Yukarı
27

Sabahattin İzcioğlu

Sevgili ölüm!

30 Temmuz, 2016

İnsanlık, önceden nasıl ve ne zaman doğacağını aşağı yukarı tespit edip bilebiliyorsa, ne zaman ve nasıl öleceğini de bilseydi dünyada yaşam nasıl olurdu acaba? Huzur, güven, sevgi, saygı anlayış ve duyguları, makama, hırsa, paraya, mülke bakış açıları, bağımsızlığa özgürlüğe, bireyciliğe yaklaşımları şimdiki insanlıktan ne kadar faklı  olurdu?

Şimdi ki yozlaşmış dünyada, hoşgörüsüzlüklerin dip yaptığı, katı tutuculuklarıyla, doğmalarıyla, doğayı katletmeleriyle, acımasızlıkları, adaletsizlikleri, hukuksuzlukları ile yaşanamayacak hale gelen dünya da,  belki daha sakin, huzurlu bir yaşam felsefesi, yüce , geniş gönüllü bir ufuk bakışıyla duru, temiz, ahlaklı, kimseden korkmadan içten, samimi inancıyla yaşayan bir insanlık  kitlesi oluşabilir miydi?

Doğaldır ki soru fantezi. İnsanlık  ne zaman öleceğini önceden bilseydi belki daha çok hüzün, dahaçok acı duyacaktı, yaratıcılığı, yeteneği körelecekti, tatsız tuzsuz bir yaşam felsefesi geliştirecekti. Aslında insanın kendisinin ne zaman öleceğini bilmesine de gerek yok. Çünkü ölüm her an bir nefes kadar yakınında. Her an ölüm onunla. Ölüm, onunla beraber her şey bitirmekte, hırsları, kibirleri, zenginlikleri, güzellikleri, duyguları, arzuları, istekleri her şeyi ama her şeyi birlikte beraberinde götürmekte. Ne kadar antigonist bir çelişki! Bir nefes kadar yanımızda olan , nefesin durduğu an yanıbaşımızda ki ölüm, her daim durmasına rağmen biz insanlar sanki bu eylem hiç olmayacakmış gibi ne kadar hırslı, ihtiraslı, acımasız, arzulu bir yaşam istiyor veya yaşıyoruz. Ömrü boyunca ölümsüzlüğü arayan Gılgamış’ın bile pes ettiği bu dünyada ölümsüz gibi davranmak ne kadar öngörüsüz bir davranış. En tehlikelisi gücü öne çıkarıp,ölümügücün aracısı olarak acımasızca kullanılmasıdır. Diğer bir çelişki de ölüm, güncel yaşamda göz ardı edilip gündemimize ciddi olarak almaz iken ülkeler, hatta ülke içinde ki insanlarkarşısındakini öldürmek için projeler üretiyor, aletler yapıyor, planlar kuruyor. Acaba bu durum da ‘’ karşısındakini öldürmek kendi ölümünü yenmenin bir biçimi’’ midir?
Dünya insanlığı milyarlarca yıllık yaşanmışlık da hiçbir sorunu tam olarak çözememiştir. Bir sorunu çözmüş görünürken yeni yeni onlarca sorun yaratmıştır, hem de kendi aklı ve düşüncesiyle, her dönem acılı bir dünya yaratarak ve de bu acıların tek yaratıcı yine insanlar olarak.

Çok ilginçtir ki, evrenin en güzel, en küçük yaşanası gezegeni dünyada sorunları yine sevgili ölüm çözecektir. Bir gün insanlık; birbirini öldüren, dünyayı yaşanmaz hale getiren savaşlara, komplolara, darbelere, darbecilere, bunlardan çıkar sağlayan kuruluşlara, ülkelere, bu aptalca politikalara karşı yaşamı savunacak, huzurlu, adaletli, doğal ölümü tercih edecektir. Ve de insanlık bir gün diyecektir ki ; Bu dünya hepimize yeter, yetmez ise insanlık adına hep beraber çözümler üretebilir, evreni keşfederiz, büyülü, zengin, mutlu, huzurlu, heyecanlı, zevkli bir yaşam oluşturabiliriz diyecektir, yeter ki dünyada barış olsun, demokrasi olsun özgürlük,inanç olsun, birlik olsun.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Rabia Soytürk ve Samet Vuruşan’dan yeni hamle

Ayrılıklarıyla magazin gündemine damga vuran Rabia Soytürk ile Samet Vuruşan cephesinde sürpriz bir gelişme yaşandı. Uzun süredir ayrı olan ikilinin, aynı yerden yaptıkları paylaşımlar ba...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’

Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürecini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, özellikle erken çocukluk döneminde görülen bazı davranışsal farklılıkların erken tanı açısından önemli ipuçları verebileceğini söyledi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR