Yukarı
454454

Şimşek'in 'savaş' gerekçesi ne kadar gerçekçi?

16 Eylül 2026 15:20

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in enflasyondaki yükselişi jeopolitik krize bağlayan açıklamaları tartışma yaratırken resmi veriler fiyat artışlarının savaş öncesinde hızlandığını gösteriyor. Enflasyon hedeflerindeki revizyonlar, yurttaşların alım gücündeki kayıp ve sermaye hareketlerindeki değişim, ekonomi yönetiminin dezenflasyon politikalarının sonuçlarını yeniden gündeme taşıdı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, Türkiye’de yüksek enflasyonun İran, ABD ve İsrail ekseninde tırmanan jeopolitik krize bağlandığı yönündeki açıklamaları, resmi verilerin tarihsel akışıyla çelişti. Şimşek’in, “Savaş olmasaydı enflasyon en az 7 puan daha aşağıda olurdu, yılı yüzde 21-22 aralığında kapatacaktık” sözleri ekonomi yönetiminin dezenflasyon anlatısının merkezinde yer alsa da rakamlar krizin etkisi ortaya çıkmadan aylar önce enflasyonun hızla arttığını gösterdi.

SAVAŞ BAŞLAMADAN ÖNCE DE FİYATLAR YÜKSELİYORDU

Türkiye ekonomisi 2026’ya, savaşın fiyatlama davranışlarına henüz yansımadığı bir dönemde bile güçlü bir enflasyon baskısıyla girdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre ocakta aylık enflasyon yüzde 4,84’e, yıllık enflasyon ise yüzde 30,65’e ulaştı. Aylık oranın yüzde 4,84 seviyesinde kalması, fiyat istikrarındaki bozulmanın geçici değil, yapısal bir nitelik taşıdığına işaret etti.

Şubat verileri ise dezenflasyon hedefindeki kırılmayı daha da görünür hale getirdi. Yıllık enflasyon, 20 ay süren düşüş eğiliminin ardından şubatta yeniden yükselişe geçti. TÜİK’e göre şubat ayında aylık enflasyon yüzde 2,96 olurken, yıllık enflasyon yüzde 31,53’e çıktı.

Üstelik TÜİK’in hesaplamalarında ilgili ayın 1’i ile 24’ü arasındaki fiyat verileri esas alınıyor. Sıcak çatışmanın başladığı ve Brent petrolün varil fiyatının bir günde yüzde 7’nin üzerinde artarak 82 dolar seviyelerine çıktığı tarih ise 28 Şubat sonrasına denk geliyor. Bu da savaş kaynaklı enerji şokunun şubat enflasyonuna yansımadığını gösteriyor. Buna rağmen enflasyonun yönünü yukarı çevirmesi, fiyat baskılarının esas olarak iç dinamiklerden beslendiğine işaret etti.

HEDEFLER 5 YILDA 17 KEZ DEĞİŞTİ

Şimşek’in, “Hedeflerin tutmadığı yönündeki algı doğru değil” değerlendirmesi de son beş yılın ekonomi yönetimi performansıyla örtüşmüyor. 2021’den bu yana Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve ekonomi yönetimi, enflasyon hedeflerini toplam 17 kez yukarı yönlü revize etti.

2026 yılına ilişkin hedeflerdeki değişim de bu tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor. Başlangıçta yüzde 8,5 olarak açıklanan yıl sonu enflasyon hedefi, önce yüzde 16’ya, ardından yüzde 26 ve yüzde 28’e çıkarıldı. Eylül ayında açıklanan güncel Orta Vadeli Program’da ise bu oran yüzde 28,4 olarak belirlendi.

Tek haneli başlangıç hedefinden yüzde 28,4’e uzanan bu sert sapmanın tamamını dışsal şoklara ve savaş etkisine bağlamak, ekonomi politikasındaki tutarsızlıkların da üzerine örtüyor.

YURTTAŞ YOKSULLAŞIRKEN SERMAYE DIŞARI YÖNELİYOR

Ekonomi yönetiminin hedef revizyonları ve makroekonomik dengesizlikler, toplumun geniş kesimlerinde alım gücü kaybını derinleştiriyor. 23 Aralık 2025’te 28 bin 75 TL olarak açıklanan net asgari ücretin alım gücü, yılın ilk çeyreğinde gerçekleşen kümülatif yüzde 10,05’lik enflasyon karşısında kısa sürede eridi. Benzer biçimde, 20 bin TL’ye çıkarılan en düşük emekli maaşı da fiilen 18 bin 173 TL seviyesine geriledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın anketleri de güven kaybını doğruluyor. Hanehalkı Beklenti Anketi’ne göre yurttaşların 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentisi yüzde 46,13 seviyesinde bulunuyor. Reel sektörün beklentisi ise yüzde 33,10. Bu tablo, resmi hedeflere değil, doğrudan hissedilen hayat pahalılığına göre şekillenen bir fiyatlama davranışına işaret ediyor.

