Yukarı
452239

Kadıkalesi-Anaia Höyüğü UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde

06 Ağustos 2026 11:11

Aydın'daki Kadıkalesi-Anaia Höyüğü'nün UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmasını değerlendiren uzmanlar, gelişmenin önemli olduğunu ancak kültürel mirasın korunması için asıl sorumluluğun etkin koruma politikaları ve alan yönetim planlarının hayata geçirilmesi olduğunu vurguladı.

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, prehistorik dönemden Osmanlı’ya kadar uzanan zaman diliminde, yerleşim alanı olarak kullanılan Kadıkalesi-Anaia Höyüğü “Ceneviz Ticaret Yolu’nda Akdeniz’den Karadeniz’e Kale ve Surlu Yerleşimler” dosyası kapsamında yapılan başvuruyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girdi.

Image

Kuşadası’nın Kadıkalesi Mahallesi’nde bulunan tarihi Anaia Höyüğü’ndeki kazı çalışmaları 26 yıldır kesintisiz devam ediyor. Kazı başkanlığını Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suna Çağaptay’ın yaptığı Anaia Höyüğü’nde, 12’nci yüzyıla tarihlenen Bizans dönemine ait bir kilise ile 5’inci yüzyıldan kalan ve Hıristiyan inancında şifa verdiğine inanılan bir de ayazma (kutsal su kaynağı) bulunuyor.

Kazı çalışması sırasında açılan yarmalarda insan iskeletlerinin de ortaya çıkarıldığı Kadıkalesi-Anaia Höyüğü’nün geçmişi “prehistorik” (tarihöncesi) döneme kadar dayanıyor.

Kazılarda bugüne kadar boyalı çanak ve çömlekler, taş baltalar ile topraktan yapılmış çeşitli kaplar ve Hitit dönemine ait heykellerin de çıkarıldığı Kadıkalesi-Anaia-Höyüğü’nün UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girmesiyle Türkiye’de listede bulunan kültür varlığı sayısı da 81’e ulaştı.

‘YAĞMAYA İZİN VERİLİYOR!’

BÜLENT TÜRKMEN 

(Arkeologlar Derneği Genel Başkanı)

Kadıkalesi-Anaia Höyüğü ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki varlıklarımızın sayısı 81’e ulaştı. Bunların asıl listeye girmesi için hem adaylık dosyası hem de alan yönetim planının hazırlanması gerekmektedir.

 

Adaylık dosyasında alanın üstün evrensel değeri ortaya koyularak özgünlük ve bütünlüğünü, UNESCO’nun belirlediği kriterlerden en az birini karşılaması ile başvuru yapılırken miras alanının alan yönetim planının da hazırlanması zorunludur.

32 YILDIR BEKLİYOR 

Her yıl UNESCO Dünya Miras Listesi’ne bir doğal bir de kültürel miras başvurusu yapılabiliyor. Bu yıl itibarıyla geçici listede yer alan 81 varlığın 74’ünün kültürel miras alanı olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda bunların hepsinin Dünya Mirası Listesi’ne girmesi için 74 yıla ihtiyaç var demek.

Örneğin Karain Mağarası 1994 yılında geçici listeye alınmış ve üzerinden 32 yıl geçmesine karşın herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Tabii ki varlığın geçici listeye girmesi alanla ilgili bilimsel çalışmaları arttırmasına ön ayak olacağı için kıymetlidir.

Ama asıl yapılması gereken bir varlığın, UNESCO Dünya Mirası’nın geçici ve asıl listesine girmesinden bağımsız olarak, bakanlığın doğal ve kültürel mirasımızın tamamına yönelik alan yönetim planları hazırlanması, miras alanlarının bilimsel çalışmalarının yapılabilmesi, korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına dönük çalışmaların hayata geçirilmesidir.

Kültürel ve doğal miras alanlarımıza ilişkin hem ulusal mevzuatımız hem de taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerden kaynaklı yapılması gerekenler yerine getirilmiş olsa bugün miras alanlarımızın durumu bu kadar kötü durumda olmazdı. Yani bir yandan varlıklarımız UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındığı için bunun reklamı yapılırken diğer yandan birçok miras alanımızın tahrip edilmesine, yağmalanmasına göz yumuluyor. Bunun için birçok örnek verilebilir.

EFES ANTİK KENTİ 

Bunlardan biri de Efes antik kenti girişine yapılmaya çalışılan ve çalışmaları bütün itirazlara karşın devam eden karşılama merkezi. Efes Antik Kenti de 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmişti. Ama ülkemizde ne ulusal ne uluslararası mevzuatların/sözleşmelerin hiçbir önemi yok maalesef.

Yani UNESCO ile göz boyamaya gerek yok, gerçek anlamda kültürel ve doğal mirasımızın korunmasına yönelik çalışmaların hayata geçirilmesi elzemdir.

‘KAZILAR 26 YILDIR SÜRÜYOR...’

NEZİH BAŞGELEN

(Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Başkanı, arkeolog-editör)

2001 yılında Aydın’ın Kuşadası ilçesinde başlatılan Kadıkalesi-Anaia Höyüğü kazıları, 26 yıldır kesintisiz olarak yürütülen çok katmanlı bir arkeolojik araştırma projesidir. İlk dönem Prof. Dr. Zeynep Mercangöz başkanlığında Ege Üniversitesi bünyesinde yapılan çalışmalar, halen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suna Çağaptay başkanlığında yürütülmektedir.

Höyük üzerine inşa edilmiş bir Ortaçağ kalesini ve altındaki prehistorik yerleşim tabakalarını inceleyen bu kazılar, Batı Anadolu tarihine her açıdan ışık tutmaktadır. Kadıkalesi-Anaia Höyüğü kazılarında gün yüzüne çıkarılan eserler, kentin tarihöncesi dönemden itibaren küresel bir üretim, ticaret ve inanç merkezi olduğunu ortaya koymuştur.

Bu bağlamda buradaki kazılarda bulunan Bronz Hitit heykelciği ise Anaia’nın özellikle MÖ 2. binde Hitit-Miken ilişkileri içinde önemli bir yer olduğunu göstermesi açısından önemlidir. 

cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Cité Internationale des Arts Türkiye Atölyesi için 2027 başvuruları başladı

Paris’te sanatçılara üçer aylık sürelerle yaşama ve çalışma imkânı sunan Cité Internationale des Arts Türkiye Atölyesi’nin 2027 dönemi başvuruları açıldı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKS...

Demansla mücadele eden Bruce Willis uzun süre sonra ortaya çıktı

Demans ve afazi hastalığı nedeniyle uzun süredir gözlerden uzak bir yaşam sürdüren efsane oyuncu Bruce Willis, kızı Tallulah Willis’in düğün töreninde görüntülendi. 71 yaşındaki dünyaca ü...


İktidar, sanata ve sanatçıya yönelik baskısını sürdürüyor

Siyasal iktidar, sanata ve sanatçıya yönelik kısıtlama ve baskılarını sürdürüyor. Bu baskının son ürünü, sanatçı Mabel Matiz’in son şarkısına yönelik “müstehcenlik” suçlamasıyla soruşturm...

İzmir’de Avrupa Drama Buluşması: Gençler ortak hikâyeler yazıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çağdaş Drama Derneği iş birliğinde Özdere 100. Yıl Gençlik ve Spor Yerleşkesi’nde düzenlenen Avrupa Drama Buluşmaları (European Drama Encounters-EDERED) 202...


‘Fırtınadan Önce’ ve ‘Oak Caddesi’nin Sonu’ gösterimde

Anthony Maras'ın Fırtınadan Önce filmi, Normandiya Çıkarması'nın kaderini etkileyen meteorolog James Stagg'ın gerçek öyküsünü anlatırken; David Robert Mitchell'in Oak Caddesi'nin Sonu yap...

TUGFO Wagner ve Enescu’nun ülkelerinde çaldı

Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası (TUGFO) kurucu şefleri Cem Mansur yönetiminde 3 - 12 Ağustos tarihleri arasında çıktığı, büyük besteciler Richard Wagner’in ülkesinden başlayıp George...


Çankaya’da çocuklar için Karagöz atölyesi başlıyor

Çankaya Belediyesi, geleneksel Türk tiyatronun önemli değerlerinden olan Karagöz geleneğini, genç kuşaklara tanıtmak ve sevdirmek amacıyla çocuklar için özel bir atölye çalışması düzenliy...

Kaş’ta sekizinci kez düzenlenecek festivalde caz ritimleri

Bu yıl sekizincisi 28-30 Ağustos tarihlerinde düzenlenen Kaş Caz Festivali, “kökler ve göçler” temasıyla Setur Marina’da konserlere, söyleşilere ve gün doğumu dinletilerine ev sahipliği y...


Şiirin "Usta Can'ı" Can Yücel, Datça’da anıldı

Türk edebiyatının 'Can Baba'sı Can Yücel, 'Mekânım Datça olsun' dediği topraklarda özlemle anıldı. Datça Belediyesi ve Datça Demokrasi Platformu'nun düzenlediği anmada Datça Belediye Başk...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Kızılcık Şerbeti'nde Çimen karakterini canlandıracak yeni isim belli oldu

Sevilen dizi Kızılcık Şerbeti’nin 5. sezon hazırlıkları sürerken, Selin Türkmen’in ayrılığı sonrası Çimen karakterini canlandıracak yeni oyuncu netleşti. Çocuk yaşlarda yer aldığı Bez Beb...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Uzmanından miyofasyal ağrı sendromu uyarısı

Halk arasında "kulunç" olarak bilinen miyofasyal ağrı sendromunun stres, duruş bozukluğu ve klima kullanımına bağlı kas spazmlarından kaynaklanabileceği belirtildi. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Hamza Sucuoğlu, fizik tedavi, egzersiz, kuru iğneleme ve enjeksiyon yöntemleriyle bu ağrıların kontrol altına alınabileceğini söyledi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR