Yumurta’dan 'PAY' Çıkarmak...
27 Ekim, 2009 Bir çok Hikâye ye imzasını atmış birisi olarak, bir gün yumurtanın da uzun bir hikâyesini yazacağım, doğrusu hiç aklıma gelmezdi. Eyy Yumurtaya can veren Allah’ım! Neyse… Gelelim şu bildik hikâye ye, pardon “hadise”ye. Televizyonlarda izler, gazetelerden okuruz; En doğal protesto biçimlerinden birisi olan “yumurta atma” olayları gelişmiş ülkelerde sıkça yaşanır ve bu durum, o toplumlarda demokratik bir tepki olarak karşılanır. “Olay” ın yaşanmasının hemen ertesinde yumurtayı "yiyen" kişi (politikacı, yazar vs.) oturur durum tespitinde bulunur ve derhal özeleştiri mekanizmasını harekete geçirir. Bunun çok sayıda örneği de vardır. Ya Türkiye’de? Türkiye’de böyle bir olayı gerçekleştirmek oldukça sakıncalıdır. Mesela, Başbakan’a bir yumurta atmanın karşılığı, tek kişilik hücre ve akabinde hapishanedir. Devamında ise hayattan tecrittir. Örneğin; Mersin ziyareti sırasında Başbakan Erdoğan’a yönelik yumurtalı protesto eylemi düzenleyen iki kişi, hakaret iddiasıyla 1er yıl 2şer ay; yedisi de 11er ay hapse mahkum oldu. Yani, Başbakana yumurta atmak toplam 9 yıl hapse mal olmuştur. Doğrusu bu mu, elbette değil, çünkü; Bu tür bir eylem biçimini “demokratik tepki” olarak algılamak, sizin “demokrasiyi” içinize ne kadar sindirdiğinizin göstergesidir. Konu abartıldı mı? Hatırlarsak (unutmak ne mümkün) Buca’da bir gazetecinin evinin duvarına yumurta atılmış, hemen sonrasında “Yumurtalı” yazılar damgasını vurmuştu gündemimize. Biraz daha sürse, konunun film yapılması içten bile değildi. Konu o kadar abartıldı ki, sanki birileri bu olayı provoke etmiş havası yaratıldı. Buca Emniyetinin “failleri bulamadık” dediği eylemin, bu kadar ağırlaştırılarak kamuoyuna sunulması, deyim yerindeyse işi magazinleştirmekle eş değer bir adımdı. Hele, hele Emniyete “Evime yumurta atılar” diye soruşturma baş vurusu yapmak, yumurta’dan pay çıkarmak gibi bir durum oluşturdu zihnimizde. Başka gazeteciye de yapılmıştı Mesela, geçtiğimiz yıl yaz ayları içerisinde, bir futbol takımının taraftar gurubu olan 14-15 yaşlarında 7-8 çocuk, şehir merkezinde oturan bir gazetecinin evine yumurtalar fırlatmıştı. O yumurtaların izleri gazeteci arkadaşımızın evinin duvarlarında hala duruyor. Ve o gazeteci, o gün, o çocukları görmesine rağmen, işi abartmamış olayı hemen de unutmuştu. Altın Madeninde gazetecilere yumurta yağmuru İzmir Basınının emekçileri, bu anlatacağım olayı iyi bilir. Geçtiğimiz yıllarda Bergama Altın Madenini haber yapmaya giden meslektaşlarımızı burada çalışan işçiler karşılar. İşçilerin avuçları ve cepleri ise yumurta doludur. Olay yerinde bulunan meslektaşlarımız bırakın “duvarına, bacasına” yemeyi, kafasına yemişlerdir yumurtaları. O Meslektaşlarımızın bu durumdan “şikayet etmek” gibi bir derdi olmadığından, gelip olayı haber yapmışlardır. Üstelik yaptıkları haberlerden dolayı şikayet edilmişler ve değerli savcılar da bu şikayetlere takipsizlik vermiştir. Hapislere atılan, öldürülen gazeteciler… Ülkemizde ifade özgürlüğünden, haber yapmaktan dolayı gazeteciler içerilere atılırken ve tarihimizde cinayetlere kurban giden gazeteci sayısı azınsanamaz kadar çokken , bir gazetecinin feryat figan içerisinde “yumurta” mağduruyum diyerek yaygara koparması, doğrusu benim içerlendiğim, ötesi tuhaf karşıladığım bir durum olmuştur. Çünkü; kendisine emekçi diyebilen ve her türlü zorlukları aşarak buralara kadar geldiğini övünerek iddia eden bir gazetecinin “evime yumurta attılar” demesi, olayı basın özgürlüğüne kadar indirgemesi anlaşılır bir durum ve tutum değildir. Konu münferit mi, yoksa genel mi? Konunun muhatabı olan gazetecinin şikayeti üzerine, olayın tanığı bir gazeteci arkadaşımız, kalabalık bir gazeteci gurubunun içerisinde, olay günü Buca Emniyetinden bir görevlinin kendilerine ; “Buca’daki camı açık bir çok eve yumurta atmışlar” demesi, ayrıca bu olayın kişiye özel yapılmış bir olay olmadığını da gösteriyor. Ve sonuç… Birkaç yumurta sarısının, evinin duvar ve camlarını kirlettiği gazeteci, ertesi gün köşesinde bir yazı kaleme alıyor ve düşündüren şu cümleleri kuruyordu; Üzgünüm. Çünkü yumurtalı protestoya uğramamın nedeni, Buca Belediyesi Meclis Üyesi Doç. Dr. Levent Köstem’le yaptığım röportaj ve o röportajda CHP İzmir İl Disiplin Kurulu tarafından 1 yıllık kınama cezası alan Köstem’in yaptığı cesur açıklamaları, olduğu gibi yayımlamak… Suçlamaların muhataplarına (belediye başkanı Ercan Tatı ve röportajda adı geçen meclis üyelerine) dönüp “siz ne diyorsunuz bunlara” demem bile beklenmeden, Sırf mesleğimin gereklerini yerine getirdiğim için, Sırf bu yüzden hedef alınmış olduğum için… Üzgünüm… Oysa, soruşturmanın failleri henüz belli değildi. Levent Köstem’in açıklamalarını “cesurca” niteleyen yazar, Başkan Ercan Tatı’yı “işaret” ediyor bir görüntü çiziyordu… Sözün özü : Konu görüldüğü üzere belleğimizde takılıp kaldı. Bu olayın basın tarihine “Yumurtadan pay çıkarmak” yaklaşımıyla geçeceğinden de eminim. Tarihte bu şekilde anılmanın, ne gurur verici bir durum olduğunu da varın siz düşünün… ▲dip-NOT : Bir Belediye Başkanımız bugünlerde oldukça zor durumdaymış. Duyumlarıma göre, oğlunun "trilyonu bulan kumar borcu" yüzünden, her hafta yüklü miktarda "borç" ödüyormuş. Siz yine de, benden duymamış olun... *E-Posta: gazeteci@sinankara.comYorum Ekle
Yazarın diğer yazıları
- CHP’nin Cumhurbaşkanı adaylığı Özgür Özel’e kalabilir
- Buca’da Görkem Duman farkı
- AKP Selçuk’u unutsun..
- Kreşleri kapatmak ne demek?
- Tunç Soyer’in miadı dolmadı mı?
- Konu kendi Belediyeleri olunca; AKP’li vekiller dut yemiş bülbüle dönüyor
- Biraz sabır... Cemil Başkan güzel işler yapacak
- Cemil Tugay’ın formülü doğru
- Bu davranış ayakta alkışlanır
- Cemil Tugay başarılı mı, başarısız mı?
- Tüm Yazıları
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Cem Yılmaz da göç etti: 'Her şey çok güzel olacak'
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından başlayan tepkiler protestolara dönüşmüş, yapılan her paylaşım ayrı olay olmuştu. Sürecin bir an olsun durulmadığı gündemde X platformunda hesap...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Uzmanı uyardı: Solunum yolu enfeksiyonu sonrası kalp gribi riski
Üst solunum yolu enfeksiyonlarını atlatan kişilerde sessizce ilerleyen kalp gribi tehlikesi! Göğsünde ağrıyla hastaneye başvuran genç, kalp gribi teşhisiyle karşılaştı. Uzmanlar uyarıyor: Genç ölümlerin ardında bu hastalık olabilir. Boğaz ağrısı, halsizlik, nefes darlığı ve kırıklık gibi genel belirtilerle üst solunum yolu rahatsızlığı geçirenler, bir süre sonra kalp batması, göğüs ağrısı ve çarpıntı gibi belirtilerle hastanelere başvuruyor.
Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.