Yukarı
4

Aydan Tuncayengin

Vandaydım!

29 Ekim, 2011

   Van tarihi depremlerle doludur.

   Van çaldıran depremi, Yıl 1976, Yaş 11, Orta 1.sınıftayım…

   Resim dersindeyiz. Resim öğretmenimiz hamile. Konu serbest. Resmimi göstermek için öğretmenin yanına yaklaşıyorum. “Hocam nasıl olmuş?” derken diğer birkaç öğrenci arkadaşımda öğretmen masasının yanına sıralanıyor.

   Birden sallanmaya başlıyoruz. “Hocam galiba deprem oluyor” dememe kalmadan yanımdaki arkadaş yüksek sesle bağırarak sınıfı ayaklandırıyor. Sınıftaki öğrencilerin hepsi kapıya hücum ediyor ve binanın dışına çıkmaya çalışıyor. Ben öğretmenimi bırakmıyorum, sınıfta kalıyorum. “Hadi Aydan gel kapının altına girelim” diyor… 

   Birlikte kapının altına giriyoruz. Koridorda koyun sürüsü gibi öğrenciler binayı terk etmek için koşturuyor. Onları seyrediyoruz. Koridor boşalıyor. Biz hala sınıf kapısının altında bekliyoruz! Koridorda koşarak resim öğretmeninin eşinin geldiğini görüyoruz.

   Aynı zamanda beden eğitimi öğretmenimiz. Eşini görünce rahatlıyor. Bir süre bekledikten sonra üçümüz aşağıya iniyoruz. Bütün herkes bahçede… Öğrenciler depremin etkisi ile ağlıyor, bağırıyor. Okul binası ortadan ikiye ayrılmış. Bahçenin zemininde  derin çatlaklar var.
Aileler çocuklarını almak için okula geliyor.

   Babam, Van Karayolları Bölge Müdürlüğünde Hukuk Müşaviri… Karayolları lojmanlarında ikamet ediyoruz. 1. katta oturmamız sebebiyle üst kattakiler bize yerleşiyor. Kadınlar ve çocuklar evimizi doldurmuştu. Erkeklerin hepsi 24 Kasım 1976’da Çaldırandaki şiddetli depreme yardım için gittiler.

   Şiddeti Richter ölçeğine göre 7.5 olan ve Van iline bağlı Muradiye, Erciş ve Özalp ilçeleri ile Ağrı iline bağlı Diyadin ve Taşlıçay ilçeleri dolaylarını da etkileyen deprem, 3.840 kişinin ölümüne, 497 kişinin yaralanmasına ve 9.232 konutun tümüyle yıkılmasına yada onarılamayacak düzeyde hasar görmesine yol açmıştı.

   Bir deprem, bir sel, hortum, heyelan… Afetler karşısında çaresizlik yaşayanların yüzlerindeki acıyı, korkuyu, tükenmişlikle ilk kez yüzleşmiştim. Ve o zaman  “Büyük İnsanlığın”  doğa karşısında, çağlardır yaşadığı ilerlemeye karşın, ne yapsa yine de aciz kaldığını düşünmüştüm. Çaresizlik, insanların tümü için geçerli değildir.

   En fazla yoksulları vurur. Her zaman altta kalanların canı çıkar, acıyı onlar çeker… Depreme karşı en dayanıksız barınaklar onlarındır. Selin önüne katıp götürdüğü onların barınakları, gecekondularıdır… Anayasaya göre vatandaşı için “barınma hakkı, sağlık hakkı, çalışma hakkı herkes içindir” yazar… Kime göre!

   Devletin görevi nedir? Özellikle deprem riski olan bölgelerde, barınağın insani yaşam şartlarına uygunluğunu sağlamak, bunu denetlemek devletin sorumluluğudur.

   1976 yılından son deprem felaketine kadar süre içinde alınan tedbirler oldu mu?

   Hayır!

  Hala her enkazın altından yoksulluk ve cahillik çıkıyor!

  Depremin vurduğu Van ile Erciş, nüfusun en yoğun olduğu merkez ilçeler.

  Van, resmi işsizliğin yüzde 17, gerçek işsizliğin yüzde 30 olduğu bir kent. Van bölgesinde kişi başına milli gelirin düzeyi, Türkiye ortalamasının yüzde 36’sından ibaret… Yeşil kartlı yoksul nüfus, toplam nüfusun yüzde 51’ine ulaşıyor.

   Bu gelir düzeyi ile sağlam, kaliteli bir konutun sahibi olunur mu, kirası ödenir mi? Özellikle üniversite öğrencilerinin, sivil-asker bürokrasinin, alt-orta sınıfın barındığı kiralık konutlarda da depreme dayanıklılık ve kalite yok. Kırlardaki kerpiç evler ise bakımsız ve en küçük depreme dayanıksız barınaklar.

   Her deprem sarsıntısında olduğu gibi, kent yoksulluğunu yine ortaya çıkardı. Dayanıksız binaların enkazı altında onlarca, yüzlerce yoksul, “Kimse yok mu!” diye çığlık çığlığa bağırdı, duyan duydu bazıları da sesini kimseye duyuramadan yitip gitti… Hamasi nutuklara rağmen, önlemler alındı mı? Çaresizliklerle yine baş başa kalındı! Ta ki yeni bir deprem vurgunu gelene kadar!

   Devlet büyükleri için her zaman toz pembedir işler, deprem hazırlıkları da tamdır; Öncelikle ceset torbalarını hazır etmektir. İhale yapılmış ve yüz binlerce ceset torbası bir yerlere istif edilmiştir… Tohumuna paramı saydılar! Kimin umurunda?



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Deniz Akkaya'nın kızı devlet korumasına alınmıştı... Babasına teslim edildi

Deniz Akkaya'nın bir süredir Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koruma altına olan 16 yaşındaki kızı, dün akşam baba Efe Önbilgin tarafından teslim alındı. Deniz Akkaya, geçen ...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Bilimsel araştırma: Günde 2-3 kahve içmek...

Yapılan bir araştırma günde 2 ile 3 bardak kahve tüketmenin insan sağlığına çok büyük katkıları olduğunu gözler önüne serdi. Bilim insanları yapılan kapsamlı araştırmada kahve tüketiminin bazı ciddi hastalık risklerini çok ciddi bir oranda azalttığını tespit etti... 

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR