellikle yapay zekâ modellerinin devreye girmesiyle eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma her alanda bu teknolojilerin sağladığı avantajlardan azami surette istifade ediyoruz. Fakat az önce ifade ettiğim araç ve mesaj bahsi tam da burada giderek büyüyen bir tehlikeyi ortaya çıkarıyor.
"OLGU VE ALGI ARASINDAKİ MAKAS GİDEREK AÇILDI"
Merkezinde bilgi ve informasyonun yer aldığı bu teknolojiler aynı zamanda bizim düşünme ve olayları ele alma biçimlerimizi de etkiliyor. Bilhassa sosyal medya mecraları hangi konunun üzerinde ne kadar duracağımızı, meseleye nereden ve nasıl yaklaşacağımızı, çoğu zaman hangi tepkilerin verileceğini ciddi oranda belirlemektedir. Hatta bunlar sadece bugünü değil, geçmişi de tahrif etmekte, muhayyel bir tarih, cansız, ruhsuz, derinliksiz bir kimlik inşa etmektedir. Dolayısıyla bu yeni vasat, bireysel plandan toplumsal ölçeğe, psikolojik ve sosyolojik tesirleriyle hem değerlerimizi hem de kültürümüzü tahrip etme riski taşımaktadır. Sizlerin de çok iyi bildiği gibi günümüzde olgu ve algı arasındaki makas giderek açılırken kitleler, algoritma faşizmi denilen bir cendereye sıkıştırılmaya çalışılıyor. Bu süreçte en fazla zarar gören kavram ise hiç şüphesiz hakikat oluyor. Oysa iletişimin temel amacı, doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa yoldan ve en kısa sürede ulaştırmaktır. Dezenformasyon ve manipülasyonun mevzul miktarda yer aldığı yeni iletişim ortamı, bilgiyi güç olmaktan çıkarıp ona yeni bir elbise giydirerek güçsüzlüğün kaynağı hâline getiriyor.
"MİLLETİMİZİN İYİ NİYETİ AÇIKÇA İSTİSMAR EDİLDİ"
Şimdi bakınız, değerli dostlarım, biz bu acı gerçekle özellikle Covid-19 salgını, orman yangınları ve 6 Şubat depremlerinde hem çok yakından yüzleştik. O süreçte hem içeriden hem de dışarıdan çok yoğun iletişim saldırısına muhatap olduk. Yalan haberlerden provokasyonlara, karalama kampanyalarından 5. kol faaliyetleri ve algı oyunlarına uzanan geniş bir alanda son derece sinsi operasyonlarla karşılaştık. Milletimizin iyi niyeti açıkça istismar edildi. Resmî kurumlarımız iftiralarla töhmet altında bırakıldı. Halkımızı paniğe sürüklemeye dönük tecrüatlar üretildi. Haftalar boyunca canları pahasına sahada görev yapan personellerimizin emeği, mücadelesi, fedakârlıkları yok sayıldı. Sırf hükümeti yıpratmak adına, siyasi iradeye zarar vermek adına her türlü ahlaksızlık sergilenerek devlet ile millet karşı karşıya getirilmeye çalışıldı.
"ÇARPIK İLİŞKİLER ORTAYA ÇIKIYOR"
Yine bu süreçte sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisi ile çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına müdahil olduğunu, adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük. Devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarımızla afetzedelerimizin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldık. Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduklarını hepimize çok net biçimde gösteriyor. Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor. Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor.
"DEPREMİ KULLANARAK FIRSATÇILIK YAPANLAR HESAP VERİYOR"
Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor. Bir defa şunun bilinmesini isterim. Hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bundan son derece kararlıyız. Ucu nereye varırsa varsın. Bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz.
"DEZENFORMASYONLA MÜCADELEYİ MİLLÎ GÜVENLİK MESELESİ OLARAK GÖRÜYORUZ"
Şurası da çok önemlidir. Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon, yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, biz dâhil toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür. Dezenformasyonla mücadelemizi bu anlayışla, meselenin taşıdığı hayati önem doğrultusunda kararlılıkla sürdüreceğiz.
Çok değerli dostlarım, şu gerçeğin inanıyorum ki hepimiz gayet farkındayız. Askerî anlamda ne kadar güçlü, ne kadar caydırıcı olursanız olun, aile ve toplum yapınız ne kadar köklü, kurumlarınız ne kadar sağlam, doğal kaynaklarınız ne kadar zengin olursa olsun, ekonominiz ne denli dirençli, tarım ve sanayiniz ne ölçüde gelişmiş olursa olsun, eğer hakikati tam anlamıyla ve tüm yönleriyle muhafaza edemiyorsanız müreffeh ve huzurlu bir geleceği inşa edemezsiniz. Yalanın hızla yayıldığı, mazlumların sesinin yeterince duyulmadığı bir dünyada hakikat mücadelesinin önemi daha da artmaktadır. İşte bu yüzden dijital egemenliğimizi temin ve tahkim etmek bizim birinci önceliğimizdir. Güçlü ve güvenli bir iletişim altyapısı ise dijital egemenliğin en kritik enstrümanlarından biridir. İletişim vizyonumuzu tüm unsurlarıyla hayata geçirmemiz bu yönüyle önemlidir. İletişimi yalnızca teknoloji parantezinde ele almak, içinde bulunduğumuz bu çağda mümkün değildir. Bunun için iletişimin bütün imkân ve araçlarını en etkili surette kullanmak, gerek geleneksel medyada gerekse dijital alanda güçlü bir varlık göstermek mecburiyetindeyiz.
Burada şu noktaya da dikkatinizi çekmek isterim. İletişimde başarıyı sadece görünürlükle sınırlamak doğru değildir. Asıl başarı, görünür olurken insan onurundan, özellikle mahremiyetten, özellikle hakikatten ödün vermemektir. Mahremiyetin aşındığı çağımızda hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi inşa etmek temel hedefimizdir. Kıymetli misafirler, insana ve insani değerleri yok saymayan, hak ve hakikati esas alan, teknolojiyi doğru kullanan, medeniyet değerlerimizden beslenen bir anlayışla kendi iletişim modelimizi biçimlendirmeye devam ediyoruz. Hâlihazırda sadece kendi uydularımız üzerinden 5 milyar insana ulaşma imkânına sahibiz. Kimlik ve kültürümüzü yansıtan, tarihimizi ve millî değerlerimizi ekranlara taşıyan film, dizi ve belgesellerimiz dünyanın dört bir yanında büyük bir beğeniyle izleniyor. Artık uluslararası kamuoyu Türkiye'yi yalnızca başkalarının kaleme aldığı metinlerden veya tamamen karalama amaçlı çekilmiş sinema filmlerinden değil, kendi kültürümüzü ve gerçekliğimizi yansıtan filmlerden, dizilerden, belgesellerden, dijital platformlardan ve kültürel faaliyetlerden tanıyor. Bu, ülkemizin yumuşak gücünü artıran, milletimizin birikimini ve değerlerini dünyaya taşıyan, bizi anlatan son derece kıymetli bir kazanımdır. Bu kazanımı daha da büyütmekte kararlıyız. Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken aynı zamanda medeniyet değerlerimizden beslenen bir hikâyeyi, köklü bir hafızayı, geleceğe yön veren güçlü bir vizyonu da hayata geçiriyoruz. Sizlerin katkılarıyla bu vizyonu daha da ileriye taşıyacağımıza, büyüyen ve güçlenen Türkiye'nin hikâyesini çok daha güçlü şekilde duyuracağımıza yürekten inanıyorum. İletişim Başkanlığımızın stratejik iletişimden halkla ilişkilere, radyo ve televizyondan sinemaya, dezenformasyonla mücadeleden sosyal medya ve yapay zekâya, yerel medyadan kamu diplomasisine kadar iletişim sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirdiği Şura'yı bu hedefe giden yolda atılmış çok anlamlı bir adım olarak görüyorum.
Bu düşüncelerle 2. İletişim Şûrası'nın bir kez daha ülkemiz, milletimiz ve sektörün tüm paydaşları için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Programda emeği geçenler başta olmak üzere fikir, tespit, tenkit ve değerlendirmeleriyle Şura'ya katkı sunan ve sunacak olan tüm kardeşlerime, tüm katılımcılara, uzmanlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Şura neticesinde son şeklini alacak belgelerin iletişim vizyonumuza yeni bir boyut kazandırmasını temenni ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.
GERÇEK GÜNDEM
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Hakan Fidan, ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ı kabul etti
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD'nin Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ı bugün Ankara’da kabul etti. Görüşmeye ilişkin f...
'Siyasete katılım ve dönüşler hukuki güvenceye bağlanmalı'
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, 'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında hazırlıkları süren çerçeve yasanın TBMM kapanmadan Adalet Komisyonu'na ve sonra Genel Kurula geli...
Ahbap soruşturmasında 5 ünlü isim ifadeye çağrıldı: Uğur Dündar, Mahsun Kırmızıgül, Gülben Ergen, Elçin Sangu, Hayko Cepkin...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen “Ahbap” soruşturması kapsamında; gazeteci Uğur Dündar, sanatçılar Mahsun Kırmızıgül, Gülben Ergen, Elçin Sangu ile Hayko Cepkin’in ifadeye ça...
Ahbap soruşturmasında 4'üncü dalga operasyon: 13 şüpheli gözaltına alındı
Ahbap Derneği'ne yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen 4'üncü dalga operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı...
Gülistan Doku soruşturmasında 18 kişi gözaltına alındı
Gülistan Doku'nun ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında 15 ili kapsayan operasyonda 18 kişi gözaltına alındı. Jandarma ekiplerince 21 adreste arama yapıldığı 18 şüpheli...
AKP'lilerden 'YENİ Parti' yorumu: 'Siyasette yeni bir seçenek olabilir, kitleleri organize ederlerse sonuç alırlar'
AKP'li isimler, YENİ Parti'nin kuruluş süreci ve ilk adımlarına ilişkin değerlendirmelerinde parti adının nötr bulunmasının ve verilen siyasi mesajların dikkat çekici olduğunu belirtti. Ö...
'Özgür Özel'in dokunulmazlığı kaldırılsın' diyecek
Mutlak butlan yönetimindeki CHP'nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP'ye yakın medyada yer alan habere göre Özgür Özel ve Yeni Partili vekillerin fezlekeleri Meclis’e geldiğinde dokun...
Özgür Özel, YENİ Parti'nin kuruluş sürecini ilk kez anlattı: 'Bu CHP muhatabımız değil'
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "mutlak butlan" kararının ardından CHP'den ayrılarak yeni bir parti kurma kararını halkın talebiyle aldıklarını savundu. CHP'nin seçilmemiş bir yöneti...
Arıkan'dan 'Ahbap' açıklaması: 'Kollayan çavuşlar ortaya çıkana kadar...'
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, kamuoyundaki Ahbap Derneği’ne ilişkin iddialar hakkında, “Bu meseleyi sadece Haluk Levent’in üzerine yıkıp bir kenara sıyrılamazsınız. Eğer bu ...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Ezgi Mola Alaçatı'daki yeni mesleğini duyurdu
Son olarak Başka Bir Gün dizisinde başrolde yer alan Ezgi Mola, oyunculuk çalışmalarına kısa bir mola vererek yeni bir girişime imza attı. Yaz sezonunu Alaçatı'da geçiren ünlü oyuncu, yen...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Uzmanından polen ve arı alerjisine karşı 'aşı' önerisi
Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Uzmanı Dr. Berna Uzunoğlu, ilaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan polen, ev tozu, evcil hayvan ve arı alerjilerinde uygulanan alerjen immünoterapisi (alerji aşısı) tedavisinin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğunu belirtip, çocukların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını söyledi.






Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.