İçeride oluşan bu güvensizlik, büyük sermaye gruplarının da yönünü dışarıya çevirmesine neden oluyor. 2026’nın ilk 10 ayında Türkiye’den yurtdışına yapılan doğrudan yatırımların 5,4 milyar dolara ulaşması ve bazı büyük holdinglerin yerli varlıklarını satarak Avrupa merkezli yeni yapılara yönelmesi, ekonomideki güven erozyonunun en net göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Sonuç olarak savaşın ekonomi üzerindeki maliyetinin bulunduğu kabul edilse de, mevcut veriler Türkiye’deki enflasyonun yalnızca dışarıdan gelen bir şokla açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Rakamlar, fiyat artışlarının çok daha önce başladığını ve enflasyon yangınının içerideki yapısal sorunlarla büyüdüğünü gösteriyor.

7 PUANLIK ENFLASYON FARKI

Özellikle savaş nedeniyle enflasyonun en az 7 puan daha fazla olduğuna yönelik söylemler, Batı Asya'daki ve kuzeydeki savaşların bizzat taraflarının enflasyon oranları ile karşılaştırıldığında anlamlandırılmakta güçlük çekiliyor.

Son verilerin ışığında çatışmaların merkezinde yer alan ve dünya ekonomisini büyük ölçüde etkileyen ülkelerin enflasyon oranları şöyle:

  • ABD: Yüzde 3,4 (Ağustos 2026)  
  • Rusya: Yüzde 6,3 (Ağustos 2026)  
  • Ukrayna: Yüzde 7,7 (Temmuz 2026)  
  • İran: Yüzde 87,9 (Temmuz 2026)  
  • İsrail: Yüzde 1,5 (Temmuz 2026)

Cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

OPEC, 2026 petrol talebi tahminini düşürdü: 2027 beklentisi yükseldi

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), küresel petrol talebine ilişkin tahminlerini güncelledi. Örgüt, 2026 yılında petrol talebindeki artış beklentisini günlük 380 bin varilden 180 bin...

Petrol piyasasında yeni tablo: OPEC 2026 beklentisini revize etti

OPEC’in eylül ayı verileri, üretimde belirgin artış yaşanırken küresel petrol talebine ilişkin beklentilerin yeniden şekillendiğini ortaya koydu. Kuruluş, kısa vadeli talep görünümünü aşa...


Fon soruşturmasında 141 kişinin malvarlığı donduruldu

Fon soruşturmasında savcılığın malvarlığı tedbirleri genişlerken, çok sayıda kişi hakkında yeni adımlar atıldı. Şüpheli işlemlerin incelenmesi, taşınmaz ve diğer varlıkların tespiti ile g...

Dünyanın en zengin ülkeleri belli oldu: Üç farklı hesapta zirve değişti

Dünyanın en zengin ülkeleri, kullanılan hesaplama yöntemine göre değişiyor. Nominal gelir, satın alma gücü ve çalışma süreleri dikkate alındığında zirveye farklı ülkeler çıkarken, karşıla...


Yapay zekâ hisselerinde çatlak büyüyor

Yapay zekâ yatırımlarında yıllardır süren güçlü sermaye akışı, artan finansman maliyetleri ve zayıflayan yatırımcı iştahıyla yeni bir sınavdan geçiyor. Çip üreticilerinden veri merkezi şi...

TÜİK hayvansal üretim verilerini açıkladı: Süt ve yumurtada yükseliş

Türkiye’de süt ve kümes hayvancılığı üretimine ilişkin ağustos verileri, sektörler arasında farklı eğilimler ortaya koydu. Süt toplama ve bazı süt ürünlerinde artış yaşanırken, kümes hayv...


Altında kritik veri öncesi geri çekilme

13 Ekim 2026 Salı güncel altın fiyatları ve piyasa verileri netleşti. Gram altın, çeyrek altın ve Cumhuriyet altını fiyatları belli oldu. Spot altın yüzde 0,2 değer kaybederek ons başına ...

Türk rujları dünyaya açıldı: 5 yılda 22,6 milyon dolarlık fazla

Türkiye'nin kozmetik sektöründe ruj ihracatı öne çıkarken, göz makyajı ürünlerinde ithalat ağırlığını korudu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2021-2025 döneminde ruj tic...


Altın piyasasında kritik analiz: Invesco tüm riskleri sıraladı

Invesco’nun altın analizine göre, Fed’in faiz artırımı ve tahvil getirilerindeki sert yükselişe rağmen altın fiyatları üçüncü çeyrekte yükseldi. Şirket, merkez bankalarının alımlarını sür...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Ufuk Özkan'ın son haline doktorlar bile şaşırdı!

Karaciğer yetmezliği nedeniyle geçirdiği başarılı nakil operasyonunun ardından sağlığına kavuşan oyuncu Ufuk Özkan, kısa sürede setlere döndü. Yoğun tempoya erken dönüşüyle doktorlarını ş...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Tükenmişlik sendromu: İş stresini eve taşımayın!

Yoğun iş temposu, süreğen stres ve dijitalleşmenin yarattığı sürekli ulaşılabilir olma baskısının tükenmişlik sendromunu tetiklediğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak; hobi edinmek, sınır koymak, psikoterapi desteği almak ve akşam saatlerinde ekran kullanımını sınırlandırmanın zihinsel ve fiziksel sağlığı korumada kritik rol oynadığını vurguladı.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR